yeni tasinilacak eve, alinmasi, olculmesi, bakilmasi, begenilmesi, uydurulabilmesi gereken zibilyonlarca eksik (klozetin kapagi, dolabin vidisi, kapinin hicisi, onun bunu, bunun suyu...) sebebiyle yapi malzeme dukkanina birakilan Bey'in, cocugu besleyip, altini degistirip, egleyip, sallayip, oynatip, saatlerce oyaladiktan sonra dukkana donuldugunde, gecen surenin tamamini uzangacli metre standinin onunde secim yapmakla gecirdigini gormek. ki ayni cocuksuz sure bana verilse bizzat aya gider donuste evin haftalik alisverisini de yapiverirdim.
anliyorum cok cesit var, hangilerinde metrik sistem hangilerinde inchler footlar var acip bakmadan anlasilmiyor ve uzangacli metre tamirat islerine baslamak icin cok ama cok onemli bir adim AMA yine de olayin hemen sicaginda komsu standdaki alet cantalari gosterilerek 'bunlar da guzelmis haci' bakisi atilan sahsimin cildirmak icin hakli sebepleri oldugunu hissediyorum.
Wednesday, June 13, 2012
Tuesday, May 29, 2012
anneler gunu
omru hayatimin ilk anneler gunu sabahi yavrum yuzume tukurdu. bir suredir uzerinde calistigini biliyordum ancak hedefe kitlenebildigini o sabah ogrendim. bir mutluluk bir cosku. annelik boyle bir seymis. bu yazdigim iki cumleyi onceki senelerde herhangi bir yerde okusaydim o annelik degil bizzat senin icbayiciligin dostum, tadinda yorum yapardim. simdi kafam baska turlu calisiyor hatta cogu zaman dogru duzgun calismiyor bile. dogumdan beri uzerimde bir saflik mi desem bir saskinlik mi bilmem. sanki, her an, her bakis, her gulus mucize, bana ozel hediye.. hamilelikle beynimden kaybettigim yuzde on'dandir belki. sikayet mi? mumkun degil.
Monday, May 21, 2012
sevinc cigligi
Yakarislarim duyuldu, blogum bir gece ansizin nasil yaptigimi bile anlamadan geri geldi.
Na buraya yaziyorum bir daha kurcalarsam nolsun.
Na buraya yaziyorum bir daha kurcalarsam nolsun.
Of da pof
Kara kas kara gozume ragmen, bugunlerde icimdeki kosarak sarisin olma istegi sonsuz.. Son bir yildir hayatimizda oyle koklu degisiklikler oluyor ki bu sonuncudan sonra artik degisiklik yapacak kok de kalmadi. Sikago'dan tasindik. Yeni bir sehir, yeni bir eyalet, henuz bulunamayan yeni bir ev ve henuz nerede aranacagi bilinemeyen yeni bir is.
Bu sabah alakasiz bir anda actigim alakasiz bir radyo kanalinda gecmiste pek cok sevdigim sarkilardan biri caliyordu. Hemmen o anda yapmam gereken dortbinikibesyuz is ve kucagimda artik bana yapisik yasayan yavricigim olmasa dortbinikibesyuz sayfalik bir romana baslayabilir ve hatta ilk dortyuzon sayfasini o cirpida yazabilirdim..
Gel gor ki sarki bitti, zaman gecti, simdiye kalan dusunce kirintilarini da inek icti.
Onceden yazip vakti zamaninda yayinlasin diye buraya biraktigim yaziyi (Love and Marriage) post etmek yerine silmeyi tercih eden blogspot'a da oylesine gicigim. Ne linklerim kaldi ne eski yazilarim.
Pes etmiyorum. Geri gelicem.
Opt.
Bu sabah alakasiz bir anda actigim alakasiz bir radyo kanalinda gecmiste pek cok sevdigim sarkilardan biri caliyordu. Hemmen o anda yapmam gereken dortbinikibesyuz is ve kucagimda artik bana yapisik yasayan yavricigim olmasa dortbinikibesyuz sayfalik bir romana baslayabilir ve hatta ilk dortyuzon sayfasini o cirpida yazabilirdim..
