Tuesday, February 14, 2012

33 blog lalesi

ben bugun bir yas daha aldim, tam 33 yasadim.
sonra su bloggerin sekli semali degisiyor mu diye baktim. aslinda bir bakip cikacaktim. kurcaladim. veee blogun agzina s.ctim. gitti html kodu, linkler minkler. alkis.
oysaki ne romantik duygu seli seyler yazacaktim.
bir de haftasonu saclarimi kestirip kusa dondurursem
bu is tamamdir.

Tuesday, February 07, 2012

benzemez kimseye tavrina hastayim



cocuk kime benziyor polemigi bizim topluma mi ozel, takribi kac yasina kadar devam eder, cevap noterle tastiklenir mi gibi meraklarim var.. kime benzediginin henuz kavrayamadigim bir onemi mi var acaba diye de cok dusundum. evet geceler boyu cok vaktim oluyor uzun uzun dusunuyorum.
haa mesela kari koca zenciyizdir cocuk beyaz tenli bir de ustune sarisin olur ki bu bile olasi ihtimal dahilinde- dersin ki allah allah bu cocuk kime benziyor. ya da daha az ekstrem bir ornekle kari koca kahve sacli kahve gozlusundur cocuk mavi gozlu dogar ve goz rengi aa degisir o canim alti aya ragmen degismez mavi kalir, o zaman da diyebilirsin ki allah allah bu cocugun gozleri kime cekti.. ama, gayet siradan bir kombinasyona sahip ebeveynin biyolojik caprazlamaya uygun gorunumdeki yavrusu soz konusuysa ve karar veremiyorsak orda birakalim. nevi sahsina munhasir kalsin. bence.


notlar:
bu 500uncu posttummus. vaay mi desem oha mi bilemedim.
bir sonraki disi yakarisim emzirme icerikli olacak, damla damla doluyor.

Tuesday, January 17, 2012

Fa-Re-Mi?

Eveeeet, bebekti cocuktu ne yazayim demistim en son degil mi? Sopasi yok iste ayni gun yuzyil anlatacak konu cikti hanemize. Hikayemiz hala sonlanmis degil ama anlatmaya baslayalim bakalim.
Malum nedenlerle gundelik hayatima geceleri vampir gunduzleri zombi olarak devam ettigim su gunlerde pek olagan gecenin bir koru kalkmalarimdan birinde mutfakta olagandisi bir seyler hissettim. Bir garip his filan degil bildigin tikirti pitirti filan. Sesin kaynagi firin dolaylari olunca her zamanki gaz basinci tikirktilaridir dedim gectim. Sonra, gecelerden bir gece, sabaha karsi ev turumu tamamlamak uzere mutfaga girdim, es zamanli olarak 'bir sey'de ocak ustunde duran caydanligin altindan ocak araligina girdi. Yaziiiik, acele etti belli ki kafasi mi kuyrugu mu bilmem pit diye caydanliga carpti. O an bunu dusunmedim tabii. Uykusunun en tatli yerine dalarak, evin erkegini mutfaga surukledim. Allasen bi bak, kesin 'bi sey' var derken gozluklerimi takip tahmin ettigim seyi kendim gormemekte israrciydim. Vel hasil Ratatui'den ufak, Jerry'den sevimli dostumuz biz kapidan mutfagi gozetlerken babasinin tarlasinda gece gezmesine cikmis gibi cikti caydanligin altindan. Bizde film koptu tabi..
Boyle seyler hep annelerin filan basina gelir halbuse. Evinde fare kovalayacak kadar buyumusum haberim yok. Sabahi zor ettik. Apartmanin bocekcisi varmis megersem. Edvardo. Cagirdik, geliyorum dedi. Ninja kaplumbagalarin Splinteri gibi bir adam. Bond cantasiyla geldi. Isini ciddiye aliyor belli ki.. Olayi anlattik, yeri tarif ettik. Cesurmus baya Jerry, normalde firin ustu kadar yuksege cikmaz bunlar, dedi Edvardo. Firini one ceker cekmez bizim Jerry disari atti kendini. Git bi saklan di mi? Hem cesur hem mal. Edvardo fareden daha mal cikti. Elinin altindaki fareyi duvardaki delige geri kacirdi. Deligi kapatti. Is tamam dedi. Cok ikna olmadim ama el mahkum. Mutfaksiz nereye kadar?
Ayni gun mutfagi dezenfekte ettik. Oh dedik yarin da dolap iclerini yikamaya baslariz yavas yavas.. Aksam oldu. Yatmadan mutfagi bir dinliyeyim dedim espriyle karisik. Parmak ucumda yaklastim kapisina, uzak kosedeki firina dogru uzattim kulagimi dinliyorum derken ayak parmagmin ucunun dibinde hareket eden 'bir sey'... Sonrasini hatirlamiyorum... Muhtemelen fare de hatirlamiyordur. Zira kendini bir kosu buzdolabinin altina atti.
Sabaha kadar koltugun en tepesinde oturup internetten kiralik daire aradim. Uygununu bulsam ertesi gun tasinacaktim.
Piskin Edvardo ayni cok bilmis edayla geldi sabah. Hani delige kovalamistin sopaynan? yine cikti kacmasam ustume basacakti suursuz, der gibi baktim. Koku bascavusun eseginden mi geliyor, der gibi geri bakti. Firini cekti, onceki gun kurdugu kapana takilmis fare lesini aldi gitti. Bu fare o fare miydi, delikten geri mi gelmisti, yoksa ailecek mutfagimiza mi yerlesmislerdi gibi sorularimi siraladimsa da Edvardo cevap vermedi.
Pesinden yine mutfak dezenfektasyonu. Dolaplarin icini indirmece, silmece, silmece, silmece... Evin diger isleri alip basini gitmece.. Yavrimin uykusu duzeni muzeni bitmece.. Mutfaktan, yemek pisirmekten ve yemekten tiksinmece..
Bitti mi?
Bilmem.
Ben mi?
Artik ayni ben degilim. Paranoyak ile psikopat arasinda bir yerdeyim.

