Merhaba arkadaslar,
Artik 4 yasindayim. Hey gidi seneler, ne de cabuk gectiler. Biraz kendimden bahsedeyim. En sevdigim renk pembe. En sevdigim oyun prensescilik. 5 tane sihirli degnegim var. Hepsi pembe. En sevdigim yemek somon. Cunku pembe. En sevdigim hayvan domuz. Cunku pembe. En sevdigim cizgi film Peppa Pig. Malum, pembe..
Saclarim uzun. Upuzun. Ama dilim daha uzun. Herseye verecek bir cevabim, yapacak bir yorumum, hep soyleyecek bir sozum var. Turkce olsun Ingilizce olsun hic susmuyorum. Uykuda bile.
Prensip olarak pantalon, esofman ve sort giymiyorum. Topugumda bir tam tur attigimda en az 45 derecelik aciyla savrulan etek yahut elbise, tercihen tullu, cicekli ve pembe olmadikca kiyafete itiraz hakkimi sonuna kadar kullaniyorum. Inatlasmayi biraktigimizdan beri hayat sanki daha guzel.
Saclarimin toplanmasindan hoslanmiyorum. Sac bandi ve tacin karistirilmasina ifrit oluyorum. Topuzdan nefret ediyorum. Net.
Titizim. Oda ve hatta ev benim olsun olmasin ortaligin daginik olmasindan rahatsiz oluyorum. Rahatsizligimi sozlu ifadelerle belli ediyorum.
Yaklasik 10 aydir ablayim. Oldukca yorucu ve yipratici bir gorev. Neyseki bombisi seviyorum. Sevgimi her firsatta gostermekten cekinmiyorum. Yer yer sevgimle bunaltiyorum.
Bak yine beni cagiriyorlar..
Of.
Lila Z., 4
Sunday, February 10, 2019
Monday, February 26, 2018
bu sabah cocuklari arabaya doldurup okula yetistirmeye calisirken sarfettigim cumleler, aklima yillar once yazdigim anne sozu dinle postunu getirdi. actim okudum, cok guldum. sonra firsat buldukca dusundum..
seklinde baslayip, neyi bu kadar cok dusundugumu anlattigim, komikli bir yazi yazmakti amacim. bir kac denemeden sonra pes ettim. cunku sessiz kaldigim zamanda yazmaya calistigim nice zaman gibi, bir kez daha farkettim ki, artik uzun ve alengirli cumeleler kuran bir insan degilim.
cunku 6 yildir cocuklarla yasiyorum... kisa, net, oz, dogrudan konusuyorum. gunluk hayatta pratik niyetine laf sokamiyorum. ironi yapmiyorum. neysem oyum, neyse o. su 8 sene onceki halime bir kosu gittim, kolunu cimcirdim, gelisiguzel futursuzluguna kizdim, ben senin gibi olamam ama sen benim gibi olursun (annanem et al., 2011) diyip dondum. sogumadi icim.
once ayaklarima baktim. terlik giyiyor muydum? evet, fusya pompomlu yesil. atlet? asla! peki cocuklara neden uyanir uyanmaz corap giymeden gelmeyiiiiiin! diye sesleniyorum. bagiriyorum da denebilir? evde corap ya da terlikle gezmeleri beni daha iyi bir anne yapiyor mu? sanmam. o seslendigim bikkinli ses tonu olmasa hayat daha guzel sanki. ama ev soguk. sabahlari en cok. corapsiz yere basan ayak demek kimligi belirsiz karin agrisi demek. o kimsesiz karin agrisi mutsuzluk olarak direk bana girecek demek. corap giy ses tonum mu, mutsuz karin agrisi mi? bilmiyorum. atlet ve kulotlu corap zorunlulugu yok ama. iyi bir anne miyim yani? de get.
takvim ustunde 8 isik yili, pratikte 8 dakikada bana olan iste bu. yazarak konusmak yerine kendimle konusuyorum. kendimi olcup bicip, kesip dikip, egip bukup duzeltiyorum. dustugum vicdani sorgu sarmali kuyusundan el yordamiyla cikip onumuzdeki maclara bakiyorum.
su yazdigim dort paragrafin sonunda fark ettigim yenilik ise yazmanin bana hep ne kadar iyi gelmisligi. yazdikca varligini coktandir unuttugum beyin kivrimlarimin tozunu silkeledigim. kucaklasip hasret giderdigim. ben yine gelirim diyebilmek umidim.
