Tuesday, September 23, 2008

ilk defa kiranlar icin kaburga


Cumartesi'den beri hayatta en korktugum sey hapsurmak. Allah korusun dunyanin sonu gibi birsey. Korkumun sebebi biraz da acil servis hemsiresi. Oyle bir anlatti ki yapmam gerekenleri. Yok yastiga sarilmadan oksurursem kemik disari portlermis, saat basi derin nefes almazsam cigerlerim nem toplarmis, enfeksiyon kaparmisim, bir suru korkunc olasilik. Bu insanlarin huyu boyle biliyorum ama el insaf...
En az duydugum aci kadar sinir bozucu sey varsa o da insanlarin 'yok canim, kirik olsa yerinde duramazsin' demesi. Bir kere yerimde durabildigimi nerden biliyorsun bu bir. Iki, sana yalan borcum mu var? Ha kirik degildir cabuk gecer diye teselli amaci guduyorsan o zaman da beni bos yere umitlendirmekten cezalisin, sus. Derin nefes alip uce kadar bile sayamiyorum, inat etme....
Resmen kirmisim, sabahki doktor onayladi. 6 hafta kadar bagrima bastigim yumusak yastigimla yekpare yasamaya devam edecegiz. Yastigimin ustunde hayat guzeldir yaziyor. Simdilik beni ikna edebildigini soyleyemem.

Saturday, September 20, 2008

7. pirzolam

Go-kartin altin kurali, kendini ve birlikte piste ciktigin insanlari tanimakmis bilmiyordum. Bilseydim, kaburgalarimi koruyabilir, her sey de bambaska gelisebilir miydi? Sanmam. Viraj girisi ayagi gazdan cekmek yerine pedala abanmanin tadini bir kez alan insanoglu, mesela ben, hele bir de onundeki arabayi cok sik hareketle gecmisse, viraj cikisi olabilecekleri umursamaz hale gelebiliyor.
Uzun pantalonun, kapali ayakkabilarin var, besbin derece gunesin altinda alev almaz ceketi de giydin, eldivenler, boyunluk tamam, hirsiz maskeni de taktin, bi dur. Kaski basina gecirmeden etrafina bak. Dangil dungul adam var mi. Yok mu, o zaman ikinci kere bak: cinli var mi? Varsa ve yarisdisi birakamiyorsan arac numarasini kafana not et... Not ettigin numarali arac pistte er gec etrafinda belirdiginde en uzak koseye kac. Kacamazsan ne mi olur? Sen saatte 50 mille aldigin virajda savrulan direksiyon hakimiyetini yeniden kazanmaya calisirken birden onune, artik viraja nasil girdiyse fir donup ortada kalan arac cikar. Aranizdaki takip mesefasi degil seksensekiz, hay anani demeye firsat veremeyecek kadar kisadir. O saatten sonraki fren ve iskalama cabasi, olsa olsa, kazaya on yerine titanikvari sol govdeyle dalmayi mumkun kilar. Gum..... Yok yok iyiyim ben. Valla bisey olmadi. Surayi carptim gecer birazdan. Ben devam edeyim. Yok etmiyeyim. Cekiliyorum ben. Nefes alinca aciyor evet. Gulunce de. Guldurmeyin yaw. Ahahaaaaaggghhh..... Seyy, gokartta koltugun kenarina carptimdi. Rontgen tisortle cekiliyormus yasasin. Bir ki uc dort bes alti yedi, iniyoruuuuuz asagi evet gordum catlagi. Gulerken ve oksururken neden yastiga sarilmam gerekiyor hemsiranim? Oy oyyyy oy. Vicodin mi icicem? House'in ilacindan bu heyyoo!

Okura not: Arac koltugunun kaidemin iki kati genisliginde olmasi, carpma sirasindaki hasarin sebebi olabilir yoksa herkes spin atar, atabilir, atmalidir...

Annemi taniyan okura ayrica not: aman diyim, ses cikmasin, hayat su halimde yeterince zindan.

