Sunday, October 12, 2014

(H)elal

Kendi kendine oyuncak evindeki domuz ailesini birbiriyle konustururken:
       Peppa pig (evin kizi) : ohhoh ohhhoo...
       Daddy pig: Elal elal !

Friday, June 20, 2014

ZekaiTunca'nin sesi ne acayip degil mi? Insanin kalbini kucuk tatli pitpitlarla durtup havalanmamis kuytulara oksijen basiyor filan. Hatta olmaz ya, o ses tonuyla bestesinde yedi sulaleme alenen giydirse ben o tatli bahar esintisinin etkisiyle beni ve sozkonusu sulalemi asla susuz asksiz birakmayacagini filan hayal ederim. Beni aylar sonra yazmaya heveslendiren tek basina bu ses degil elbet. Mesela birkac gun once sabahimin en verimli saatlerini basbasa 1,5 metrekarelik bir odada gecirdigim sekizyuzonyedidebirin onyedibindebirden kucuk mu buyuk mu oldugunu anlayabilmek icin gozumun onunde kagida yuksek sesle 'this eats this' (bu bunu yer) isareti cizen bilimsel kadincagiz. iste o an dizimi dizinden ayirip o kitir spreyli kafasini bagrima basmak icin kendimi zor tuttum. anlattigi seyden bagimsiz gozlerinin icine bakip hayatin onun icin yer yer ne kadar zorlasabilecegini hayal etmeye calistim. basaramadim. bu yaziyi toparlayip bir ortak sonuca varmanin mumkun olamayacagini senelerin tecrubesiyle bildigimden direk yazacagim. diyecegim o ki, giristeki adam gibi uhrevi bir sesin yoksa ya da baska bir ozelliginle karsindaki insani buyuleyemiyorsan, yani insanlar gercekten ne dedigini dinliyorsa isini iyi yap salak kadin! salaklik biyolojik, toplumsal, ideolojik her ne kaynakliysa pek dogal pek tabii. basimin ustunde ve hatta bizzat bende var. ama bunun farkinda olmayana, sirf bu yuzden yapmasi gereken isi yapmayana tahammulum yok.
iste bu yuzden zaman zaman insanliga kustugum dogrudur. bamyami pisirir, kitabimi okur, cocuguma ogleden sonra seftalisini dograr, obez baligimi doyurur, son derece firtinali yasantima kaldigim yerden devam eder giderdim. bir sure.
sonra insanlik krem peynire ben bloguma.
hosgeldim.


Monday, February 10, 2014

Lila-ikibucuk

Hi yani selam,
Beni okula yazdiracaklar. annem mahalle mektebinde (play-based) diretiyor, babamsa semsiefendi okulunda (montessori) israrci. bana kalsa caddedeki ayakkabici suleyman amcaya cirak olurum. zanaat ogrenmek gibisi yoktur herhalde. benden tavsiye, nasil becerirsiniz orasini bilemem ama ilk cocuk olmayin. deney maymunundan halliceyim yeminle. icten ice de sevincliyim aslinda. bir suredir ev basiyor bana. iki insan gorurum, birlikte kudururuz, resimdi muzikti derken iyi olur gibi geliyor. ah bi karar verebilseler ben de ona gore hazirliycam kendimi. bahcesinde tavukla tavsan olan okul mu, ogretmenleri az catlak olan okul mu, uc gun mu bes gun tam gun mu karar veremiyorlar ki anasini satayim. bu ay sonuna kadar muhlet verdim yoksa calicam suleyman amcanin kapisini.

Ingilizceyle basim dertte. az bucuk anliyorum olan biteni ama hala tadim kacik. ben ki (eski) turkce'de aruz vezniyle siirler yazmaya baslayali, divan edebiyatina merak salali, birlesik fiilli yuklemlerle donattigim kompozisyonlarimi soru cumleleriyle baslatali aylar olmus, verisdiket? dediklerinde bir sure kitlenip, akabinde yellow diyorum. evet hallolur biliyorum ama icleniyorum.