Friday, December 11, 2015
Temcit serisi... temmuz'07
TUESDAY, JULY 07, 2009
o kadar da gecmiste kalmayan eskiden, bir kelimeyi, haberi, sozu, bakisi, durusu, gunluk hayatin cok da umurda olmayan tek bir anini, yayin akisi esnasinda bulundugu kareden keserek cikartip enine boyuna sundurebilir, ustunde uzuuun uzuun dusunebilir, igne ucu delikli suzgeclerden gecirebilir ya da islak pamuk altinda budaklanmasini izleyip saymaya usenilesi vakitlerce yorum yapabilirdim. o yorumlarin milyorda biriyle gunasiri blog yazabilir, asirdigim gunlerde yazdigim yazilari bizzat kendi ilgime draft olarak kaydedebilirdim... simdiki degisikligin sebebini once bitirdigim doktora sanmistim. bunye bunalmadikca kurcalamiyor, hayattan memnunsa elestirmiyor, mutluysa irdelemiyor sandim. yanilmisim. onca ay issiz kaldim. bunaldim, hayattan biktim, mutsuzluklari yeniden tanimladim. yazmadim... sonra sucu yalnizliga attim. insan yalniz kalmadikca dusunmuyor, konusabiliyorsa yazmiyor sandim. buldugum isle yeniden yalniz kaldim. medeniyet uzaginda, yeni bir kampus koyunde, hic komsumun olmadigi tek odali kendi evimde istemedigim kadar yalnizdim. yine yazmadim..
sonra birdenbire ne oldugunu anladigimi filan sanan okuyucuya hatirlatirim ki bu tip ilahi aydinlanmalar edebi yazilarda olur. burasi amator ruhlu koyun blogu. egitmekle gorevli bulundugum iki kucuk cekirgeye gunlerdir giris gelisme sonuc iliskisini anlatmaya calisiyor olmam ve bu iliskiye su siralar duydugum nefretli tiksinti gelmis gecmis butun yazi duzenlerinin icine tukurme istegiyle doldurdu beni. nefretimin bir kismini sactigima ve yazinin gelisimini ziyadesiyle bozduguma gore ilk paragraftaki meseleye geri donebilir tahmini sonuca varabilirim.
sanirim, yazma potansiyelimin baltasi anonimligimi koruma cabasi.. zaten belki gercekten de, 'mahremiyetin gitti mi elden sen de gitmelisin tez elden'*. belki de degil. gayet karizmatik sonucu da boylelikle piciriklestirdigimize gore dagilabiliriz. yasasin kisisel anlatimin bozuk gelisimi.
*ElifSafak-Mahrem
sonra birdenbire ne oldugunu anladigimi filan sanan okuyucuya hatirlatirim ki bu tip ilahi aydinlanmalar edebi yazilarda olur. burasi amator ruhlu koyun blogu. egitmekle gorevli bulundugum iki kucuk cekirgeye gunlerdir giris gelisme sonuc iliskisini anlatmaya calisiyor olmam ve bu iliskiye su siralar duydugum nefretli tiksinti gelmis gecmis butun yazi duzenlerinin icine tukurme istegiyle doldurdu beni. nefretimin bir kismini sactigima ve yazinin gelisimini ziyadesiyle bozduguma gore ilk paragraftaki meseleye geri donebilir tahmini sonuca varabilirim.
sanirim, yazma potansiyelimin baltasi anonimligimi koruma cabasi.. zaten belki gercekten de, 'mahremiyetin gitti mi elden sen de gitmelisin tez elden'*. belki de degil. gayet karizmatik sonucu da boylelikle piciriklestirdigimize gore dagilabiliriz. yasasin kisisel anlatimin bozuk gelisimi.
*ElifSafak-Mahrem
Tuesday, December 08, 2015
Zaman zaman
Bir cocuk daha yaptik ve butun hayatimiz degisti...
