Thursday, November 10, 2011

Astroloji

KOVA (21 Ocak - 19 Şubat)
Artık bazı gereksiz insanları hayatınızdan çıkarmanın vaktinin geldiğini düşünüyorsunuz. Hayatınızdaki pek çok insanın da sizin için benzer düşünceleri paylaşıyor olmaları sayesinde bu süreçte pek fazla zorlanmayacağınızı söylemek istedik. Herkes gereksiz bir sen çok lazımsın di mi? İbiş. Çık git hadi okuma bi daha bu sayfayı da...

Wednesday, November 02, 2011

Bebek kullanim kilavuzu: Bolum7-Reflu'ye Giris

Elinize bu tip bir kitap aldiginizda sayfalari atlayip dogrudan 7.bolume yoneliyorsaniz Reflu de coktan size girmis demektir. Gecmis olsun. Ha nasilsa giren girmis artik acilmaz diyorsaniz fena halde yaniliyorsunuz zira icerde acilimi saglayan kombinasyon reflu ve kolik bir arada, ayni anda.. Kesin kayninizin bebeginde de vardir ama olan biteni bir de ben anlatayim.

Esin dostun annenin teyzenin, ayni yolu tepmis her ebeveynin bildigi ancak bebe dogup da yeni annebabayi darlayana dek soylemedigi uzre, bebekler hayatlarinin ilk kirk gununde sinirsizca uyuyup, futursuzca icip, ekseriye parca tesirli s.cip, anlamsizca agliyorlar. Aglama dinamikleri o kadar da tahmin edilebilir degil. Alti temiz, kani tok, kis uykusundan uyanmis, sekiz on parca gegirmis bir bebek bazen sirf ip.nelik olsun diye aglayabiliyor. Hakli sebepleri var tabii. Ekmek elden su golden sicak sakin ortamindan cikip gelmis ustelik her yonden henuz tam pismemis. Kendisine ilim bilim ve halk dilinde bicilmis ortalama alisma suresi kirk gunden sonra hala her dilegi yerine getirilmis bebe susturulamiyorsa 'hele bir uc aylik olsun gecer merak etme' tesellisine kanilmamali, problem arastirilmali..

Bizdeki versiyonun teshisi nispeten kolaydi zira yavri henuz iki haftasi dolmadan ictigini burnundan getirme yanlisiydi. Mideye gitsinler midede kalsinlar, bestesinin guftesini iste o siralar yazdim. Ortalama 30 dakikalik her yemek-ki yenidogan bir yavri icin gunde 10 ila 12 kez tekrarlanan islem sonrasi, doydukca uyumaya meyleden yavriyi 20 dakika dik tutmak, ortalama 20 dakika gazini cikarmak icin sirtini pitpitlamak ve hala uykudan eser kalmissa uyutmaya calisirken 2 saat limitini doldurmus yavrinin yeniden acikmasiyla basa donulen bir kisir dongudeydik. Beslenme haric dongunun neredeyse tamaminda aglayip debelenen iki avuc buyuklugunde insan formunu sakinlestirmenin en verimli yolu yaratici besteler esliginde ziplamak ve oturarak ziplamanin en iyi yolu pilates topuydu. EbruSalli topun ustunden bu kadar ziplamis midir emin degilim..

Anlam veremedigim bir baska nokta ise, annane ve babannenin, bebe pankart acip 'midem cok pis yaniyor, bi soda var mi haci?' demedikce, sorunu her bebegin gaz, aglama, kusma normallerine benzetmekte inat etmeleri. Hayati kirk gunden ibaret de olsa bebe her yemek sonrasi kafayi arkaya atiyor (yemek borusunu uzatma, mideden gelen asiti geciktirme cabasi), oguruyor ancak kusmuyor (gizli reflu-mideden gelen nevaleyi kusmayip yeniden yutuyor, yol hem gelis hem gidiste yaniyor), saat basi yemek istiyor (yanma hissi sutle geciyor), gunduz neredeyse hic gece bir batimda iki saatten fazla uyumuyor uyudugunda illa ki aglayarak agiz sapirtisiyla uyaniyor ise sevgili okuyucu kayninizin bebeginde reflu var demek oluyor..