Gel gor ki sarki bitti, zaman gecti, simdiye kalan dusunce kirintilarini da inek icti.
Onceden yazip vakti zamaninda yayinlasin diye buraya biraktigim yaziyi (Love and Marriage) post etmek yerine silmeyi tercih eden blogspot'a da oylesine gicigim. Ne linklerim kaldi ne eski yazilarim.
Pes etmiyorum. Geri gelicem.
Opt.
Wednesday, March 14, 2012
yariyil degerlendirmesi
Ilk 6 hafta felegim sasti. Ne kadar zor olabilecegi konusunda kimsenin daha once birsey soylememis olmasina kizdim. Ucana kizdim, kacana kizdim. Hayatim kaydi, cukura dustum, bittim, bir daha normale donemem sandim. Reflu, kolik ve hala suren kati diyet destegiyle daha da cok sandikca, kucagimdaki saglikli ve mis kokulu pamuk yumagi icin sukredecegime neler dusundugum icin o kahverengi seye daha da battim..
Sonra tam olarak hatirlayamadigim bir aydinlanma aniyla kendimi suanki halimde buldum. Hayatim kaymasina kaymisti, eski ben'den eser yoktu ama yeni ben'in eskiyi aratacak yani yoktu. Kaydigim yerde halimden memnundum. Bir kere multitasking bir insana donusmustum. Evin en uzak iki kosesi arasinda kucuk sarmal hareketlerle, iki elim dolu, kolumda bebem, omzumla kafam arasinda telefon, ceplerimden sarkan kivir zivirla, olabildigince hizli ilerlerken ayagimda da kirli bez torbasini sektirerek cope basket atabiliyordum. Sonra, hazirlanip evden cikis surem gunden gune isik hizina yaklasiyordu. Yavruyu kucagimda uyuturken bir elim rahat durmayan elini kolunu tutarken diger elim kendi kendini yikayabilmeyi ogrenmisti.
Bugun 26 derecelik havada, sokakta, sagimdan solumdan puset icinde benimkinin ucte biri buyuklugunde minnaklar gecerken son alti aydan aklimda mis kokulu pamuktan baska birsey kalmadigini farkettim. Insan guzel anilari hatirliyor sadece evet ama bence uykusuzluk da onemli bir etken. Hafizam artik zorlasam bile cok detaya girmiyor, ana hatlariyla ozet geciyor olan biteni.
Bir bakmisim 6 ay bitmis.. 1 yas.. yurudu kostu derken cosup gitmis zaman.
Nerden cikti simdi bunlar biliyorum. Gunes enerjisiyle calisiyor benim beynim.
Tuesday, February 14, 2012
33 blog lalesi
ben bugun bir yas daha aldim, tam 33 yasadim.
sonra su bloggerin sekli semali degisiyor mu diye baktim. aslinda bir bakip cikacaktim. kurcaladim. veee blogun agzina s.ctim. gitti html kodu, linkler minkler. alkis.
oysaki ne romantik duygu seli seyler yazacaktim.
bir de haftasonu saclarimi kestirip kusa dondurursem
bu is tamamdir.
Tuesday, February 07, 2012
benzemez kimseye tavrina hastayim
cocuk kime benziyor polemigi bizim topluma mi ozel, takribi kac yasina kadar devam eder, cevap noterle tastiklenir mi gibi meraklarim var.. kime benzediginin henuz kavrayamadigim bir onemi mi var acaba diye de cok dusundum. evet geceler boyu cok vaktim oluyor uzun uzun dusunuyorum.
haa mesela kari koca zenciyizdir cocuk beyaz tenli bir de ustune sarisin olur ki bu bile olasi ihtimal dahilinde- dersin ki allah allah bu cocuk kime benziyor. ya da daha az ekstrem bir ornekle kari koca kahve sacli kahve gozlusundur cocuk mavi gozlu dogar ve goz rengi aa degisir o canim alti aya ragmen degismez mavi kalir, o zaman da diyebilirsin ki allah allah bu cocugun gozleri kime cekti.. ama, gayet siradan bir kombinasyona sahip ebeveynin biyolojik caprazlamaya uygun gorunumdeki yavrusu soz konusuysa ve karar veremiyorsak orda birakalim. nevi sahsina munhasir kalsin. bence.