Artik dort kisilik bir aileyiz. Bana genelde evde 10-12 kisi yasiyormusuz gibi geliyor. Bulasik makinasi, camasir makinasi, oyuncak sepeti, park, okul, mutfak tezgahi haricinde evde ve sokakta muhattap oldugum mercii yok diyebilirim. Masa, sandalye ve koltuk kullanmiyorum. Tuvalet ve dus hayati onem tasiyorsa, yatak ise opsiyonel bir secim benim icin. Hani orada son derece kalitesiz uykuya harcayacagim zamanda ohoo neler neler yaparim mantigini benimsedim. Isin bana gore en ilginc tarafi butun bu degisimden hic gocunmuyor olusum. Uykusuzluk, vakitsizlik ve kaos artik normallesti. Hamilelik hormonlariyla kavruldugum en civcivli baslangic zamanlarinda, kendimi donup dolasip darladigim tek mevzu, sevgimi ilgimi alakami kalbimi, kendimi iki yavruya nasil esit bolecegimle ilgiliydi. Hele ki ilkini bunca zaman istemis, beklemis, sevmis, sindirmisken, ikincide hersey nasil olacakti... Oyle cabuk ve guzel oldu ki. Kalbimi bolmeme gerek kalmadi zira bir butun olarak kalbe donustum. Artik dunyanin butun dertleri bana dert. Cocuklarla ilgili olanlari ozellikle. Daha hassas, daha pratik, daha sakin, daha genis, daha dalgin ve daha pis bir insanim artik.
Ailenin en yeni uyesi birkac gun sonra ilk dogumgununu kutlayacak. Zaman ah zaman. Nasil da gecti habersiz su gibi filan degil. Soke soke, ite kaka, bildigin, resmen, gozumuze parmagini bastira batira..
Zaman ah zaman da.. Yine de o zaman. butun kalbimle iyi ki.
Artik dort kisilik bir aileyiz. Bana genelde evde 10-12 kisi yasiyormusuz gibi geliyor. Bulasik makinasi, camasir makinasi, oyuncak sepeti, park, okul, mutfak tezgahi haricinde evde ve sokakta muhattap oldugum mercii yok diyebilirim. Masa, sandalye ve koltuk kullanmiyorum. Tuvalet ve dus hayati onem tasiyorsa, yatak ise opsiyonel bir secim benim icin. Hani orada son derece kalitesiz uykuya harcayacagim zamanda ohoo neler neler yaparim mantigini benimsedim. Isin bana gore en ilginc tarafi butun bu degisimden hic gocunmuyor olusum. Uykusuzluk, vakitsizlik ve kaos artik normallesti. Hamilelik hormonlariyla kavruldugum en civcivli baslangic zamanlarinda, kendimi donup dolasip darladigim tek mevzu, sevgimi ilgimi alakami kalbimi, kendimi iki yavruya nasil esit bolecegimle ilgiliydi. Hele ki ilkini bunca zaman istemis, beklemis, sevmis, sindirmisken, ikincide hersey nasil olacakti... Oyle cabuk ve guzel oldu ki. Kalbimi bolmeme gerek kalmadi zira bir butun olarak kalbe donustum. Artik dunyanin butun dertleri bana dert. Cocuklarla ilgili olanlari ozellikle. Daha hassas, daha pratik, daha sakin, daha genis, daha dalgin ve daha pis bir insanim artik.
Ailenin en yeni uyesi birkac gun sonra ilk dogumgununu kutlayacak. Zaman ah zaman. Nasil da gecti habersiz su gibi filan degil. Soke soke, ite kaka, bildigin, resmen, gozumuze parmagini bastira batira..
Zaman ah zaman da.. Yine de o zaman. butun kalbimle iyi ki.
Thursday, February 19, 2015
Ada
3 hafta
Iste geldim burdayim.. nasil bir yorgunluk arkadas. asagi yukari uc hafta oldu geleli ama hala atamadim ustumden. ekseriye gunduz basiyor uyku. tatli tatli. aksam 7 gibi kaciyor. agir da yemiyorum ama yuzde doksanim gaz. basiyorum cigligi. sabah 5e kadar vur patlasin cal oynasin-lar. neyseki cok tatliyim.
6hafta
Sonunda hatirladim. gozum bi yerden isiriyor. dusun allah dusun. ses tanidik, koku tanidik. bak bak bir turlu cikaramiyorum. sonradan dank etti. annemmis. hatirladim rahatladim. gordukce gulumsuyorum. hala cok gazim var. karnimda acayip sesler. uyku tutmuyor-lar. hala cok tatliyim.
8 hafta
Bildigin konusuyorum. konusuyorum da anlayanim yok. oksuruk oldum. boyutuma istinaden ilac vermiyorlar, sabah aksam saunadayiz. kese de atalim gelmisken diyorum ama anlayan yok dedim ya. aksam aglamalarini bitirdik. annem diyette. karin agrisi gidalari tespiti 8 haftayi buldu malesef ama buna da sukur. ekseriye kose minderiyim. acikinca sekerim dusuyor sanki. bambaska insan oluyorum, gemileri yakip kopruleri atiyorum. ama tatliyim biliyorum.
