Tamamen akademik nedenlerle, birkac gunlugune geldigim Sikago kazan, ben kepce. Yakinda gorusmek uzere...Monday, July 30, 2007
Wednesday, July 25, 2007
Ben de onlardanim
Kapidan girdim. Asil amacimi gizleme cabasiyla etrafa soyle bir baktim. Rafta yoktu. Kasanin onunde arka arkaya dizilmis, irili ufakli insan kalabaligina takildi gozum. Kimse benim kadar muskulpesent durmuyordu. Cekinik hallerimi biraktim. Dosdogru ilerledim, kuyrugun sonuna eklendim. Bir bir eridi sira, en one geldim. Ben konusmaya yeltenmeden 'kac tane?' dedi kasiyer. Bir dedim. Yirmi iki dolar dedi. Al dedim. Fisini torbaya koyayim mi? dedi. Lutfen dedim. Yillar onceki halime nispet hem soruyu hem bu sorunun yasadigim topraklardaki onemini nihayet kavramistim. Torbami aldim, kapinin onunde durakladim. Merak ve hevesimin, diger istahli okurlarca kinanmayacagini bildigim bu sulardan cikmadan torbayi actim. Harry Potter'in yedinci kitabini elime aldim. Rastgele bir sayfa acip kokladim. Yeni kitap kokusuna bayilirim.Friday, July 20, 2007
Boncuk fasulyeden yazi
Monday, July 16, 2007
DDD - Ayrı Yazılan Birleşik Kelimeler

'DOĞRU YAZALIM, DOĞRU KONUŞALIM, DİLİMİZİ KORUYALIM' temalı dil etkinliğimizin bu haftaki ev sahibi benim. Konumuz da, ayrı yazılan birleşik kelimeler. 'Madem birleşik kelime, neden ayrı yazıyoruz kardeşim?' gibi, konu başlığının yol açtığı çelişkilere mahal vermeyen, akılda kalmaya en müsait haliyle dersi işlemenin yolunu aradım, bulamadım. Bir önceki haftadan, sevgili Sanem'in anlattıklarından aklınızda kalanlarla, hele bir okumaya başlayın, kısmetse neden olmasın...
Sizi, öyle miydi, böyle miydi, birleşik miydi, ayrı mıydı kararsızlığına sürükleyen iki kelimelik bir problemle karşılaştığınızda, önce sakin olun. Elinizin altında hemen danışabileceğiniz bir kılavuz yoksa, kelimelerin arasına mesafe koyun, ayrı ayrı bir daha okuyun. Zaten, çoğu zaman sadece bir kılavuz, kanunlar dahilinde kah birleşip kah ayrılan kimi kelimelerin medeni durumu hakkında kesin karar vermenize yeterli olmayabilir. Ayrı yazılan birleşik kelimeler için madde madde düzenlenmiş dil bilgisi hükümleri mevcut, ancak, ezberci zihniyetle işimiz olmaz diyenlerdenseniz, kelimelerin birleşirken uğradığı şekil ve anlam kaymalarına dikkat etmelisiniz.
Önce, şekil ve şemalini koruyan birleşik kelimelere bir göz atalım.
- Kelimelerden biri, yardım, yataklık fiili ise (etmek, edilmek, eylemek, kılmak, olmak) ve ikinci kelimeyle seviyeli birlikteliği sırasında ses düşmesi ya da türemesi, arada bırakın harfi, kız alışverişi bile yoksa, yollar çoktan ayrılmış demektir. Ayrı yazılır. Sizin birleştirme çabanız en fazla Berceste'nin fırçasını yemenize sebep olur. Örnekler:
Alt etmek, arz etmek, azat etmek, boş olmak, dans etmek, el etmek, göç etmek, ilan etmek, kabul etmek, kul etmek, kül olmak, not etmek, oyun etmek, sağ olmak, söz etmek, terk etmek, var olmak, yok etmek, yok olmak... Örnekleri uzatmanın alemi yok, zira bu en kolay kural.
Şimdi de, tek tek kendi anlamını koruyan, bu sebepten ayrı duran kelimelere bakalım.
- Birleşmeye yüz tutan sözcüklerin biri ya da her ikisi bireysel anlamından taviz vermiyor, kendi anlamını ilk günkü tazeliğinde koruyorsa bırakın ayrı kalsınlar. Ortak müşterekte buluşamayan birliktelikler ayrı yazılmaya mahkum olurlar. Kendi anlamına sahip çıkmakta kararlı kelimelerden biri,
hayvan: Mürekkep balığıyla hamam böcegini kim sevmez?
bitki: Ardıç otu, ayrık otu, sakız ağacı, kayısı kurusu ve guzelhatun çiçeğinden kocakarı ilacı yapılır. (Ama suçiçeğinden değil. Neden? Çünkü bu artık bir hastalık adıdır),
eşya, alet, nesne: Ne arap sabunu ne de banyo sabunu, temizlikte tuz ruhu gibisi yok.