Neyseki tip ilerlemis, ilac milac veriyor doktor birseyler ama bu sefer de omrunuzun bebekli ilk kirk gununde el kadar bebege ilac verilir mi, ya kendiliginden gecerse ikilemlerinde buluyorsunuz. Ozene bozene alip cicili bicili dosediginiz yatak yerine sambriyel lastiginden hallice 45 derece egimli yastikta yatiyor dik uyumak adina. Doseginin bir ucunu yukseltip egim veriyorsunuz bir umut yataginda uyusun diye ancak kafayi tutmaktan aciz minnak daha arkanizi donmeden yatagin sagina soluna yuvarlanmis ve pek kiymetli uykusunu ziyadesiyle dagitmis oluyor.. Biz 6 hafta sonrasi aglama siddetine dayanamayarak basladik ilaca. Ilacla beraber gunluk periyodik gaz aglamalarini kesmek adina anne kisisi olarak ben sut ve sut urunlerinden, bir takim yesil sebzelerden, soyadan, portakal ve mandalinadan, sarimsaktan ve domatesten vazgectim. Artik pirinc ya da badem sutumsu icip vegan reyonlarinda takiliyor hayatin yine de guzel olabilecegini iddia ediyorum. Yavri mi? Daha az agliyor, daha az kusacakmis gibi ve daha cok uyuyacakmis gibi yapiyor. Yine de oldukca sakaci, bir gun digerini tutmuyor ve 'iyi cocuk' madalyalarini bir alip bir veriyoruz. Temennimiz 6 aya kabusun tamamiyla bitmesi.

Su yaziyi kac haftada tamamladigimi da sonuna not etmeliyim: 4.



Tuesday, October 18, 2011

40

Bugun kendi evimden kovuldum. Elime cuzdan telefon verip hava almaya gonderdiler. Ben yine de fazla uzaklasamadim. Apartmanin alt katindaki Starbaks'tan papatya cayimi alip camdan disariya, sapsakin hayata bakakaldim. Camdan bakiyormus gibiydim aslinda ama uyuyor da olabilirdim. 40 gundur bir batimda iki saatten fazla uyuyabilmis degildim ki cok zaman o bir batima bile batamayabilmistim. Evdeki hangameye nispet sokakta herkes ve hersey yerli yerindeydi. Sanki hic bir sey degismemisti ama hadi canim ordandi..

Elimde cay camdan disari dalmisken arkamda dukkanin kapisi gumledi. Al uyandi iste, kim o kapiyi carpan serefsiz panigiyle sicradim yerimden. Salaktim zira evde degildim ve kucagimda yuzde doksani gazdan ibaret yavrim yoktu. O kucucuk bedenin neresinde basincliyordu bu gazi belki de hic ogrenemeyecektim. Tipki, o tiptiz, ciglikli aglama sesini kucucuk bedenin neresinden cikardigini hic bilemeyecegim gibi..

Tuesday, October 11, 2011

kuslar filan




suursuz kuslara bayildigimi yazmis miydim?

Tuesday, September 13, 2011

Thursday, July 28, 2011

iste boyle bir sey

Uzun sure yazmamanin soyle de bir problemi var sevgili sabirli okur. Ansizin aklina antin kuntin bir sey geliyor, yazilir ki bu diyorsun paylasmak istiyorsun milyonlarla... Gel gor ki 5 haftadir zirnik yazmamissin bloga, onca sessizlikten sonra yazmaya deger mi simdi bu, hah yazdin da ne oldu muhakemesine girdigin anda kaybediyorsun sevki mevki. Koyuveriyorsun gidiyor. Haftalarca bos kaliyor meydan sonra.
Ne mi yazacaktim? Sirke diycektim. Ne mubarek bir olusummus ki, yuzyildir sinirimi bozan, unutup unutup her giydigimde pis bi koku var sanki ama ne arastirmasina girip kendime ulastigim, camasir makinasinda islak bekletilmis tiksinc tisort kokusunu tek hamlede yok etti. Gururdan catlayabilirim.
Eh sessizlik bozulduguna gore artik akla gelen her turlu anlamsizlik yumurtlanabilir.

Thursday, June 16, 2011

canli model

beklenenin aksine 'odtulu genc' sifatina uygun (kareli gomlek, kargo sort, sandalet, ensede ciliz at kuyrugu) bir erkekti. soyunmayacak olmasi erkek ya da kadin olmasini onemsizlestiriyordu zira cizip boyanacak en komplike form gomlek kareleriyle sortun kat yerleriydi.. onceleri komik, dorduncu tekrardan sonra urkutucu olan asil sey, sirt cantasindan sarkan solunum borusuyla derse katilan teyzenin, model dostumuza israrla gomlegini ne zaman cikaracagini sormasiydi. teyzeye uygun bir dille ve artik gulumsemeyerek modelimizi bu haliyle cizecegimiz soylendiyse de odtulu gencin uzak bir noktaya sabitlenmis gozlerindeki tedirgin ifade oldukca eglenceli ve gormeye degerdi...