notlar:
bu 500uncu posttummus. vaay mi desem oha mi bilemedim.
bir sonraki disi yakarisim emzirme icerikli olacak, damla damla doluyor.
notlar:
bu 500uncu posttummus. vaay mi desem oha mi bilemedim.
bir sonraki disi yakarisim emzirme icerikli olacak, damla damla doluyor.
Tuesday, January 17, 2012
Fa-Re-Mi?
Malum nedenlerle gundelik hayatima geceleri vampir gunduzleri zombi olarak devam ettigim su gunlerde pek olagan gecenin bir koru kalkmalarimdan birinde mutfakta olagandisi bir seyler hissettim. Bir garip his filan degil bildigin tikirti pitirti filan. Sesin kaynagi firin dolaylari olunca her zamanki gaz basinci tikirktilaridir dedim gectim. Sonra, gecelerden bir gece, sabaha karsi ev turumu tamamlamak uzere mutfaga girdim, es zamanli olarak 'bir sey'de ocak ustunde duran caydanligin altindan ocak araligina girdi. Yaziiiik, acele etti belli ki kafasi mi kuyrugu mu bilmem pit diye caydanliga carpti. O an bunu dusunmedim tabii. Uykusunun en tatli yerine dalarak, evin erkegini mutfaga surukledim. Allasen bi bak, kesin 'bi sey' var derken gozluklerimi takip tahmin ettigim seyi kendim gormemekte israrciydim. Vel hasil Ratatui'den ufak, Jerry'den sevimli dostumuz biz kapidan mutfagi gozetlerken babasinin tarlasinda gece gezmesine cikmis gibi cikti caydanligin altindan. Bizde film koptu tabi..
Boyle seyler hep annelerin filan basina gelir halbuse. Evinde fare kovalayacak kadar buyumusum haberim yok. Sabahi zor ettik. Apartmanin bocekcisi varmis megersem. Edvardo. Cagirdik, geliyorum dedi. Ninja kaplumbagalarin Splinteri gibi bir adam. Bond cantasiyla geldi. Isini ciddiye aliyor belli ki.. Olayi anlattik, yeri tarif ettik. Cesurmus baya Jerry, normalde firin ustu kadar yuksege cikmaz bunlar, dedi Edvardo. Firini one ceker cekmez bizim Jerry disari atti kendini. Git bi saklan di mi? Hem cesur hem mal. Edvardo fareden daha mal cikti. Elinin altindaki fareyi duvardaki delige geri kacirdi. Deligi kapatti. Is tamam dedi. Cok ikna olmadim ama el mahkum. Mutfaksiz nereye kadar?
Ayni gun mutfagi dezenfekte ettik. Oh dedik yarin da dolap iclerini yikamaya baslariz yavas yavas.. Aksam oldu. Yatmadan mutfagi bir dinliyeyim dedim espriyle karisik. Parmak ucumda yaklastim kapisina, uzak kosedeki firina dogru uzattim kulagimi dinliyorum derken ayak parmagmin ucunun dibinde hareket eden 'bir sey'... Sonrasini hatirlamiyorum... Muhtemelen fare de hatirlamiyordur. Zira kendini bir kosu buzdolabinin altina atti.
Sabaha kadar koltugun en tepesinde oturup internetten kiralik daire aradim. Uygununu bulsam ertesi gun tasinacaktim.
Piskin Edvardo ayni cok bilmis edayla geldi sabah. Hani delige kovalamistin sopaynan? yine cikti kacmasam ustume basacakti suursuz, der gibi baktim. Koku bascavusun eseginden mi geliyor, der gibi geri bakti. Firini cekti, onceki gun kurdugu kapana takilmis fare lesini aldi gitti. Bu fare o fare miydi, delikten geri mi gelmisti, yoksa ailecek mutfagimiza mi yerlesmislerdi gibi sorularimi siraladimsa da Edvardo cevap vermedi.