Iste geldim burdayim.. nasil bir yorgunluk arkadas. asagi yukari uc hafta oldu geleli ama hala atamadim ustumden. ekseriye gunduz basiyor uyku. tatli tatli. aksam 7 gibi kaciyor. agir da yemiyorum ama yuzde doksanim gaz. basiyorum cigligi. sabah 5e kadar vur patlasin cal oynasin-lar. neyseki cok tatliyim.
6hafta
Sonunda hatirladim. gozum bi yerden isiriyor. dusun allah dusun. ses tanidik, koku tanidik. bak bak bir turlu cikaramiyorum. sonradan dank etti. annemmis. hatirladim rahatladim. gordukce gulumsuyorum. hala cok gazim var. karnimda acayip sesler. uyku tutmuyor-lar. hala cok tatliyim.
8 hafta
Bildigin konusuyorum. konusuyorum da anlayanim yok. oksuruk oldum. boyutuma istinaden ilac vermiyorlar, sabah aksam saunadayiz. kese de atalim gelmisken diyorum ama anlayan yok dedim ya. aksam aglamalarini bitirdik. annem diyette. karin agrisi gidalari tespiti 8 haftayi buldu malesef ama buna da sukur. ekseriye kose minderiyim. acikinca sekerim dusuyor sanki. bambaska insan oluyorum, gemileri yakip kopruleri atiyorum. ama tatliyim biliyorum.
Sunday, January 11, 2015
Ustam ve rakunlar
(Ekim 2014, ev hali)
Tuesday, December 02, 2014
Bir kucuk pabuc meselesi
Fiziksel durumumun ciplak ayakla kesintisiz 3 metreden fazla yurumeye elvermedigi su gunlerde kendime on santim kalin topuklu, onden bagcikli bir cift bot almis olmam bilimcimin yastik altina dair cok sey anlatiyor aslinda... Kisa sure sonra biri kucuk biri bebek iki cocuklu hayata yapacagim sert geciste ayagimda bir zamanlar kim olduguma, neyi sevip begendigime dair ipucu barindiran pabuclar olursa, belki, kendime gelmem daha az zaman alir. Kimbilir.
Sunday, October 12, 2014
(H)elal
Kendi kendine oyuncak evindeki domuz ailesini birbiriyle konustururken:
Peppa pig (evin kizi) : ohhoh ohhhoo...
Daddy pig: Elal elal !
Peppa pig (evin kizi) : ohhoh ohhhoo...
Daddy pig: Elal elal !
Friday, June 20, 2014
ZekaiTunca'nin sesi ne acayip degil mi? Insanin kalbini kucuk tatli pitpitlarla durtup havalanmamis kuytulara oksijen basiyor filan. Hatta olmaz ya, o ses tonuyla bestesinde yedi sulaleme alenen giydirse ben o tatli bahar esintisinin etkisiyle beni ve sozkonusu sulalemi asla susuz asksiz birakmayacagini filan hayal ederim. Beni aylar sonra yazmaya heveslendiren tek basina bu ses degil elbet. Mesela birkac gun once sabahimin en verimli saatlerini basbasa 1,5 metrekarelik bir odada gecirdigim sekizyuzonyedidebirin onyedibindebirden kucuk mu buyuk mu oldugunu anlayabilmek icin gozumun onunde kagida yuksek sesle 'this eats this' (bu bunu yer) isareti cizen bilimsel kadincagiz. iste o an dizimi dizinden ayirip o kitir spreyli kafasini bagrima basmak icin kendimi zor tuttum. anlattigi seyden bagimsiz gozlerinin icine bakip hayatin onun icin yer yer ne kadar zorlasabilecegini hayal etmeye calistim. basaramadim. bu yaziyi toparlayip bir ortak sonuca varmanin mumkun olamayacagini senelerin tecrubesiyle bildigimden direk yazacagim. diyecegim o ki, giristeki adam gibi uhrevi bir sesin yoksa ya da baska bir ozelliginle karsindaki insani buyuleyemiyorsan, yani insanlar gercekten ne dedigini dinliyorsa isini iyi yap salak kadin! salaklik biyolojik, toplumsal, ideolojik her ne kaynakliysa pek dogal pek tabii. basimin ustunde ve hatta bizzat bende var. ama bunun farkinda olmayana, sirf bu yuzden yapmasi gereken isi yapmayana tahammulum yok.