Musiki derslerine ara verdik. bana gore hava hostu, calip soyluyorduk da annem baymis. onun yerine bale sinifina kaydolduk bir donem. tutuler mutuler, pembe babetler, tuller cicekler bocekler derken bir sure sonra resti cektim. prenses dansi filan tamam da o hoplamalar ziplamalar bana gore degil gibi geldi. cok da emin degildim. gerci sekiz kisilik siniftaki hicbir kizcagiz ne yaptiginin tam farkinda degildi ama hepimiz ayni anda sacmalayinca komik gorundugumuzu tahmin ediyorum. donem sonu gosterisi videosunu hala izleyip guluyorlar. ayip aslinda. sanat icin sanat yaptik, anlamadilar.

Ara sira takildigimiz bir de resim sinifi var. proje ustune proje yaratiyoruz. kes yapistir, katla yuvarla, boya badana.. bu sonuncusunu ben teklif ettim bizimkilere. onca projeye luzum yok, israf, elim firca tutuyor cok sukur, giriselim koridor duvarina dedim. simdilik yok mok dediler ama ilk hamleyi benden bekler gibiler. baslamak bitirmenin yarisiymisti nasilsa.

Yine gitmem gerekiyor. yemek, uyku, banyo.. bir isi de bensiz yapabilse
su kadin!
Opt.kib.
Lila

Friday, January 31, 2014

icimdeki emekli albay

Ustam ve Ben, bir hayalkirikligi daha.. umarim bu verdigim en sonuncu son sans olarak kalabilir. en sevdiklerimden yazar evlenip cocuklanali beri o essiz kelimeleriyle, en aklimiza gelmeyen yerinden gorup aktardigi hikayeleri bitti. kimsede suc yok. bir zamanlar her duyusta oturup iki satir yazmama vesile olan sarkiyi bu sabah portakal sikarken dinledim. sarki bitti ben gidip tavadaki omleti cevirdim. beyninde biriktirdigini bogrunden gecirip ortaya cikariyorduysan, yalnizlik, karamsarlik, umursamazlikla filan besliyorduysan ama o bogurde bir suredir baska asklar yasiyorsa, artik ortaya cikanlar o en bastaki issiz insan kalintilariyla bir olmuyor iste. tabi bu, degisim miladini siyah sut aldigimizda olasi sebeplerin en naifi. ticari kismi dusunmek bile onca sevdigim kitap hatrina uzuyor beni. 

Wednesday, December 25, 2013

eskiden ugrastigim seyler: Chicago 2011

hasin esen ruzgarla, yarim metrelik pencere pervazindan mutfak parkesine dorduncu kez serbest cakilan meneksemin-camdan gelen gunesli serinligi sevdigini biliyorum-keyfi kacik. konusuyorum, hatir soruyorum, ses yok. bi tavir, bi cicek curutme, bi yaprak porsutme filan. bilmiyorum ki gonlunu nasil almali. hayir mevzu ben olsam, calarsin kokume bir kasik nutella aninda kendimi sevincten parkeye cakarim. cicek sulalesi iste..

eskiden ugrastigim seyler: NewYork 2010

islak semsiye masa altina yerlestirilir, palto atki hirka cikar sandalyelere serilir, canta telefon cuzdan masa ustune yayilir, eldeki tepsi masaya iner, cay bardaginin kapagi acilir, cikolatali sey peceteye sarilir, ilk lokmanin dislenmesine saliseler kala dibimde bir adam:
-hanfendi!
-? (neey der gibi bakis)
-burasi full servis masasi, self servis icin yandaki masaya gecmeniz lazim, yanlis yerdesiniz.
(disler hala cikolatali seyin ustunde... sessizlik.. bir bu masaya bir yandaki masaya sonra konusan adama bakis.. disleri cikolatali seyin ustunden ayiris.. yutkunus)
-burasi baska kafe mi?
-ayni ama burasi siparisli masa. yan masaya gecmeniz lazim.
- (seni suracikta islak odunla tartaklamak istiyorum ama ortamdaki tek odun sen islak olan da benim der gibi bakis, agzi acis gozu yumus) siparisim 5 dolarlik, oturacagim sure maksimum 10 dakika, kafe zaten bos, 75 sent bahsis icin bu konusmayi yapiyor olmamiz ne sacma degil mi?
-? (neey der gibi bakis)
-kafenin adi Europa ama cok firin ekmek lazim daha..(masadan kalkarken kendi kendine mirildanis)
- yardim edeyim.
- yaaa birak allasen. (daga kusen tavsanmis gibi adama bakmayis).

