
dogurdum.
en keyifli dantel motifleri icin instagram hesabima beklerim
yerlestirildigi koltukta, 4. edward pozunda durmadan duran canli bir modeli, yerlestirildigi tabakta durmadan duran birkac armuttan farkli kilan neydi, iste bundan cok emin degilim. ilk ve son hafta boyamalarindaki bariz teknik farkini kabul etsem de, bu dersle ilgili beni neyin tam olarak memnun etmedigini hala anlamis degilim. sanirim kafamdaki kursta salt teknik ogrenecek, ogrendigim her yeni ilgincligi asil bicim ve renkleriyle alakasi olmayan cizimlerime uygulayacak, canli modelin sortunun gercekte ne renk olduguyla kafayi bozmayacaktim.
bilmem, belki memnuniyetsizligimle ilgili yaniliyorum, derse ve canli modele haksizlik ediyorumdur. bildigim tek sey tekduze, icinde esneme payi olmayan ve ortama konuyla alakasiz acilardan bakmaya elverissiz durumlara tahammul edemedigim.
aklimda yazacak hic bir sey yok. her sabah gazeteyi aciyor suruynen ilginclik okuyoruz zaten. bir de buraya yazmanin ne alemi olabilir? sipsicak ve nemli gunlerde sip sip terliyor, survivor'da konusan yasam formlarini inceliyor, 14 yillik antika masamizda uzun ve lekeli kahvaltilar esliginde cay iciyoruz. her sey iyi hos ancak cay gercekten de harareti keser mi henuz karar veremedik...
bu kez yoklugumda hic kitap okumadim.. BehzatC serisini saymazsak. yoklugun blogger'in kapali olmasiyla da alakasi yoktu aslinda. buyukbaslarin da dikkat cektigi gibi, blog bir tur sport olsa gerek. bir kere uzaklastin mi geri donmek, yeniden rutine baglamak zaman aliyor. hem zaten mezuniyet sonrasi bizzat havada gorunen leylek olarak calisan ben, bu sene kendi evimin leylegiyim. hayatimda artik ne gezi yazilari ne de girdigim ortamlardaki anormal insan manzaralari var.. derken gectigimiz ay vakit bu vakittir diyerek kendimi bir atolyenin suluboya kursuna dahil ettim.