iste bu yuzden zaman zaman insanliga kustugum dogrudur. bamyami pisirir, kitabimi okur, cocuguma ogleden sonra seftalisini dograr, obez baligimi doyurur, son derece firtinali yasantima kaldigim yerden devam eder giderdim. bir sure.
sonra insanlik krem peynire ben bloguma.
hosgeldim.
iste bu yuzden zaman zaman insanliga kustugum dogrudur. bamyami pisirir, kitabimi okur, cocuguma ogleden sonra seftalisini dograr, obez baligimi doyurur, son derece firtinali yasantima kaldigim yerden devam eder giderdim. bir sure.
sonra insanlik krem peynire ben bloguma.
hosgeldim.
Monday, February 10, 2014
Lila-ikibucuk
Hi yani selam,
Beni okula yazdiracaklar. annem mahalle mektebinde (play-based) diretiyor, babamsa semsiefendi okulunda (montessori) israrci. bana kalsa caddedeki ayakkabici suleyman amcaya cirak olurum. zanaat ogrenmek gibisi yoktur herhalde. benden tavsiye, nasil becerirsiniz orasini bilemem ama ilk cocuk olmayin. deney maymunundan halliceyim yeminle. icten ice de sevincliyim aslinda. bir suredir ev basiyor bana. iki insan gorurum, birlikte kudururuz, resimdi muzikti derken iyi olur gibi geliyor. ah bi karar verebilseler ben de ona gore hazirliycam kendimi. bahcesinde tavukla tavsan olan okul mu, ogretmenleri az catlak olan okul mu, uc gun mu bes gun tam gun mu karar veremiyorlar ki anasini satayim. bu ay sonuna kadar muhlet verdim yoksa calicam suleyman amcanin kapisini.
Ingilizceyle basim dertte. az bucuk anliyorum olan biteni ama hala tadim kacik. ben ki (eski) turkce'de aruz vezniyle siirler yazmaya baslayali, divan edebiyatina merak salali, birlesik fiilli yuklemlerle donattigim kompozisyonlarimi soru cumleleriyle baslatali aylar olmus, verisdiket? dediklerinde bir sure kitlenip, akabinde yellow diyorum. evet hallolur biliyorum ama icleniyorum.
Musiki derslerine ara verdik. bana gore hava hostu, calip soyluyorduk da annem baymis. onun yerine bale sinifina kaydolduk bir donem. tutuler mutuler, pembe babetler, tuller cicekler bocekler derken bir sure sonra resti cektim. prenses dansi filan tamam da o hoplamalar ziplamalar bana gore degil gibi geldi. cok da emin degildim. gerci sekiz kisilik siniftaki hicbir kizcagiz ne yaptiginin tam farkinda degildi ama hepimiz ayni anda sacmalayinca komik gorundugumuzu tahmin ediyorum. donem sonu gosterisi videosunu hala izleyip guluyorlar. ayip aslinda. sanat icin sanat yaptik, anlamadilar.
Ara sira takildigimiz bir de resim sinifi var. proje ustune proje yaratiyoruz. kes yapistir, katla yuvarla, boya badana.. bu sonuncusunu ben teklif ettim bizimkilere. onca projeye luzum yok, israf, elim firca tutuyor cok sukur, giriselim koridor duvarina dedim. simdilik yok mok dediler ama ilk hamleyi benden bekler gibiler. baslamak bitirmenin yarisiymisti nasilsa.
Yine gitmem gerekiyor. yemek, uyku, banyo.. bir isi de bensiz yapabilse
su kadin!
Opt.kib.
Lila
Beni okula yazdiracaklar. annem mahalle mektebinde (play-based) diretiyor, babamsa semsiefendi okulunda (montessori) israrci. bana kalsa caddedeki ayakkabici suleyman amcaya cirak olurum. zanaat ogrenmek gibisi yoktur herhalde. benden tavsiye, nasil becerirsiniz orasini bilemem ama ilk cocuk olmayin. deney maymunundan halliceyim yeminle. icten ice de sevincliyim aslinda. bir suredir ev basiyor bana. iki insan gorurum, birlikte kudururuz, resimdi muzikti derken iyi olur gibi geliyor. ah bi karar verebilseler ben de ona gore hazirliycam kendimi. bahcesinde tavukla tavsan olan okul mu, ogretmenleri az catlak olan okul mu, uc gun mu bes gun tam gun mu karar veremiyorlar ki anasini satayim. bu ay sonuna kadar muhlet verdim yoksa calicam suleyman amcanin kapisini.