Monday, September 15, 2008

Pluot ve turtasi

Domates tane, karpuz dilim, ananas ceyrek cinsinden alinirken, limon pahali, uzum plastik, nar imkansiz, incir serap, cagla bademle can erik hakkaten yoksa ve bazen kerevizin kokunu, bamyanin kucugunu, otun semizini bulamamak can sikiyorsa, insan dikkatini, meyve-sebze reyonlarindaki tanimlamayan cisimleri koklamak, ellemek, alip eve getirmek, sevmek ya da boglemek suretiyle dagitabiliyor...

Bu arkadas Pluot. Uc pay erik bir pay kayisi kirmasi. Kolayca tahmin edilebilecegi uzre marketlerde ates pahasi. Ne mutlu bu ulkenin insanlarina ki Costco adli muessese, tuvalet kagidi ya da pluot ayirt etmeksizin cok alana inanilmaz kiyak yapiyor. Bu sayede uc kurusa aldigimiz pluot kasasini bitirmek adina iki haftadir icimiz disimiz pluot.

Arjantin pluotuyla turta mi yaptin vay gorgusuz ayi, icerikli muhtemel serzenislere cevaben yaptigim aciklamanin ardindan tarife gecebilirim. Epicurious'un, murdum erigi icin verdigi tariften alintidir. Sekeriyle oynanmis, firinlamadan once pecan/ceviz eklentisiyle tarifteki olcunun yarisi yapilmistir. Acayip guzel oldugundan tarif ertesi gun tekrarlanmistir.


Ilgilenene puf:

Yarim olcu icin bir stick hatta daha az yag yeterli
Paragraflarca anlatilan olay, herseyi karistirip en son yumurtayi eklemek, tabani doseyip dolapta 20 dakika tutmaktan ibaret
Hamur toplanmazsa karisima sopsoguk su eklenebilir
Eriklerin firinda baloncuklanmasi 1 saate yakin surmekte
Afiyet olsun.

Wednesday, September 10, 2008

Alacagin olsun Batman!


Takribi bir sene once, yine bir konferans sebebiyle Chicago sehrine ilk ayak bastigim gun, otelimin sokaginda karsilastigim manzarayi ve yasadiklarimi, seyir defterimdeki su yazimin orta duzlugunde anlatmistim hani....

Cakma helikopter enkazini dandik bulmus, geceden sabaha sokagin bir basindan digerine patir patir motor patlatarak gidip gelen gurultuyu yattigim yerden N'ooluyoz kardesim gece gece yaav'den ote merak etmemis , film ekibinin ser verip sir vermeyisinden, ortalikta dolasan antin kuntin film isminden su vakte kadar ses cikmamasindan hic suphelenmemistim...

Hadi bunlar detay olsun. Ilgisizligim de Amerika'da cekilen dandik aksiyon film sayisindan diyelim... Diyelim de... Otelin sokagini kaybedip polis seridine dalan arkadasimizin bir ara yuzu gozu boyali, palyaco filan gibi bisi gordugunden bahsetmesine de mi uyanmazsin bre insan? Pes. Yuh.


Film gercekten guzeldi, Joker icin ne demeli bilmem, muhtesem, keske, iyi ki...

Saturday, August 30, 2008

tayyare şov

gaz cikaran teyyareler yare selam soylerken

tuttum iki ucak, bastim parayi, yazip cizdirdim keyfimce... zaten seven ne yapmaz. yok yok ben degil. sikago belediyesi. uc gun uc gece viz viz ucaklar tepede, bi dur bi artik amaaan dedirtti. hah simdi camdan daldi kesin biri diye diye 50. geleneksel su ve hava sovu bitti.

