Sunday, September 16, 2007
Friday, September 14, 2007
Siradaki parcayi kendime istiyorum
Wednesday, September 12, 2007
Tuesday, September 11, 2007
Seyir defterimden - Agustos 23, 2007

Saturday, September 08, 2007
Maket gemi fotoromani


Asama 3. Bir kere kutudan duz plaka halinde cikan parcalara gemi bombesini kaba kuvvetle vermek yanlistir. Zaten paftalardan birinde kucuk puntolar der ki: agac yasken egilir. Ama artik cok gectir. 26 rakaminin yaninda yatan parca ibret-i alemliktir.
Asama 4. Hava kararmis, sabir tukenmistir. Ismail YKvari soylemler esliginde maketten nefret edilir. Elde tanidik ne varsa (direk, yelken) gemiye monte edilir. Artan parcalarla belki birgun bir baska gemi uretilebilir. Artik bir gram boyayla bin kusur ortulmelidir...
Asama 5. Esere kalici bir isim verilir. Her sartta yuzmesi temenni edilir...
Asama 6. Her zaman asamalari takip etmek gerekmeyebilir. Onemli olan niyetse, kismet hayaldekinden farkli olabilir. Bir daha maket diyene agzinin payi aciklamali detaylariyla verilir...
Wednesday, September 05, 2007
Seyir defterimden - Agustos 20, 2007

Kaptan ikide bir ucagin diafon sistemine yuklenip gereksiz aciklamalarla biz yolcularin kafasini karistiriyor. Apartmanindaki sistemi de ayni siklikla kullanip kullanmadigini merak ediyorum. Son beyanati Ataturk havalimaninin yogun trafigi sebebinden Cekmece golu uzerinde bir suredir bekliyor oldugumuz yonundeydi. Thy’nin maddi sikintilari malum, beklemeyi peygamber vitesinde yapmiyor olmasi temennim…
On caprazda, koltugun yatis acisi sinirlarini zorlayan hanim teyze, az evvelki son servis sirasinda hosteslere honkurdu ve boylelikle o kadar da hanim teyze olmadigini anladik. Tartismayi takiben, teyzenin, agzi acik su sisesini etrafa savurmasiyla islanan ergen sivilceli genc kizin da tartismaya ortak olmasi kabini bir anda senlendirdi. Patirtinin sebebi ucakta sise suyu kalmamasi ve Panter teyzenin bundan hukumeti sorumlu tutmasi idi. Su sikintisinin bu denli erken bas gosterecegini tahmin etmemistim. Kesintilerin psikolojik etkisi fizikselinden siddetli besbelli…
Yanimdaki koltukta her din ve turden insani bagrina basmis, hayatini insanligin barisina adamis aloha gomlekli bir Amerikali var. Gazeteciymis. Yol boyu sohbet ettik. O, dunya barisi icin neler yaptigini anlatti ben elma suyu pastorize ediyorum demeye cekindim. Sustum, dinledim. O kadar guvercinsen ondeki teyzeyi dunyayla baristir da gorelim...
(ucakta elime aldigim ilk renkli resimli gazetede teyemmum esprisinin gercegini okudum)
Monday, September 03, 2007
Pek icli kofte
Tuesday, August 28, 2007
1 yil
Friday, August 17, 2007
Thursday, August 16, 2007
Vesikalik poz tedirginligi

Sunday, August 12, 2007
Ankara'da dus almak ister her bahti kara

Saglicakla kalin efenim...
Friday, August 10, 2007
Bir kutu boya


Ilhama randevuyu bizim koyde verseydim, sarisin pastellerlerimi hepten kaybedecektim. Zira bizim buralarin Agustos'da baslayan sonbaharinda her sene ayni renkler moda. Ben de donusu beklemek yerine, muhtesem otelimin dibindeki Sikago sanat muzesini tavaf ettim. O tablodan bu tabloya ziplarken, Picasso'nun buhranli mavi doneminden, yasli gitarist resmine bakakaldim, heyecanlandim, duygulandim. Oysaki, gercek bir tabloya burun mesafesinden bakmanin tarifsiz hissini daha once de yasamistim. Uzun lafin kisasi, turlu cesit aninin toplami, ben Sikago'yu salonda sevdim. Bolge isverenlerini takipteyim. Kislari sicak diyarlara gocebilecegim, yazlari sanat okulunun nimetlerini test edebilecegim guzellikler pesindeyim...
(Son resmi bugun, otlayan dostlari rahatsiz etmeden cektim.)
Tuesday, August 07, 2007
Neydim ne oldum meselesi
Sunday, August 05, 2007
Friday, August 03, 2007
Sikago Sikago bulunmaz eşin -1

Sehre ayak bastigim ilk saatlerde son dakikada ayarlanmis, kimsenin yerini bilmedigi otelime yoneldim. Gecenin bir vakti trafik vizir vizir lakin benim otelin sokagi paralelleriyle birlikte polis gozetiminde arac ve yaya trafigine kapali. Dakka bir gol bir dedim icimden. Hayirdir memur bey diye de yaklasilmiyor ki buranin polislerine. Elimde canta bavul sokagin basinda bekledim. Gizli servis gorevlisi tavirlarinda birine el ettim. Geldi yanima, derdimi anlattim. Biraz bekledik, otel musterisi oldugunu tahmin ettigim uc bes insanla toplastirildik. Hep birlikte guvenlik seridini astik. Yari yolda, karsidan gelen ayni gizli gorev hallerinde bir baska gorevlinin bavullu kafilesiyle degis tokus edildik. Hizli hizli yururken sokagin Zapatistalarca ele gecirilip bagimsiz bolge ilan edildigini, bizim de multeci oteline yerlestirilecegimizi dusunuyordum ki gectigimiz ara sokagin ortasina cakilmis susu verilen helikopterin parcalarini gordum. Enkaz bu denli dandik olmasa ortamdaki patlamis funye kokusuna aldanmak isten degil. Refakatci ajan aciklamadan anladim tabii. Film cekiliyormus. Film hilesi dedikleri seyi o dakika icime sindirdim. Yalnizca gece calisan ekibin, gunduz caddeye parkettigi patlamis helikopterimsiyi ertesi gun fotograflayabildim.