Saturday, December 14, 2013

Sunday, December 08, 2013

Yol sohbetleri: Rezervasyon

telefondaki ses- alo?
benim sesim-  iyi aksamlar
yandaki ses-  {turk oldugunu nerden bildin?}
benim sesim- {alo dedi}
telefondaki ses-buyrun?
bs- biz yoldayiz. 4 kisilik masa rezervasyonu yaptirabilir miyiz?
ts- 4 kisiiiilikkkk...hmmmm.... tamam masayi ayiriyorum.
bs-tesekkurler, gorusuruz. bye.
ts-bye.
benim sesim- {tamamdir masa ayrilcak}
yandaki ses-  {e isim vermedin?}
benim sesim- {hmm. almadi di mi?}
yandaki sessizlik.

Wednesday, December 04, 2013

dailey metod

 kobay  ve temsili pilates topu

Siccacik yoga sinifi uyeligimin bitmesiyle kendimi icinde buldugum bosluk beni oylesine sarsti ki kendimi bir sabah ansizin bir suredir adini duydugum eve on kulac mesafedeki studyoda buldum. ve yine her zamanki gibi gitmeden once internette yazilan yorumlari okudum ama sallamadim. metodu ve studyoyu anlatmadan once bahsettigim bosluk ve sarsilmayi kurcalamak isterim. 
Ben aslen kilo vermek derdinde degilim. sadece uzerinize afiyet okuz gibi yiyeyim, canimin istedigini istedigim saat gomeyim ama mevcut kiloma kilo eklemeyeyim gayesindeyim. ha bir dumduz karin, efendime diyim el sallayinca titremeyen pazular, erimis mafin toplari kim istemez, onlar da yan cebimde kalsin mumkunse. Asil mesele baska..
Tam zamanli bir ev annesi oldugum uzre bazi gunlerin bazi saatlerinde bulundugum ortamdan kosarak kacmak ve bir daha geri donmemek istedigimi fark ettigimden beri bu tip anlar yaklasirken (terrible 34) kendime hemmencecik bir kanalizasyon alani bulmam icap ediyor. halk jargonunda tantrum olarak adlandirilan bu tip ataklarin sikligi ve siddeti yavruyla gecirilen overdoz zaman, uykusuzluk ve aktivitesizlikle dogru oratili. bizzat kendi bilimsel arastirmalarim sonucu vardigim nokta su ki, haftaici herhangi bir gunun herhangi bir saatinde eli kolu bos, cantasiz, cocuksuz, matarasiz, islak mendilsiz, bezsiz, mandalina muz ya da kuru meyvesiz sokaga futursuzca salindigimda, ben, takip eden 4 gunu, hafta ici ya da sonu olmaksizin ataksiz geciriyorum. soz konusu basibos bir saat icin evden cikarken cogu zaman geride biraktigim manzara oylesine acikli oluyor ki o bir saati ekseriye kendime iskence ederek ve bu sayede vicdan azabi duymayarak geciriyorum. 
bu uzun giristen sonra yeni spor salonumun adini aciklayabilirim. the dailey method. ismin sonundaki method kelimesi bir saatlik metodik iskenceyi vurguluyor. yoga olsun pilates olsun sicak ya da soguk olsun hepsinin ardinda puri pak uhrevi bir butune tamamlanma arzusu yatiyorken the dailey metodun tek amaci bir saatlik surede maksimum kasi minimum zaman kaybi ve hareketle calistirmak. terlemek yok. kardio yok. hoplama ziplama, muzikle cosma yok. konusma yok. bir duvar aynasi, onunde bir bar ve kaymayan coraplar var. metodu geckin yasinda balerin olmaya heves etmis bir kadincagizin turettigini dusunuyorum. balerin olamamis ancak bari yaptigim spor bosa gitmesin dur ben bunu halkla paylasayim demis. peki bir ders gittim, ikinciye gittim ucuncuye neden gittim. cunku ise yariyor. sirt, bel, karin bacak hepsi tingir mingir calisiyor, saglam yag yakiyor ve insan ozellikle ertesi sabah yengec bacaklariyla yururken kendini iyi hissediyor. 
bu kez bir aylik sinirsiz uyelik yok, insan gibi, temkinli, azar azar.
kismet.