Pesinden yine mutfak dezenfektasyonu. Dolaplarin icini indirmece, silmece, silmece, silmece... Evin diger isleri alip basini gitmece.. Yavrimin uykusu duzeni muzeni bitmece.. Mutfaktan, yemek pisirmekten ve yemekten tiksinmece..
Bitti mi?
Bilmem.
Ben mi?
Artik ayni ben degilim. Paranoyak ile psikopat arasinda bir yerdeyim.
Thursday, January 12, 2012
ce-eeee
diz ustume daha cok bilgisayar daha az bebek yerlestiginde daha cok yazabilmek temennisiyle, iyi seneler.
Thursday, November 10, 2011
Astroloji
KOVA (21 Ocak - 19 Şubat)
Artık bazı gereksiz insanları hayatınızdan çıkarmanın vaktinin geldiğini düşünüyorsunuz. Hayatınızdaki pek çok insanın da sizin için benzer düşünceleri paylaşıyor olmaları sayesinde bu süreçte pek fazla zorlanmayacağınızı söylemek istedik. Herkes gereksiz bir sen çok lazımsın di mi? İbiş. Çık git hadi okuma bi daha bu sayfayı da...
devami...www.zaytung.com
Wednesday, November 02, 2011
Bebek kullanim kilavuzu: Bolum7-Reflu'ye Giris
Esin dostun annenin teyzenin, ayni yolu tepmis her ebeveynin bildigi ancak bebe dogup da yeni annebabayi darlayana dek soylemedigi uzre, bebekler hayatlarinin ilk kirk gununde sinirsizca uyuyup, futursuzca icip, ekseriye parca tesirli s.cip, anlamsizca agliyorlar. Aglama dinamikleri o kadar da tahmin edilebilir degil. Alti temiz, kani tok, kis uykusundan uyanmis, sekiz on parca gegirmis bir bebek bazen sirf ip.nelik olsun diye aglayabiliyor. Hakli sebepleri var tabii. Ekmek elden su golden sicak sakin ortamindan cikip gelmis ustelik her yonden henuz tam pismemis. Kendisine ilim bilim ve halk dilinde bicilmis ortalama alisma suresi kirk gunden sonra hala her dilegi yerine getirilmis bebe susturulamiyorsa 'hele bir uc aylik olsun gecer merak etme' tesellisine kanilmamali, problem arastirilmali..
Bizdeki versiyonun teshisi nispeten kolaydi zira yavri henuz iki haftasi dolmadan ictigini burnundan getirme yanlisiydi. Mideye gitsinler midede kalsinlar, bestesinin guftesini iste o siralar yazdim. Ortalama 30 dakikalik her yemek-ki yenidogan bir yavri icin gunde 10 ila 12 kez tekrarlanan islem sonrasi, doydukca uyumaya meyleden yavriyi 20 dakika dik tutmak, ortalama 20 dakika gazini cikarmak icin sirtini pitpitlamak ve hala uykudan eser kalmissa uyutmaya calisirken 2 saat limitini doldurmus yavrinin yeniden acikmasiyla basa donulen bir kisir dongudeydik. Beslenme haric dongunun neredeyse tamaminda aglayip debelenen iki avuc buyuklugunde insan formunu sakinlestirmenin en verimli yolu yaratici besteler esliginde ziplamak ve oturarak ziplamanin en iyi yolu pilates topuydu. EbruSalli topun ustunden bu kadar ziplamis midir emin degilim..