yol ve ulaşımla ilgili: Yazar, çevre yolu, hava yolu, keçi yolu, alt geçit kelimelerini aynı cümle içinde kullanamadı.
durum, olgu ve olay: Açık oturum, açık öğretim, baş ağrısı kelimelerini de siz cümle içinde kullanın, yazar yoruldu.
ilim, bilim, bilgi kelimesi: Dil bilimi, gök bilimi, dil bilgisi kelimelerinin ayrı yazılacağını hepimiz biliyoruz, değil mi?
yiyecek içecek: Puf böreği, kuru yemiş, acı badem kurabiyesi olsa da yesek!
gök cisimleri: Çoban Yıldızı ve gök kuşağını çok severim.
organ: Ben bugün, sulu göz, azı dişi, kuyruk sokumu, karga burun, kuru kemik ve safra kesesi gördüm. Atmıyorum.
zamanla ilgili: Bağ bozumu, gece yarısı, hafta başı ve ay sonu gelse de üzüm yesek, uyusak ve maaş alsak! (Ama aybaşı değil. Neden? Çünkü her iki kelime de benliğini kaybetmiş, yepyeni bir maruzata yelken açmış).
olabilir. Oysaki kimi sözcükler birleştiğinde kendilerini kaybeder, bambaşka bir sözcük olurlar. İşte o zaman birleşik yazılırlar.
Gelelim 'kesin ayrı yazılır kuralları'na. Uyarıyorum, bu kısım biraz kazık.
- Peşine -r / -ar / -er, -maz / -mez ve -an / -en eklerini takarak tamamladığınız sıfatları ayrı yazınız, diyor TDK, ben örnek vermekten yanayım:
bakar kör, çalar saat, çıkar yol, döner sermaye, güler yüz, koşar adım, yazar kasa, yeter sayı; çıkmaz sokak, geçmez akçe, görünmez kaza, ölmez çiçek, tükenmez kalem; akan yıldız, doyuran buhar, uçan daire.
- Alt, üst, ana, ön, art, arka, yan, karşı, iç, dış, orta, büyük, küçük, sağ, sol, peşin, bir, iki, tek, çok, çift gibi yükte hafif pahada ağır sözcüklerin halay başı olduğu birleşik kelime ve terimleri ayrı yazıyoruz arkadaşlar:
alt yazı; üst kat, üst küme; ana bilim dalı, ana dili; ön söz, ön yargı; art damak, art niyet; arka teker; yan cümle, yan etki; karşı görüş, karşı oy; iç savaş, iç tüzük; dış borç, dış hat; orta kulak, orta oyunu; büyük anne, büyük baba; küçük harf, küçük parmak; sağ açık, sağ bek; sol açık, sol bek; peşin fikir, peşin hüküm; bir gözeli, bir hücreli; iki anlamlı, iki eşeyli; tek eşli, tek hücreli; çok düzlemli, çok hücreli; çift ayaklılar, çift kanatlılar.
- Somut olarak yer belirten alt ve üst ayrı yazılıyor:
deri altı, su altı, toprak altı, yer altı (yüzey); arka üstü, baş üstü, böbrek üstü bezi, tepe üstü (trafikte).
- Dış, iç, öte, sıra sözcüklerini içeren birleşik kelimeler ayrı yazılır:
ahlak dışı, çağ dışı, din dışı, kanun dışı, olağan dışı, yasa dışı; ceviz içi, hafta içi, yurt içi; fizik ötesi, kızıl ötesi, mor ötesi, sınır ötesi; aklı sıra, ardı sıra, peşi sıra, yanı sıra.
- Renk sözcugü, renklerden birinin adını içeren tamlamalar ve rengin tonuyla ilgili sıfatlar ayrı yazılıyor:
bal rengi, duman rengi, gümüş rengi, portakal rengi, saman rengi; ateş kırmızısı, boncuk mavisi, çivit mavisi, gece mavisi, limon sarısı, safra yeşili, süt kırı, açık mavi, açık yeşil, kara sarı, kirli sarı, koyu mavi, koyu yeşil.
İflahınız hala kesilmedi, bu noktaya ulaşabildiyseniz sizi tek tek, gönülden tebrik ediyorum. Başta, sınıfa üçüncü tekir şahıs getirmeme ses çıkarmayan etkinlik sahipleri olmak üzere, DDD kampanyasında emeği geçen herkese teşekkürler. Bunca laftan sonra Popçu Yalın'a da bir sorum var haliyle: 'kılavuzun kim canım senin?'.