yerlestirildigi koltukta, 4. edward pozunda durmadan duran canli bir modeli, yerlestirildigi tabakta durmadan duran birkac armuttan farkli kilan neydi, iste bundan cok emin degilim. ilk ve son hafta boyamalarindaki bariz teknik farkini kabul etsem de, bu dersle ilgili beni neyin tam olarak memnun etmedigini hala anlamis degilim. sanirim kafamdaki kursta salt teknik ogrenecek, ogrendigim her yeni ilgincligi asil bicim ve renkleriyle alakasi olmayan cizimlerime uygulayacak, canli modelin sortunun gercekte ne renk olduguyla kafayi bozmayacaktim.

bilmem, belki memnuniyetsizligimle ilgili yaniliyorum, derse ve canli modele haksizlik ediyorumdur. bildigim tek sey tekduze, icinde esneme payi olmayan ve ortama konuyla alakasiz acilardan bakmaya elverissiz durumlara tahammul edemedigim.

Monday, June 06, 2011

skinny

aklimda yazacak hic bir sey yok. her sabah gazeteyi aciyor suruynen ilginclik okuyoruz zaten. bir de buraya yazmanin ne alemi olabilir? sipsicak ve nemli gunlerde sip sip terliyor, survivor'da konusan yasam formlarini inceliyor, 14 yillik antika masamizda uzun ve lekeli kahvaltilar esliginde cay iciyoruz. her sey iyi hos ancak cay gercekten de harareti keser mi henuz karar veremedik...

resim mi? yo yoo kurs arkadaslarimdan biri poz vermedi hayir, iskelet bey/hanim getirmisler sinifa. cizdik boyadik. bizzat kendiminkini kirdigimdan biliyorum, o gogus kafesi kemikleri ne karmasik bir ortam! resim yaparken icimin bu kadar daralabilecegini hic tahmin etmezdim dogrusu. haftaya canli model geliyormus, portre calisacakmisiz.. su ana kadar calistigimiz modeller ve kirik hayaller sebebiyle biraz tedirgin oldugumu soyleyebilirim.

Thursday, June 02, 2011

Friday, May 13, 2011

lost

son yazdigim post nereye gitmis olabilir? sifremi ele mi geciren var? o sifrenin ygs'yle alakasi yok yanliz.. kendi portremi ayni anda armut ve biyiksiz osym baskanina benzetmis oldugum icin basina bir is mi geldi? 'kendimmis megersem' adli yazinin arama sitelerinden geride cache'inin dahi kalmadan yok olmasi da ne demek? lost adasi mi lan bu blogspot?

bak sinirimden guluyorum. nerde bu post?

Wednesday, May 11, 2011

kendimmis megersem

sevgili blog,
'yetti canima armut' nidasiyla fitne karistirdigim resim dersi, bugun 'al sana armutun en alasi' tadinda kompozisyonla karsi ataktaydi. ben sinifa dalip orta yerde cizilecek obje ararken her birimize kucuk birer ayna dagitildi ve kendimizi cizip boyamamiz istendi. soz konusu objeyle yapilabilecek kompozisyona herhangi bir kompostoyu tercih ederdim dogrusu, zira yaptigim resmi gece gorsem korkabilirim. meger ben ne cirkinmisim yaleppim. az biyik olsa ki boyamak cok daha kolay olurdu eminim aynen ve sehven osym baskaniyim. ya da bunca haftalik manset fotosundan sonra aynada kendim yerine adami goruyorum ne bileyim. muhim olan insan gibi boyamakmisti, insanin yuzunde cizgiler degil renklerin ustuste bunmesinden olusan golgeler varmisti ve ilk self portre denemelerinde burnun donuza benzemesi gayet de dogalmisti zaten ama resmen tipimden nefret ettim..iste bir gun daha boyle gecti.
hadi opt.

(resim mi? azz sonra..)