Ingilizceyle basim dertte. az bucuk anliyorum olan biteni ama hala tadim kacik. ben ki (eski) turkce'de aruz vezniyle siirler yazmaya baslayali, divan edebiyatina merak salali, birlesik fiilli yuklemlerle donattigim kompozisyonlarimi soru cumleleriyle baslatali aylar olmus, verisdiket? dediklerinde bir sure kitlenip, akabinde yellow diyorum. evet hallolur biliyorum ama icleniyorum.
Musiki derslerine ara verdik. bana gore hava hostu, calip soyluyorduk da annem baymis. onun yerine bale sinifina kaydolduk bir donem. tutuler mutuler, pembe babetler, tuller cicekler bocekler derken bir sure sonra resti cektim. prenses dansi filan tamam da o hoplamalar ziplamalar bana gore degil gibi geldi. cok da emin degildim. gerci sekiz kisilik siniftaki hicbir kizcagiz ne yaptiginin tam farkinda degildi ama hepimiz ayni anda sacmalayinca komik gorundugumuzu tahmin ediyorum. donem sonu gosterisi videosunu hala izleyip guluyorlar. ayip aslinda. sanat icin sanat yaptik, anlamadilar.
Ara sira takildigimiz bir de resim sinifi var. proje ustune proje yaratiyoruz. kes yapistir, katla yuvarla, boya badana.. bu sonuncusunu ben teklif ettim bizimkilere. onca projeye luzum yok, israf, elim firca tutuyor cok sukur, giriselim koridor duvarina dedim. simdilik yok mok dediler ama ilk hamleyi benden bekler gibiler. baslamak bitirmenin yarisiymisti nasilsa.
Yine gitmem gerekiyor. yemek, uyku, banyo.. bir isi de bensiz yapabilse
su kadin!
Opt.kib.
Lila
Friday, January 31, 2014
icimdeki emekli albay
Ustam ve Ben, bir hayalkirikligi daha.. umarim bu verdigim en sonuncu son sans olarak kalabilir. en sevdiklerimden yazar evlenip cocuklanali beri o essiz kelimeleriyle, en aklimiza gelmeyen yerinden gorup aktardigi hikayeleri bitti. kimsede suc yok. bir zamanlar her duyusta oturup iki satir yazmama vesile olan sarkiyi bu sabah portakal sikarken dinledim. sarki bitti ben gidip tavadaki omleti cevirdim. beyninde biriktirdigini bogrunden gecirip ortaya cikariyorduysan, yalnizlik, karamsarlik, umursamazlikla filan besliyorduysan ama o bogurde bir suredir baska asklar yasiyorsa, artik ortaya cikanlar o en bastaki issiz insan kalintilariyla bir olmuyor iste. tabi bu, degisim miladini siyah sut aldigimizda olasi sebeplerin en naifi. ticari kismi dusunmek bile onca sevdigim kitap hatrina uzuyor beni.
Wednesday, December 25, 2013
eskiden ugrastigim seyler: Chicago 2011
hasin esen ruzgarla, yarim metrelik pencere pervazindan mutfak parkesine dorduncu kez serbest cakilan meneksemin-camdan gelen gunesli serinligi sevdigini biliyorum-keyfi kacik. konusuyorum, hatir soruyorum, ses yok. bi tavir, bi cicek curutme, bi yaprak porsutme filan. bilmiyorum ki gonlunu nasil almali. hayir mevzu ben olsam, calarsin kokume bir kasik nutella aninda kendimi sevincten parkeye cakarim. cicek sulalesi iste..
eskiden ugrastigim seyler: NewYork 2010
islak semsiye masa altina yerlestirilir, palto atki hirka cikar sandalyelere serilir, canta telefon cuzdan masa ustune yayilir, eldeki tepsi masaya iner, cay bardaginin kapagi acilir, cikolatali sey peceteye sarilir, ilk lokmanin dislenmesine saliseler kala dibimde bir adam:
-hanfendi!
-? (neey der gibi bakis)
-burasi full servis masasi, self servis icin yandaki masaya gecmeniz lazim, yanlis yerdesiniz.