Hatalıysam bildirin! www.morkoyun.blogspot.com
Tuesday, July 10, 2007
Wednesday, July 04, 2007
pitoresk*
Orhan Pamuk, Istanbul-Hatiralar ve Sehir
Saturday, June 30, 2007
gidenlerin ardindan
ben abla, sen kardes olmaya alismisiz kucukten besbelli. bu sebepten hic yadirgamadim komsucanliktan kardeslige terfini. zaten ustune hep bir cift goz gerek senin. sosyal guvensiz gol canavarim benim. izin verirsen, birgun uzun uzun yazarim butun hikayelerini...

birlikte dunyayi kurtardik, gulmekten karin agrittik da, bir tek krep'te anlasamadik gitti, basindan beri. sen, krep yagli olur dedikce ben kurumus sonbahar yapraklari gibi krepler yaptim. sen, pof pof kreplerini pide firini gibi yaglarken ben sutsuz una yumurta kirdim. superkaynana tavrina boyun egmedim, hep direndim. evet, sagdaki surrealist sekilli krep benim...
gun geldi, kalbur bulamadik tatlimizi rendeye bastik. gun gecti tatli bulamadik, ayni nutella kavanozuna kasik salladik.. gozunun onunde sallamama ragmen hep zar tuttugumu sandin ama yenilmekten bikmadin tavlada. daha 10 kaplan gucunde kahvemden yapacaktim ben sana...
ben mi? hayata mikroplu pembe bakmaya devam edecegim bir sure... yeniden yollarda olmak umidiyle...Tuesday, June 26, 2007
Ladri di biciclette
kilit altinda tutmaya gerek gormedigim bisikletimin calinmis olmasi, benim, bisiklet hirsizlarina beddua etmemi, surum surum surunmelerini istememi-butun kalbimle-, col sicaklarinda tasitsiz kalmalarini dilememi gerektirmiyor pek tabii... bir garip ihtiyac sahibinin caldigini, derdine care buldugunu, hirsizligin bir Bruno, efendime soyleyeyim bir Antonio'nun isi oldugunu dusunmek istiyorum! 5'inci viteste hayırlara yelken açasıcalar sizi...(filmi tavsiye ederim)
Thursday, June 21, 2007
Oksan (2001-2007)
ceyrek metrekarelik tel kafesin 3 sakininden en sakin duramayanini sectigimde, bir orta boy avuc kadar ve bir orta boy havuctan kisaydi. birbirine sokulup uyuklayan, annesiz tavsan yavrusu gelenegine aykiri kipir kipir ve asiri merakliydi...Tavşan besleyen,
Monday, June 18, 2007
necef ve masrapasi
su gunlerde, bir avuc serefsiz mikrop gelecegimle oynamakta sevgili okur. gencligimin bahari sayilabilecek gunlerim ve gecelerim, sayisiz kere denedigim deneylerimde kullanip muruvvet gormeyi umdugum nankor mikroplar tarafindan kemiriliyor. sabit sicaklikli, hafif sallantili, bol besinli, rekabetten uzak, guvenli ortamlarinda huzur icinde, verimli uresinler diye, saatlerim calisarak geciyor. lab'in delisi lakabini coktan benimsedim ve bu cumleden onceki cumleyi yazdiktan sonra kendimi bir an Manukyan gibi hissettim. olsun. san serefte degilim. mezun olmak, buralardan kosarak kacmak istiyorum. yorgunum, uykusuzum ve benzeri...
Wednesday, June 13, 2007
Monday, June 11, 2007
Sim por favor

Bu hayalin gerceklestigi yer, yani Fogo de Chão bir Brezilya kebapcisi. Biz Turklerin yesil alanda mangal sevdasina benzer, gecmisten gunumuze geleneklerini takip eden Brezilya yerlisi Gaúcho lakapli amcalar tadindan yenmez degisik isimleri olan etleri, tandirda, Churrascaria usulu pisiriyorlar. Yani sislere takip bolgesine gore komur ya da odun atesinin yandigi cukurlara indirerek. her bir Gaúcho sorumlu oldugu et pistikce kapip masalarin arasinda gezdiriyor ve buna rodizio usulu servis deniyor.

Hayallerden ziplayip gelen bir yemek sonrasi aklimda kalanlar, peynirli ekmekler, yesile donen markaya depar atan amcalar, lezzet patlamasi etler, Sili sarabi, resimde gorunen muz kizartmasi ve kolay sindirim icin onerilen frenk uzumu likoruyle (cassis) papaya pudingi... Pissst, evren, goster guneyleri su MorKoyuna dunya gozuyle, birak yasasin oralarda bir yerde... mutlu mutlu. Soz, uc lafindan biri obrigado olacak!