sekilci tayyare gokyuzunu mundar etmis, seyirciye oynarken

tekne sahibi elit izleyiciler sahile siralanirken

Friday, August 22, 2008

Olimpik dedikodular

Malum olimpiyantlar son hiziyla devam ederken, gozum televizyonda gunun ozetlerine takiliyor. Sunucu-yorumcu ikilisinin, cipik (gozsuz, kucuk, cizgifilmsel Cinli sporcu) kizlarin super teknik performanslarina sessiz kalip, ama hic estetik degildi temali bokatmalarina icten ice sinirleniyordum ki, o teknik Cinlilerin rakiplerinin estetik Amerikalilar, tv izledigim ulkenin de Amerika oldugu dank etti kafama. meger TRT spikerinin her guzel hareketi ovmesi, altini kendi almiscasina sevinmesi, meydanda hic Turk rakip olmamasindanmis.

Neyse... Bir yuzme olsun, bir kosu, voleybol, efendim atletizmin her hangi bir atlamali ziplamali kategorisi olsun zevk ilen takip ediyorum da kimi musabakalarin dedikodusunu yapmadan gecemeyecegim...

Beni rahatsiz eden sporlardan aklima ilk geleni erkeklerin jimnastik etkinlikleri... Yer minderi, asimetrik paralel, isminden hayir gelmeyen kulplu beygir bir derece de, yani goz var nizam var estetik var kardesim. Gucluysen ve kollarinin ne denli kasli oldugunu gormemizi istiyorsan git halter kaldir, yuz, gulle cekic at, sevdir kendini bize. Ben senin o iki zincirin ucunda sallanan halkaya tutunup kasli heyhat bodur vicudunu yatay pozisyonda kastirmani izlemek zorunda miyim canim? Bunun sana ve bana ve olimpik camiaya ne faydasi var?

Olimpik oyunlarin basit mantigi, duzenlendigi mekanda, Truvali BradPitt kivamindaki yigitlerin fiziksel guclerini yaristirmak, kimin daha guclu, cevik, hizli, dayanikli vs oldugunu belirlemek.
Hem neyin zorlama neyin dogal oldugunu anlamak icin birakalim Olimposlulari kendi cocuklugumuza bakalim. Guc karsilastirmasinin evreleri gelisime paralel olarak: Bakkala kadar yarisalim mi?-100m. Dubaya kadar var misin? -serbest stil. Elim sende-bayrak yarisi. Gudumlu terlik-gulle, cekic...

Actim okudum. Suphelerimde yanilmamisim.
Ilk olimpik oyun, sadece kosmaktan ibaret imis. Yunanlilar daha sonra buna boks, gures, firlatma, ziplama ve halteri eklemis. Sozu gecen halkalar sanli jimnastik tarihine cok sonradan, olimpiyatlara ise taa 1924'de eklenmis... Ayrica, jimnastik kelimesinin kokeni, gymnos, ciplak demek imis ki bu Olimposlularin goz zevkinin hangi raddede estetikle bulustugunu anlamamiza olanak saglayan bilgi. O zamanlar jimnastikcinin hizli, guclu ve ciplak olani makbulmus. Nerdeee o eski olimpiyatlar... Nereden nereye ben daha cim hokeyine doseyecektim.


Wednesday, August 20, 2008

daha okuyup da dansöz olmak (basimiza)

Sabah gazetesi, "Bilim kadınıydı dansöz oldu" haberinden alinti:
Cambridge Üniversitesi'nde araştırma görevlisi Emma Chapman "Bu hayattan sıkıldım" diyerek dansöz oldu, kendi okulunu bile açtı.. Dünyanın en prestijli okullarından İngiltere'deki Cambridge Üniversitesi'nde araştırma görevlisi olan 28 yaşındaki Emma Chapman, akademik dünyadan sıkılınca, radikal bir kararla dansöz olmaya karar verdi. Eczacılık ve biyoteknoloji alanında çalışan ve 100 kadar öğrencisi olan Chapman, The Telegraph gazetesine yaptığı açıklamada, "Göbek dansı bana aradığım özgürlüğü verdi" dedi.Bir daha asla sabah 9 akşam 5 çalışmayacağını ve daha çok Mısır tarzı oryantalden etkilendiğini belirten Chapman, bu kararı verdiğinde, başta nişanlısı olmak üzere ailesinden büyük destek gördüğünü söyledi.