Anlam veremedigim bir baska nokta ise, annane ve babannenin, bebe pankart acip 'midem cok pis yaniyor, bi soda var mi haci?' demedikce, sorunu her bebegin gaz, aglama, kusma normallerine benzetmekte inat etmeleri. Hayati kirk gunden ibaret de olsa bebe her yemek sonrasi kafayi arkaya atiyor (yemek borusunu uzatma, mideden gelen asiti geciktirme cabasi), oguruyor ancak kusmuyor (gizli reflu-mideden gelen nevaleyi kusmayip yeniden yutuyor, yol hem gelis hem gidiste yaniyor), saat basi yemek istiyor (yanma hissi sutle geciyor), gunduz neredeyse hic gece bir batimda iki saatten fazla uyumuyor uyudugunda illa ki aglayarak agiz sapirtisiyla uyaniyor ise sevgili okuyucu kayninizin bebeginde reflu var demek oluyor..
Neyseki tip ilerlemis, ilac milac veriyor doktor birseyler ama bu sefer de omrunuzun bebekli ilk kirk gununde el kadar bebege ilac verilir mi, ya kendiliginden gecerse ikilemlerinde buluyorsunuz. Ozene bozene alip cicili bicili dosediginiz yatak yerine sambriyel lastiginden hallice 45 derece egimli yastikta yatiyor dik uyumak adina. Doseginin bir ucunu yukseltip egim veriyorsunuz bir umut yataginda uyusun diye ancak kafayi tutmaktan aciz minnak daha arkanizi donmeden yatagin sagina soluna yuvarlanmis ve pek kiymetli uykusunu ziyadesiyle dagitmis oluyor.. Biz 6 hafta sonrasi aglama siddetine dayanamayarak basladik ilaca. Ilacla beraber gunluk periyodik gaz aglamalarini kesmek adina anne kisisi olarak ben sut ve sut urunlerinden, bir takim yesil sebzelerden, soyadan, portakal ve mandalinadan, sarimsaktan ve domatesten vazgectim. Artik pirinc ya da badem sutumsu icip vegan reyonlarinda takiliyor hayatin yine de guzel olabilecegini iddia ediyorum. Yavri mi? Daha az agliyor, daha az kusacakmis gibi ve daha cok uyuyacakmis gibi yapiyor. Yine de oldukca sakaci, bir gun digerini tutmuyor ve 'iyi cocuk' madalyalarini bir alip bir veriyoruz. Temennimiz 6 aya kabusun tamamiyla bitmesi.
Su yaziyi kac haftada tamamladigimi da sonuna not etmeliyim: 4.
Tuesday, October 18, 2011
40
Elimde cay camdan disari dalmisken arkamda dukkanin kapisi gumledi. Al uyandi iste, kim o kapiyi carpan serefsiz panigiyle sicradim yerimden. Salaktim zira evde degildim ve kucagimda yuzde doksani gazdan ibaret yavrim yoktu. O kucucuk bedenin neresinde basincliyordu bu gazi belki de hic ogrenemeyecektim. Tipki, o tiptiz, ciglikli aglama sesini kucucuk bedenin neresinden cikardigini hic bilemeyecegim gibi..
Tuesday, October 11, 2011
Tuesday, September 13, 2011
Thursday, July 28, 2011
iste boyle bir sey
Uzun sure yazmamanin soyle de bir problemi var sevgili sabirli okur. Ansizin aklina antin kuntin bir sey geliyor, yazilir ki bu diyorsun paylasmak istiyorsun milyonlarla... Gel gor ki 5 haftadir zirnik yazmamissin bloga, onca sessizlikten sonra yazmaya deger mi simdi bu, hah yazdin da ne oldu muhakemesine girdigin anda kaybediyorsun sevki mevki. Koyuveriyorsun gidiyor. Haftalarca bos kaliyor meydan sonra.
Ne mi yazacaktim? Sirke diycektim. Ne mubarek bir olusummus ki, yuzyildir sinirimi bozan, unutup unutup her giydigimde pis bi koku var sanki ama ne arastirmasina girip kendime ulastigim, camasir makinasinda islak bekletilmis tiksinc tisort kokusunu tek hamlede yok etti. Gururdan catlayabilirim.
Eh sessizlik bozulduguna gore artik akla gelen her turlu anlamsizlik yumurtlanabilir.
Subscribe to:
Posts (Atom)