Wednesday, June 06, 2007
katil usak degilmis, oyleyse Fogo de Chão
2Ben kisisel gelisim kitaplarindan faydalanamayan insanlardanim. senli benli muhabbeti olan, parmagini ustume dogrultup kinayan bir de ustune tavsiyede bulunan kitapla muhattap bile olmam. okudukca ibret almak, benzerliklerin farkina varmak bana vazife olmali, mumkunse hep anonim okuyucu kalmali... ama isin icinde aciklanan bir sir varsa durum degisir... okumayani dovuyorlar fikrine kapildigim 'Secret' adli pazarlama harikasi kitabi duymayan ve okumayan kaldiysa ki eminim muhim bir mazereti vardir, bir vakit bende sir agda'nin uyandirdigi meraki atesleyen sirri irdelemek istiyorum izninizle...
almis basini gidiyor bir 'sir'. okur yazara 180 sayfa cep fotomaci tipinde, okumaya usenene 2 saatlik cd halinde. pek muhterem yazar hanim, PlatoGalileoBeethovenCarneigeEinstein'in bildigi (kitapta surekli bu sirada ve birlikte aniliyor bu sahislar, ister istemez bana Sahan'in MahsunIboAlisan'ini animsatiyor her geciste), kendisinin sonradan kesfettigi sirri halka aciyor, babasinin hayrina degil elbet, 20 dolara... Sir, ortalama bir Amerikali'nin zeka seviyesine hitaben 180 sayfada 25bine yakin tekrarla aciklaniyor ki bence keske herkes okusa, anlasa ve uygulasa...
Neyim eksik alemden, bir kosu gidip aldim kitabi, cevir cevir okudum bitti. Sir ne mi? iste ozeti: Bu kadar yurekten cagirma beni, bir gece ansizin gelebilirim!.. Anlamayana davul zurna esliginde tercih secenekleriyle: iti an comagi hazirla, ya da, iyi insan lafinin ustune gelir. Dervisin fikriyle zikri meselesi, terecilere satisa sunulmus bir nevi... butun iyi niyetim ve pozitif dusuncelerimle dolu aklimi basima toplayip evrendeki diger iyilikleri ustume cekmeyi ben de isterim pek tabii. Ama bunalima girme hakkimin, depresif kaygilarimin, erken saatte aralanmis tek gozle hayata cemkirerek, soldan yatak terketmenin karsi konulmaz cazibesinin, bugulu mutfak camindan suzulen yagmur damlariyla es zamanli akan huzun gozyaslarimin elimden alinmasina tepkiliyim. Ayrica kitabin, kilo vermek, duslenen 'brand new' arabayi almak, hayaldeki ev, is ve ese bir an once sahip olmak temelleri uzerine bolumlere ayrilmasi, saglik ve insan iliskilerinin en sona birakilmasi bu iste bir bit yenigi oldugu fikrini akla getirmez mi? Basarizlik, parasizlik ve asksizlik ucgeninde bir sekilde sefaletin dibini gormus bunyelerin hayattaki kazanci sifir mi? Basina hep iyi seyler gelen insan piser mi, 'insan' vasfina erer mi? Hem butun iyilikler iyi niyet sahiplerinin olacaksa, sir'dan habersiz vesvesecilerin cekimine giren kotulukler cogalmaz mi ve biz boylelikle Dogan'in yengesine saldirmis olmuyor muyuz? sonra ben AyseArman miyim ki, bana ne?
Meditasyon, Yoga, Reiki ve benzeri olusumlardan farkli olarak halkci ve daha ilk sayfadan anlasilir, uygulanabilir tavriyla, tum olumlu enerjimle kitaba goz atmanizi tavsiye ediyorum... hem belki de bir sure once aklimdaki mavileri kagida dokup (2), bakip bakip ic cekerek, ruzgar gibi gecen Kaliforniya gezisinde resimledigim manzarayi(1) cagirmisimdir ben de... kimbilir? Oymali kakmali cakrali evrensel sirlari bir yana birakalim ben size mutlulugun sirrini vereyim.
Ama haftaya...
Tuesday, June 05, 2007
Kayitlara gecsin diye yaziyorum... YeniDunya'daki ilk gunlerimde ve hatta haftalarimi takiben aylarimda, bir yandan ekstra aval ifadelerimle etrafi izliyor bir yandan anlasilmayacagimi bildigimden agzimdan kelimeleri sayiyla kaciriyor ve bilhassa markette, lokantada, derste diyalog gerektirmese bile soru cevap fasillarina bayilan insan guruhundan uzakta, mumkun mertebe goz temasindan sakinip, olmayan kaldirim taslarina bakarak yuruyorken, su kirmizili koprunun girisinde, emniyet kemerini takmazsan cezani yer oturursun icerikli 'click it or ticket' levhasini gorunce, panikle "kopru biletini nereden alicaz?" dedim... Mr.Brown zevcesiyle tatile, okula, eve, ise gitmis, onca halti yiyip yeni kelimeleri burnumuzdan fitille getirmis de, bir ceza yememis besbelli vaktinde...