Sunday, December 01, 2013

HelloWorld

Dikisle olan munasebetimi bir adim ileriye tasidim. Buyrun:
http://madebylilasmom.tumblr.com/
Dukkan hazir gibi ancak satis yapmaktan tirsan ilk dukkan sahibi olarak tarihe gecebilirim. Vitrindeki kostumler suan sehrimizin lokal sanat studyosunda satista. Sonrasi nasil olur henuz bilmiyorum ama ben kiyafetleri cizerken, hikayeleriyle dikerken ve fotograflarini cekerken cok eglendim. Darisi size.. (aka Enjoy!)

Wednesday, November 20, 2013

iki yas ayfon algoritmasi

'olmus mu?' dedim, 'olmuus' dedi. inatlasmadim. 
INPUT: 2 yas cocugu, ayfon 
bunlar da burda dursun
bi bakiym 
bi bakip yerine koyyim (IF)
elimde dursun (ELSE IF)
bunu sen al bunu da ben
niye almiyorsun?
bunu al bunu al bunu allll bunu all bunu al (LOOP)
keske alsaydin
al bunu sen (GO TO LINE 1)
komandoyu (kumanda) sen allll, bunu (ayfon) da ben aliym. paylasstikk!
STOP
END

Wednesday, November 06, 2013

(ayi) yogi

bir suredir, yaklasik 40 derece ve yuzde 40 nemli bir odada yaklasik 40 kisiyle birlikte (kizli erkekli) yoga yapiyorum. sicak nem ve kalabalik ayni odada barindiginda meydana cikan islak koku sebebiyle 90 dakikalik surenin belirli araliklarinda odadan kosarak kacma istegimi bastirabildigimde dunyanin en pambik insani olarak gunun ve haftanin geri kalanina devam ediyorum. bu aksam da cocugu uyutup gittigim ve aslinda hicbisey dusunmuyor olmam gerektigini dusunerek tavan deliklerine konsantre oldugum yer pozlarindan birinde, icinde bulundugum ortama kendi iradem disinda zorla gonderiliyor olmanin insanlik sucu kapsaminda degerlendirilmesi gerektigi aklima gelmisti ki yine pozisyon ve aklimdakiler degisti. ihtiyac duydugum motivasyon kollarimdan fosurdayan terden ziyade odedigim bir aylik sinirsiz ucrette. su son cumleye kadar son derece ulvi degerler barindirarak yoga yapiyormusum gibiydi degil mi? yo yooo dostum..

Saturday, October 12, 2013

kim daha ayi...

hizlandirilmis hikaye kursu kitapcigi'ndan bir baska guzide hikaye

Monday, October 07, 2013

Lila - haram geceler

Uyuyan hakkaten buyuyorsa, buyudugu icin kendi yataginda uyumak durumunda kalanin halinden kim anlar filan gibi seyler hakkinda dusunuyorum bir suredir. Dusunmek, donmek, battaniyeyi ustume ortturmek sonra geri aldirmak sonra yine fikir degistirmek, her fikir degisimde susamak, ictikce bezimi islatmak ve o saniye alt degisimi talep etmek icin cok vaktim var artik. Yine ayni buyume sebeplerinden bir suredir bendeniz kendi kendime uyuyorum. Ohh ne guzel diyen varsa bulundugumuz yere nasil milimetrik mehter adimlariyla ulastigimizi anlatmak isterim. Ama sonra...45 ile 75 dakika suren uykuya dalis surecinde karanlik odamda, yatagimin yamacinda, kimildamadan, konusmadan, sabirla ve inatla kimsenin oturmasini istemedigimde. bir de sabaha karsi birkac kere uyandigimda malum sahsi uyurken biraktigim yerde gormem gerekmediginde. eh buna da sukretsinler artik.

Friday, October 04, 2013

uykudan once

hizlandirilmis hikaye kursu kitapcigi'ndan