(disler hala cikolatali seyin ustunde... sessizlik.. bir bu masaya bir yandaki masaya sonra konusan adama bakis.. disleri cikolatali seyin ustunden ayiris.. yutkunus)
-burasi baska kafe mi?
-ayni ama burasi siparisli masa. yan masaya gecmeniz lazim.
- (seni suracikta islak odunla tartaklamak istiyorum ama ortamdaki tek odun sen islak olan da benim der gibi bakis, agzi acis gozu yumus) siparisim 5 dolarlik, oturacagim sure maksimum 10 dakika, kafe zaten bos, 75 sent bahsis icin bu konusmayi yapiyor olmamiz ne sacma degil mi?
-? (neey der gibi bakis)
-kafenin adi Europa ama cok firin ekmek lazim daha..(masadan kalkarken kendi kendine mirildanis)
- yardim edeyim.
- yaaa birak allasen. (daga kusen tavsanmis gibi adama bakmayis).
Saturday, December 14, 2013
Sunday, December 08, 2013
Yol sohbetleri: Rezervasyon
telefondaki ses- alo?
benim sesim- iyi aksamlar
yandaki ses- {turk oldugunu nerden bildin?}
benim sesim- {alo dedi}
telefondaki ses-buyrun?
bs- biz yoldayiz. 4 kisilik masa rezervasyonu yaptirabilir miyiz?
ts- 4 kisiiiilikkkk...hmmmm.... tamam masayi ayiriyorum.
bs-tesekkurler, gorusuruz. bye.
ts-bye.
benim sesim- {tamamdir masa ayrilcak}
yandaki ses- {e isim vermedin?}
benim sesim- {hmm. almadi di mi?}
yandaki sessizlik.
benim sesim- iyi aksamlar
yandaki ses- {turk oldugunu nerden bildin?}
benim sesim- {alo dedi}
telefondaki ses-buyrun?
bs- biz yoldayiz. 4 kisilik masa rezervasyonu yaptirabilir miyiz?
ts- 4 kisiiiilikkkk...hmmmm.... tamam masayi ayiriyorum.
bs-tesekkurler, gorusuruz. bye.
ts-bye.
benim sesim- {tamamdir masa ayrilcak}
yandaki ses- {e isim vermedin?}
benim sesim- {hmm. almadi di mi?}
yandaki sessizlik.
Wednesday, December 04, 2013
dailey metod
| kobay ve temsili pilates topu |
Siccacik yoga sinifi uyeligimin bitmesiyle kendimi icinde buldugum bosluk beni oylesine sarsti ki kendimi bir sabah ansizin bir suredir adini duydugum eve on kulac mesafedeki studyoda buldum. ve yine her zamanki gibi gitmeden once internette yazilan yorumlari okudum ama sallamadim. metodu ve studyoyu anlatmadan once bahsettigim bosluk ve sarsilmayi kurcalamak isterim.
Ben aslen kilo vermek derdinde degilim. sadece uzerinize afiyet okuz gibi yiyeyim, canimin istedigini istedigim saat gomeyim ama mevcut kiloma kilo eklemeyeyim gayesindeyim. ha bir dumduz karin, efendime diyim el sallayinca titremeyen pazular, erimis mafin toplari kim istemez, onlar da yan cebimde kalsin mumkunse. Asil mesele baska..
Tam zamanli bir ev annesi oldugum uzre bazi gunlerin bazi saatlerinde bulundugum ortamdan kosarak kacmak ve bir daha geri donmemek istedigimi fark ettigimden beri bu tip anlar yaklasirken (terrible 34) kendime hemmencecik bir kanalizasyon alani bulmam icap ediyor. halk jargonunda tantrum olarak adlandirilan bu tip ataklarin sikligi ve siddeti yavruyla gecirilen overdoz zaman, uykusuzluk ve aktivitesizlikle dogru oratili. bizzat kendi bilimsel arastirmalarim sonucu vardigim nokta su ki, haftaici herhangi bir gunun herhangi bir saatinde eli kolu bos, cantasiz, cocuksuz, matarasiz, islak mendilsiz, bezsiz, mandalina muz ya da kuru meyvesiz sokaga futursuzca salindigimda, ben, takip eden 4 gunu, hafta ici ya da sonu olmaksizin ataksiz geciriyorum. soz konusu basibos bir saat icin evden cikarken cogu zaman geride biraktigim manzara oylesine acikli oluyor ki o bir saati ekseriye kendime iskence ederek ve bu sayede vicdan azabi duymayarak geciriyorum.