***
hani diyorum Allah'im isaret cakiyorsun da ben mi anlamiyorum ki ??

Thursday, August 07, 2008

Yeni baslayanlar icin Camasir

Isi basina yeni dusen canim kardesimin ricasi uzerine, ev dahilinde kendiliginden gerceklesmesine sasirmadigimiz bir takim islerin-camasir, utu, yemek...- asama asama puf noktalarini aydinlatmaya calisacagim. Oncelikle konuyla ilgili terimleri gozden gecirelim.

1. Camasir sepeti: Bizim evde buna 'kirlik' denir. Cumle icinde kullanacak olursak:"Ismail, coraplarini neden kirlige atmiyorsun?" Ornekteki Ismail dahil erkeklerin genelinin coraplari konusundaki tutumu henuz bilimsel olarak aciklanabilmis degil. Yani gunun belirli bir saatine kadar coraplariyla yasamakta sakinca gormeyen Ismail'in, eve geldiginde, televizyon seyrederken ya da mutfak masasinda birdenbire coraplarini cikarip, olay mahaline kah topak kah yuzyuze kapanmis hamsi temsili birakivermesi, icgududen ziyade babadan ogula gecen bir aliskanlik olabilir. Konumuza geri donecek olursak ki uzun paragraf okumaya usenecegini bildigim canim kardesim icin hemen yeni bir satir basina geciyorum.

Kirlik seciminde dikkat edilecek husus, beyaz ve renklileri ayri ayri savurabilecegimiz en az iki bolmesi olmasidir. Kapakli olanlari makbuldur zira kirli donlarla yuzyuze bakmayi kim ister. Hava aldiran bir yapida olmasi- sepet, kumas, hasir, delikli nane-hem ev atmosferi hem saglik acisindan hayra alamettir. Gonul hep, camasiri, sepet agzina kadar dolmadan yikamak ister ama hayat hasin, insanoglu tembeldir. Camasir gunu, sepet dolulugundan ziyade kullanima hazir don stoguna gore belirlenir.

Dikkat: Etrafta kalabalik ettigi icin kirlige tikilan az giyilmis bir tel beyaz tisort, hic temiz beyaz tisort kalmadiginda altin degerine ulasabilir.

2. Camasir makinasi: Ustten ya da onden yuklemelileri olabilir. Cok dugmesi/ayari olmasi goz korkutmamali zira her cesit kombinasyonun oyle ya da boyle camasir yikayabildigi tebrubeyle sabittir. Puf noktasi, yuklemeyi nizami olculerde yapmaktir. Yer o yer daha mantigiyla doldurulursa, camasirlar makinadan ilk gunku pisliginde cikar. Ozellikle camasirhane makinalarini verimi acisindan yari beline kadar doldurmak kafidir.

3. Deterjan: Sivi konsantre en iyisidir. Yer kaplamaz, cok dayanir, temiz calisir. Iyi durulanmadigi zamanlarda ya da deterjan olcusunun ayari kactiginda, toz deterjan gibi kendini belli etmez, en fazla yagmurda kopurmenize sebep olur. Renkliler, yumusaklar, bahar tazeligi, dag bilmemnesi farketmez. En bariz deterjan olanindan alinir. Uc bes kurus az odemek adina pintilik edilmemeli, fason markalar yerine iyisi alinmalidir. Konsantre olani kutunun ustunde belirtilen olcude kullanilmalidir. Daha cok deterjan daha temiz camasir demek degildir.

Dikkat: O, yagmurda kopurme nezaleti saka degil, tecrubeyle sabittir.