Wednesday, May 04, 2011

guzel yazi defteri

Aylardan mayiz olmus, hava isinmis, etraf cicek bortu bocege donanmis, ustelik hidirelleze birgun kalmis bende ses seda yok. niye blog? cunku bir pisirganlik, bir kokmaz bulasmaz tavsanbkculugu, bir efendime diyim sessizsedasiz yasayip gidivermecilik cokmus ustume, gecmiyor. kendimi bir suru bilmedigim ise bulastirmis olmam ve her gun yeni bir projeyi masaustunde beklesenlerin arasina katistirmam, buna ragmen icten yanmali motor tadinda kendim calip kendim oynamam da ilginc..

silkelenip kendime gelmeli, yeniden yazmaya paralel cubuklarnan isinarak baslamali.
////////////////////////////////////////////////////////

Friday, April 22, 2011

Egitim sart

bu kez yoklugumda hic kitap okumadim.. BehzatC serisini saymazsak. yoklugun blogger'in kapali olmasiyla da alakasi yoktu aslinda. buyukbaslarin da dikkat cektigi gibi, blog bir tur sport olsa gerek. bir kere uzaklastin mi geri donmek, yeniden rutine baglamak zaman aliyor. hem zaten mezuniyet sonrasi bizzat havada gorunen leylek olarak calisan ben, bu sene kendi evimin leylegiyim. hayatimda artik ne gezi yazilari ne de girdigim ortamlardaki anormal insan manzaralari var.. derken gectigimiz ay vakit bu vakittir diyerek kendimi bir atolyenin suluboya kursuna dahil ettim.
baslarken umut doluydum. omru hayatim boyunca kendi kendime suluboyamis, cok istedigim halde degisik tekniklere bir turlu nail olamamistim. haftaici sabah erken kalkip gittigim ilk derste, sinifin yas ortalamasi 90'di ki ortalamaya ben de dahildim. boylelikle daha ilk gunde sanatin olumsuz oldugunu gozlerimle gormustum. yine de ders esnasindan agzimdan cikani kulagimin duymasina ozen gosteriyordum zira bazen bos bulunup, normal zamanlarda gayet komik olabilecekken hurmeten gomulmemis teyzelerin arasinda sakil duracak espriler yapabiliyordu insan.. kimbilir bitirmek icin ne kadar vaktimiz vardi?
ilk derste yasadigim bir diger sok ise pambik teyzelerin cevreledigi sutunun ustunde, kosesinden sari ampulle aydinlatilmis kase icindeki plastik armutlardi. belli ki suluboyamaya 'still life' ilen baslayacaktik. adi ustunde 'durmadan duran' yapay armutlar su dunya uzerinde resmetmekten en hoslanmadigim varliklardi.. cizmeye istedigimiz armuttan baslasak kac yazardi. yuzyillardir mucadele ettigim, basima nice isler acan, 'yap denileni yapmakta zorlanma' huyum butun hatlariyla studyodaydi.. ustelik usta Rachel'e gore gordugun armudu birebir cizmekten ziyade, gordugun armudun rengini birebir boyamakti asil mesele. yuzyillardir minyatur tadinda suluboyalar cizip guaj boya kivaminda istedigi renge boyayan beni egitmek hic de kolay olmayacakti..
tip (doktora) dilinde procastination olarak bilinen, mevcut surenin yaridan fazlasini kendini baslamaya ikna etmekle tuketip, bitis suresine yaklastikca heyecan, keyif ve basari duyma geni doktorayla kisilige kazinmisti bir kere..nitekim, yumurta kapiya dayanmadan is bitirmeme prensibimi hemmen kosullara adapte ettim.
bir aya yaklasan dersler sonucunda hala, uc saatlik surenin ilk kirkbes dakikasini gunden gune pozisyon degistiren armut, kase, sise, kitap vesaireyle baglanti kurmak, ikinci kirk besi de figuru dogru oranlarda birebir onumdeki kagida cizmek icin harciyorum zira boyamaya basladigimda fark ettigim oran yanlisligi, bende, bir kosu sutuna ulasip armutlari kendi cizdigim pozisyona sokma istegi uyandiriyor.. suluboyanin temelleri, cesaret surat ve entrika kalan surede beni yeterince mutlu ediyor. gozum cizecegim seyi bir kosesinden isirdi mi gerisi kendiliginden geliyor.. yine de baslangic bazen o kadar sikintili oluyor ki, onumdekiler yerine gordugum nevalenin arkasinda tek gozunu kismis dili disarda nevale cizen teyzeyi cizmemek icin kendimi zor tutuyorum. tipki makale okumak yerine, elimi cizen elimi cizmek gibi..

Thursday, April 21, 2011

test

acilmis diyollar, dogru mu Necatiabi?

Friday, April 01, 2011

1nisan

Nisan'in en sevdigim ay olmasi sebebiyle, kuslari pembeye,
bulutlari da maviye boyadim.
Saka saka. Nisan yapacagini yapmis, ben fotografladim.