bu uzun giristen sonra yeni spor salonumun adini aciklayabilirim. the dailey method. ismin sonundaki method kelimesi bir saatlik metodik iskenceyi vurguluyor. yoga olsun pilates olsun sicak ya da soguk olsun hepsinin ardinda puri pak uhrevi bir butune tamamlanma arzusu yatiyorken the dailey metodun tek amaci bir saatlik surede maksimum kasi minimum zaman kaybi ve hareketle calistirmak. terlemek yok. kardio yok. hoplama ziplama, muzikle cosma yok. konusma yok. bir duvar aynasi, onunde bir bar ve kaymayan coraplar var. metodu geckin yasinda balerin olmaya heves etmis bir kadincagizin turettigini dusunuyorum. balerin olamamis ancak bari yaptigim spor bosa gitmesin dur ben bunu halkla paylasayim demis. peki bir ders gittim, ikinciye gittim ucuncuye neden gittim. cunku ise yariyor. sirt, bel, karin bacak hepsi tingir mingir calisiyor, saglam yag yakiyor ve insan ozellikle ertesi sabah yengec bacaklariyla yururken kendini iyi hissediyor.
bu kez bir aylik sinirsiz uyelik yok, insan gibi, temkinli, azar azar.
kismet.
bu kez bir aylik sinirsiz uyelik yok, insan gibi, temkinli, azar azar.
kismet.
Sunday, December 01, 2013
HelloWorld
Dikisle olan munasebetimi bir adim ileriye tasidim. Buyrun:
http://madebylilasmom.tumblr.com/
Dukkan hazir gibi ancak satis yapmaktan tirsan ilk dukkan sahibi olarak tarihe gecebilirim. Vitrindeki kostumler suan sehrimizin lokal sanat studyosunda satista. Sonrasi nasil olur henuz bilmiyorum ama ben kiyafetleri cizerken, hikayeleriyle dikerken ve fotograflarini cekerken cok eglendim. Darisi size.. (aka Enjoy!)
http://madebylilasmom.tumblr.com/
Dukkan hazir gibi ancak satis yapmaktan tirsan ilk dukkan sahibi olarak tarihe gecebilirim. Vitrindeki kostumler suan sehrimizin lokal sanat studyosunda satista. Sonrasi nasil olur henuz bilmiyorum ama ben kiyafetleri cizerken, hikayeleriyle dikerken ve fotograflarini cekerken cok eglendim. Darisi size.. (aka Enjoy!)
Wednesday, November 20, 2013
iki yas ayfon algoritmasi
| 'olmus mu?' dedim, 'olmuus' dedi. inatlasmadim. |
bunlar da burda dursun
bi bakiym
bi bakip yerine koyyim (IF)
elimde dursun (ELSE IF)
bunu sen al bunu da ben
niye almiyorsun?
bunu al bunu al bunu allll bunu all bunu al (LOOP)
keske alsaydin
al bunu sen (GO TO LINE 1)
komandoyu (kumanda) sen allll, bunu (ayfon) da ben aliym. paylasstikk!
STOP
END
Wednesday, November 06, 2013
(ayi) yogi
bir suredir, yaklasik 40 derece ve yuzde 40 nemli bir odada yaklasik 40 kisiyle birlikte (kizli erkekli) yoga yapiyorum. sicak nem ve kalabalik ayni odada barindiginda meydana cikan islak koku sebebiyle 90 dakikalik surenin belirli araliklarinda odadan kosarak kacma istegimi bastirabildigimde dunyanin en pambik insani olarak gunun ve haftanin geri kalanina devam ediyorum. bu aksam da cocugu uyutup gittigim ve aslinda hicbisey dusunmuyor olmam gerektigini dusunerek tavan deliklerine konsantre oldugum yer pozlarindan birinde, icinde bulundugum ortama kendi iradem disinda zorla gonderiliyor olmanin insanlik sucu kapsaminda degerlendirilmesi gerektigi aklima gelmisti ki yine pozisyon ve aklimdakiler degisti. ihtiyac duydugum motivasyon kollarimdan fosurdayan terden ziyade odedigim bir aylik sinirsiz ucrette. su son cumleye kadar son derece ulvi degerler barindirarak yoga yapiyormusum gibiydi degil mi? yo yooo dostum..
Saturday, October 12, 2013
Subscribe to:
Posts (Atom)