4. Camasir: Ice giyilenler ve kiyafetler olarak cesit cesittir. Camasirlar agirlikli rengine gore ayrilir demek asla cozum degildir zira oyle serefsiz tisortler vardir ki mevcudiyedindeki iki dirhem kirmizi insani secimine pisman edebilir. Once, tasidigi kir renginden bagimsiz bembeyazlar ayrilir. Bir makine ediyorsa ne ala, etmiyorsa, karisima beyaz agirlikli ama tehlike teskil etmeyen renkteki-acik mavi, toz pembe, tozbezilik kivama ermis sari- gomlek ve tisortler eklenebilir. Bu gomlek ve tisortlerin isiyla porsumeyecek, cekip duduklesmeyecek cinsten olmasina dikkat edilmelidir zira beyazlar sicak suyla yikanir. Yine de sansi cok zorlamamak gerekir.

Kalan kumeden en koyu ve adi renkliler secilir. Kotlar, esofman altlari, siyah coraplar, laci tisortler filan. Etti mi sana bi makina daha. Etmediyse yapilacak en sik hareket bir hafta daha beklemek ve o hafta koyu renk kostumlere yuklenmek olabilir.

Ikinci kumenin ayrilisiyla geride kalan ne idugu belirsiz topluluk, soyle bir goz kisilip bakildiginda zirzop kirmizi, cimen yesili, cingene pembesi gibi asiri uclar icermiyorsa birlikte yikanabilir. Iceriyorsa da yikanir aslinda. Bu isler biraz da kismet isi.

Carsaf, havlu, yastik, mastik siklikla kirlenmediginden, bu kume, yapacak hic is kalmadiginda hep beraber yikanabilir. Hep beraber derken, okurun dekorasyon zevkinin benzer renk tonlarinda oldugunu farz ediyorum.

Dikkat: Kazak, kumas pantalon, atki, bere, yunluler filan gerekmedikce yikanmaz. Illa ki yikanacaksa narin/hafif/gentle tipi ayarlarda mutlaka soguk suyla yikanir.

5. Bonus malzeme: Leke cikarici, print yapistiriciya benzeyen zimbirti, yikamak uzere oldugunuz gomlegin kol ve yakalarina, insan gibi yiyemediginiz yemeklerin iz birakan lekelerine, cay kahve damlaklarina surulurse hayat kurtarir.

Terimleri kavrayan insana camasir yikamak viz gelir. Beyazlar sicakta, renkli/koyu renkliler ilik (30C) ya da sogukta yikanabilir. Zaten neyin nasil yikanacagi kiyafetin aranirsa bulunacak bir kosesindeki etikette yazar. Cok nadide parcalar, canim kardesim, GS formasi mesela elde yikanir. Su ve sabunla.

Bir sonraki konu Utu 101. Hadi kolay gelsin.

Wednesday, August 06, 2008

N'orleans

'Ben bir iri cezveyim, konferans ayda olsa giderim, otel ilen ucagimi verin, kaydimi (registration) ben kendim de oderim' turkusuyle il il gezdigim Amerika elinin en nadide parcalarindan biri, New Orleans'i yazmaya karar vermistim ki aman bir usengeclik bir agirlik coktu ustume. Aksam yemeginden ziyade keskulun ustune caktigim cilekli dondurmanin rehaveti olsa gerek. Her neyse...

Dort kisa gunden aklimda kalan muzikler, kokular, insanlar, sokaklar ve evlerden ibaret. Bir de nefes aldirmayan nem ilen her aksamustu sektirmeden indirip insani bir anda donuna kadar islatan yagmurlar. Hani dusuk butceli Turk filmlerinde kullanilanlardan...

Baska baska... iste anahtar kelimeler, arayan bulsun, gormeden, yemeden, ugramadan gecmesin...

