Sunday, January 30, 2011

turkpopklip

ortalama iki haftalik yillik tatilleri saymazsak yaklasik yedi yildir Turkiye'de yasamiyorum. soz konusu zaman diliminde, ulkemin kimi alanlarda isik hiziyla degistigini gorebiliyorum. ilerlemeyen, gerilemeyen, hep ayni cizgide devam eden sayili alanlardan birini fark ettim. klip sektoru. kraltv'nin gunluk yasantimiza sokusturdugu o acayip videolar hala cok acayipler. iste bu noktada yolun basindaki popcu kardeslerimle klip cekiminde ise yarayabilecek birkac tuyoyu buradan paylasmayi boynumun borcu biliyorum.

diyelim ki, nakaratiyla iyi kotu akilda kalabilecek bir sarkiniz ve meymenetsiz bir tipiniz var ama topon listesinde bir gunlugune de olsa yer almak istiyorsunuz. cok kolay. hemen bir malzeme listesi yapiyoruz.
1. tercihen ustu acik spor bir araba: surmenize, binmenize, cekime dahil etmenize gerek yok. klibin gerekli yerlerinde sabit ya da calisir durumda yakalanacak birkac poz kafi.
2. tercihen iki yoksa bir adet kadin: bu noktada kadin'in yuzmetreden kadin oldugunun anlasilmasi yeterli. guzel ve seksi olmasi sart degil. iki bacak bir popo iki gogus ve tercihen uzun sactan ibaret kadin figurumuzun tek ama tek hassas noktasi kiyafet secimi. ne giymis lan o oyle, ilgisine nail her turlu aksesuar ve kostum basimizin taci. Kadini giydirmek degil adabiyla soymak adina kendinize guvenmiyorsaniz moda bloglarini dolasmanizi tavsiye ederim. ziyadesiyle ilham alinabileceginden suphem yok.
3. bir koltuk: halanizin cekyatindan bir adim one gitmeniz gerekiyor. gozalici bir renk bulamadiysaniz siyah da olur. sekli semali onemli degil. yeri geldiginde kendinizi, yeri geldiginde kadin figurunu, hatta sartlariniz musayitse ikinizi birden sigdirabileceginiz ergonomiyi tercih etmelisiniz.
4. issiz bir sahil: slow sarkilar icin bundan iyisi yok. caddebostan plajini kapatamiyorsaniz ver elini Sile. kisin in cin top oynayacagindan isi masrafsizca kotarabilirsiniz. tercihen uzun bir deri ceket ya da bogazli kazak edinmeyi ihmal etmeyiniz. sinanengin atkisi da olur, beyaz ya da krem. sahil boyu carpan dalgalarin fisirtisini muzigin altyapisina dahil bile edebilirsiniz.
5. aralara goruntu serpistirmesi icin ya da koltugu yerlestirmek icin insaatimsi bir yapi. camlarin kirik ve kiriklarin yerlerde gorunur vaziyette olmasini tercih ediyoruz. duvarda da tuglalar siva filan gorunuyorsa degmegin keyfinize.
6. bir hayvan, tercihen kedi. kullanimi kolay, zahmetsiz, kisin insaatta yazin sahilde her sartta koltukta sicak tutar. ustelik sempatik. dikkati meymenetsiz tipinizden kediye kaydirabilir ve hatta kullandiginiz kadin figurune aksesuar olarak takabilirsiniz.
7. danscilar. tercihen benetton katalogundan secilmis gibi olanlari. renk renk, desen desen, cins cins. insana benzemeleri, ustelik dans etmeleri kesinlikle gerekli degil. ortalikta dolasip, yer yer salinip, eksenlerinde donmeleri kafi.
8. baska baska? daha ne olsun su koskoca yedi maddeyle kac farkli kombinasyon yaratilir farkinda misin okuyucu? senin aklina gelen varsa hayir duasina paylas yorumlarda..

Tuesday, January 25, 2011

masaustu

mis kokulu gulleri kurutma fikrinde degildim aslinda. acabildikleri kadar acip kokabildikleri kadar kokacak, yapraklar dokulup karardiginda ilk gun cekilen fotograf kalacakti geriye. meger planlari baskaymis. daha vazoda suyun icindeyken dunyanin zerafetiyle kuruyup evin gitgide azalan bos koselerinden birine yerlesmeye hazirmislar.