Bourbon Street-
Mardi Gras zamani iki dizi renkli boncuga bir cift gogus fora etmenin gelenek oldugu cadde... Preservation Hall-cikolata renkli amcalar, esprileri ve laf yetistirmeleri... summertime and living is easy-hala kulagimda... komurde istiridye-chargrilled oyster... French Quarter'daki evler-sahane, ara sokaklarin kosebasi calgicilari-dans da ediyorlar, balkon islemeleri-mukemmel, antikacilar ve resim galerileri- cok zevkli... Gece hayatinin tadini en az insanlar kadar cikaran el buyuklugunde hamam bocekleri...European Jazz Bar-konuk sanatcilari var... Frenchman street- hava karardiktan sonra aman diyim... Snug Harbor-insanin her aksam cazi geliyor... Yirmidort saat acik Cafe Du Monde-nostaljik dekor, Beignet-pudra sekerli Fransiz pisisi-o masalardaki beyaz sekerlik ekstra pudra sekeri degil toz seker, Cafe Au Lait-bildigin sutlu filtre kahve-ne sutuyse acayip gaz yapiyor... Red fish- yaman kirmizi balik... Abita-yoresel bira... French marketin ordaki yerel pizzaci-ben boyle pizza yemedim...

Sehri gezerken sayisiz kere farkettim ki, Katrina'nin parca pincik ettigi yerleri, simdiki hallerini, insanlarin yasadiklarini, biz, baska sehir ve eyaletlerdeki insanlar uzaktan cok da iyi kavrayamamisiz... ekmegini turizmden yiyen sehri memnuniyetle tavsiye ederim..Gezdim, gordum, yedim, ictim. Cok sevdim. Firsat olsa yine giderim...


Thursday, July 24, 2008

Thursday, July 17, 2008

Wednesday, July 16, 2008

kontrol kentır

Kendine guvendigini adamin gozune gozune bastiran insanlardan bunaldim. İş olsun ainesi kişinin, mumkunse beni lafla yormasin. Gel gor ki sunca zamanlik is arama tarama mulakat calismalarimin kafama odunla vurmak suretiyle belletigi su: tevazu coktan vefa'ya komsu olmus. Hamurunda olan ya da olmayan meziyetleri sattigin kadar varsin, basarilisin ve huzur icinde yasarsin. Satamazsan var olani da kendinle didismeye harcarsin... Sozum meclisten disari, hepi topu dort dugmeden olusan paneline 'kontrol center' yazmayi uygun goren yetmis yillik firinim utansin.

Wednesday, June 25, 2008

sevgili gunnuk,
kendimi tekrarlamaktan hoslanmam bilirsin. lakin gunler birbirinin tipkisi gecip giderken bu kalbim kadar temiz sayfaya degisik ne yazabilecegimi bilmiyorum. mezun olduktan sonra baslayacagini dusundugum, koseyi dondum muydu karsima cikiverecek, gercek, guzel, aktif, dinamik, heycanli, yolda hic tanimadigim birinin bana cicek vermesine sasirmadigim hayat buralarda bir yerde de ben goremiyor olabilir miyim?
oysa ki doktora yaparken her sey ne guzelmis. ne idigum belirsiz, n'edecegim belirsiz bir alametin icinde bitirecegim gunu saymakla gecen yillarimin bir gayesi, bir anlami, bir efendime soyleyeyim ahengi varmis meger. ya simdi? onca sumuklu gune yeniden doner miyim endisesiyle, bir seneyi asan kontratlara imza atmaya korkuyorum. sevmeyecegimi hissettigim isverenlerden, bagli bulunduklari isyerlerinden kaciyorum. hic para kazanmam gerekmesin, kimse benden birsey beklemesin, alkislanayim ama ses cikmasin istiyorum. bilmem anlatabiliyor muyum?
velhasil gunnuk, sakin mutsuz oldugumu sanma. bilakis, konusurken hayatta kullanmayacagim kelimelerle cumleler dizebilecek kadar neseliyim. guldugum kadar gulduruyorum. bir tek, bi'tek derdim var. son dakika golleri artik canima yetti. ya butun butun gelsin beklenen, en basindan, en beklenmeyen yaniyla, ya da hic gelmesin. ucundan gostermesin, umut vermesin, heveslendirmesin, hic baslamadan bitsin.
dur bi cayimi iceyim, sonra, muhtemelen yazdiklarimi siler halime bin sukur ederim.


Saturday, June 14, 2008

Kucuk izcinin seyir defteri-2

17 Mayis Persembe-ogleden sonra
Yuruyus istikameti MirrorLake. Yol kisa ve kolaymis. Yalan. Yuru yuru gol mol yok meydanda. Patika nehir kenarindan daglara kivriliyor. Fonda nehir gurultusu kesilince bastiran orman sessizligi urpertici. Insan donup donup arkasina bakiyor. Hersey cok tanidik. Az sonra Jacob'un kulubesini, Others'in uc besini filan gorecekmisim gibi derken patika su altinda kaliyor. Iki ayakkabi yuksekligindeki seviyeyle yol, ciplak ayak, yosunlara basilarak gecilecek belli ki... Bastigim suyun kar suyu oldugunu hatirliyorum aninda. Her adimda bir parmak biraksam ruhumun duyacagini sanmam. Buzzz.


Bir saatten fazla yuruyusun ardindan, karanlik ormanin icine icine sokulup gereginden fazla tirsmamizin da etkisiyle, halen gole varmamis olmamiz bizi azicik suphelendiriyor. Anlamaya usendigimiz haritayi serip yollari takip ediyoruz. Kufur... Biraz kufur daha... Gol patikasini gecmisiz. Bambaska yola girmisiz. Ebe horekesi mevzilerine kadar gelmisiz. Sucu birbirine atmalar, donus yolunu bellege kazimalar, varis saatini hesaplamalar...






Hava kararmaya basladi. Gunesle birlikte, baltalar elimizde uzunip belimizde nesesi de sondu. Hizli hizli yuruyoruz. Nehre ulasmaya calisan kucuk derelerin islattigi cimlere sivrisinekler peydah olmus. Sivrisinek dediysem lafin gelisi. Anofel olarak tabir ettigimiz kanat cirparak ucan kus misali hayvanlar. Tisort, sort, corap, bacak, parmak, burun, kulak ayirt etmeden ve gozgore gore, isirip kacmak yerine isirdigi yerden bir adim oteye yuruyup bir daha isiriyor serefsizler...

Nihayet donus yolu Mirror lake'i buluyor. Batan gunesin kirintilarini, ayna golun uzerinden izlemek butun o isiriklara deger. Fona hakim sessizligi yer yer delen kus sesleri var. Kosusturmayla gecen hayata nispet gol oyle sakin ve durgun ki. Etkilenmemek mumkun degil...

Gunesi manzaraya batirip kamp yerine donerken, biz yururken nerede oldugunu merak ettigim bir grup insanin orman ici telasini fark ediyorum. Tripodunu kurmaya calisan en yakin izciye soruyorum. Ilerde ayi varmis. Adrenalin mi desem merak mi bilmem hem ayi mahaline ilerleyip hem de gurultu olsun sakata gelmiyeyim diye, yuksek desibelli sesimle diger izci arkadaslarima sesleniyorum. Sekiz on kizgin gozu uzerimde hissedince anliyorum ki ormanda ayi gormek sessizlik gerektiren, sevinilesi bir durum imis. Millet cit cikarmadan izler, hayvani makina kadrajindan cikarmamaya didinirmis. O bagirip cagirmalar basbasa kalinan ormantik durumlar icinmis. Mubarekler aslan gorseler onune izci atip yemesini resimleyecekler. Ayi gorgusuzu rontgenci arkadaslardan ve oyuncaga benzer iki kucuk yavrusunu gezmeye cikarmis iri anne ayidan ozur dileyerek uzaklasiyorum.
17 Mayis Persembe-aksam
Uzerimdeki kirlerle kumadamla yarisabilirim, oturup bir butun dana yiyebilirim, suracikta cimlere kivrilip yuz yil uyuyabi