Tuesday, January 18, 2011

dunyanin kucuklugu uzerine

siz hic blogda selamlasip yorumlastiginiz insanla altli ustlu komsu ciktiniz mi? sonra ayni insanla megersem bizzat kendi dugununuzde yanak yanaga cekilmis fotografinizi buldunuz mu? dunya kucuk biliyoruz artik da bu kadari da oha degil mi?
her sey, bir kahvalti vakti, camindan baktigim evin karsi daminda bir adam gormemle basladi. korkusuz kahraman kiremitman, sip sip yagan yagmurun altinda damdaki kiremitlerin kenara en yakin olanrina basmakla yetinmeyip, cati ceperindeki yagmur oluklarini uzerlerine 45 derece aciyla egilmek suretiyle temizliyordu. yercekimi, kiremitlerin yagmur altindaki surtunme katsayisi, dorduncu kat yuksekliginden yere serbest dusme hizi filan da neydi. kiremitman belli ki kendini allaha emanet etmisti, bize simit yemek duserdi.
yedigim simitin lokmalari bogazimda, elimin altindaki makinayla camdan catiya adami resimledim. sonraki hafta alakasiz bir zamanda, manzaradan parcalar basligiyla fotografi bloga aktardim. ayni gun, zaman zaman bloguna bakip aciktigim sahne adiyla Ayazma'dan gelen google earth tadinda yorumu okudugumda tam olarak ooohaa dedim. resmin cekildigi aciyla tahmin yurutulen koordinatlar birlestiginde ayazma kayimbalidem ya da kocam bile olabilir miydi?? yok artik. maillestik, haberlestik, ayni sokakta oturdugumuzu ogrendik, bir musayit vakitte pastanede bulusmaya karar verdik.
o musayit vakit gelmeden, hemen hemen es zamanli olarak ipuclarini birlestirip, sadece bir merdiven serisi inip-cikip birbirimizin kapisini caldik.. dunya bir kere daha kucuklugunu ispatladi. ayazma tadindan fazla yenmeyen elmali kekini alip caya geldi. yedik ictik neredeyse sabaha kadar sohbet ettik. cok guldum cok konustum. yuzbinyildir taniyor gibiyim ama bunu zor yoldan da olsa fark ettigime cok sevindim:)

Thursday, January 13, 2011

Wednesday, January 12, 2011

Thursday, January 06, 2011

enerji patlamasi

yeni yila olabildigince sumsuk basladim. durumdan oldukca rahatsizim. yilbasi gecesi saat 11 bile olmadan uyumaya yeltendigim ve akabinde 12ye dogru uyandirilip, balkona cikarilip, geri saydirildigim icin yasadigim uykusu bolunmus hamster huysuzlugu butun sene pesimi birakmayacak gibi. endiseliyim. pili bitmis energizer davsanligindan siyrilmaliyim bir an once. disarida kar firtinasi, elimde sahlep, ustumde battaniyeyle sansim nedir?

Friday, December 31, 2010

dertli gonullere giren iste sensin zekimuren

Yil bitti gitti. diyecek lafim yok. pikapta zekimuren sesini titrete titrete diyor ki: hayat bazen tatlidir. arkasindan, sevenler kanatlidir filan da diyor ama onun konumuzla alakasi olmayabilir. yeni yil kirmizi donsuz ve dileksiz olmaz degil mi? onu da hepimize zekimuren dilesin o zaman.
Hakikat olsun ruyalar.

Wednesday, December 08, 2010

Saturday, December 04, 2010

been there done that


"...and I used to go and see her for twenty-four hours, she managed to multiply the misunderstandings between us until there were exactly sixty minutes before I had to leave; sixty minutes, just long enough to make you feel the seconds passing one by one."
(Nausea, JP Sartre)

Wednesday, December 01, 2010

bu sabah

1 Aralik 2010, Chicago

Friday, November 26, 2010

havuc

yurtdisina bir basina cikip geleceklerin bavuluna ilk atilan kalemlerden biri BereketliOlsun kitabi olabilir. soz konusu kitabin son yaptigimiz oylamada kutupane ortak paydasindaki iki kitaptan biri oldugu sonucuna vardik (digeri icin bkz CilginTurkler). yenilerde bu kadar lafi gecmisken bir daha goz atayim diye kitabin yeni basimini elime aldim. corbalardan sebzelere kapsami bir kere daha takdir ederken havuc ezmesi tarifinin kisa bilgisine takildi gozum.
'mide konusabilse havuc dermis' cumlesinden sonra artik GonulCandas benim icin baska bir mertebede.. havucla kus tutsa eski ciddiyetini kazanamaz.

Tuesday, November 23, 2010

buyuk dedem de amerikano icerdi ki benim

- bi amerikano alabilir miyim?
- tabi. (cifiti cifiti, girc girc, pirrrrrr, fitir fitir...) buyrun.
- tesekkurler. (saga sola bakar) sut nerede acaba?
- ne sutu?? (gozlerini yerinden firlatir)
- inek mesela?
- amerikano sutsuz yapiliyor. suyla!
- sonradan eklemek de yasak diyorsunuz?
- e yok. ekliyim ben. verin bardagi geri. ('menude gormus ozenmis, caanim amerikanoyu sutle iciyor ayi' bakisi)
- tesekkur ederim. ('menude gordum ozendim, canim amerikanoyu sutle icmek istiyor, nolmus -ayiysam- 'bakisi)

(ekim 2010, istanbul)

Monday, November 22, 2010