Thursday, January 12, 2012

ce-eeee

koskocaman Aralik ayi gecmis tek kelime etmeden. sene bitmis filan.. bir de ustune tabakhaneye yetistirircesine Ocak surup gitmekte. bu ne acele? burayi bir anne bebek blogu haline getirmek istemiyorum, der dogum yapan karizmatik blogger kisileri. onlar bir cay koyadursun ben bu beyanata yeme bizi necati, derim ancak. gunumde gecemde omrumde beynimde, ozet geceyim bende su gunlerde anne'likten baska bir sey yok ki anlatayim. gunluk toplamda bir bilemedin iki saatlik joker haklarim belirdiginde: banyo mu uyku mu, tuvalet mi uyku mu, yemek mi uyku mu, kisisel bakim mi tabiiki uyku sorularina yanit ararken hakkimi kaybediveriyorum cunku bazen oylece -mal gibi- durmadan durmaya da ihtiyac duyuyorum.

diz ustume daha cok bilgisayar daha az bebek yerlestiginde daha cok yazabilmek temennisiyle, iyi seneler.

Thursday, November 10, 2011

Astroloji

KOVA (21 Ocak - 19 Şubat)
Artık bazı gereksiz insanları hayatınızdan çıkarmanın vaktinin geldiğini düşünüyorsunuz. Hayatınızdaki pek çok insanın da sizin için benzer düşünceleri paylaşıyor olmaları sayesinde bu süreçte pek fazla zorlanmayacağınızı söylemek istedik. Herkes gereksiz bir sen çok lazımsın di mi? İbiş. Çık git hadi okuma bi daha bu sayfayı da...

Wednesday, November 02, 2011

Bebek kullanim kilavuzu: Bolum7-Reflu'ye Giris

Elinize bu tip bir kitap aldiginizda sayfalari atlayip dogrudan 7.bolume yoneliyorsaniz Reflu de coktan size girmis demektir. Gecmis olsun. Ha nasilsa giren girmis artik acilmaz diyorsaniz fena halde yaniliyorsunuz zira icerde acilimi saglayan kombinasyon reflu ve kolik bir arada, ayni anda.. Kesin kayninizin bebeginde de vardir ama olan biteni bir de ben anlatayim.

Esin dostun annenin teyzenin, ayni yolu tepmis her ebeveynin bildigi ancak bebe dogup da yeni annebabayi darlayana dek soylemedigi uzre, bebekler hayatlarinin ilk kirk gununde sinirsizca uyuyup, futursuzca icip, ekseriye parca tesirli s.cip, anlamsizca agliyorlar. Aglama dinamikleri o kadar da tahmin edilebilir degil. Alti temiz, kani tok, kis uykusundan uyanmis, sekiz on parca gegirmis bir bebek bazen sirf ip.nelik olsun diye aglayabiliyor. Hakli sebepleri var tabii. Ekmek elden su golden sicak sakin ortamindan cikip gelmis ustelik her yonden henuz tam pismemis. Kendisine ilim bilim ve halk dilinde bicilmis ortalama alisma suresi kirk gunden sonra hala her dilegi yerine getirilmis bebe susturulamiyorsa 'hele bir uc aylik olsun gecer merak etme' tesellisine kanilmamali, problem arastirilmali..

Bizdeki versiyonun teshisi nispeten kolaydi zira yavri henuz iki haftasi dolmadan ictigini burnundan getirme yanlisiydi. Mideye gitsinler midede kalsinlar, bestesinin guftesini iste o siralar yazdim. Ortalama 30 dakikalik her yemek-ki yenidogan bir yavri icin gunde 10 ila 12 kez tekrarlanan islem sonrasi, doydukca uyumaya meyleden yavriyi 20 dakika dik tutmak, ortalama 20 dakika gazini cikarmak icin sirtini pitpitlamak ve hala uykudan eser kalmissa uyutmaya calisirken 2 saat limitini doldurmus yavrinin yeniden acikmasiyla basa donulen bir kisir dongudeydik. Beslenme haric dongunun neredeyse tamaminda aglayip debelenen iki avuc buyuklugunde insan formunu sakinlestirmenin en verimli yolu yaratici besteler esliginde ziplamak ve oturarak ziplamanin en iyi yolu pilates topuydu. EbruSalli topun ustunden bu kadar ziplamis midir emin degilim..

Anlam veremedigim bir baska nokta ise, annane ve babannenin, bebe pankart acip 'midem cok pis yaniyor, bi soda var mi haci?' demedikce, sorunu her bebegin gaz, aglama, kusma normallerine benzetmekte inat etmeleri. Hayati kirk gunden ibaret de olsa bebe her yemek sonrasi kafayi arkaya atiyor (yemek borusunu uzatma, mideden gelen asiti geciktirme cabasi), oguruyor ancak kusmuyor (gizli reflu-mideden gelen nevaleyi kusmayip yeniden yutuyor, yol hem gelis hem gidiste yaniyor), saat basi yemek istiyor (yanma hissi sutle geciyor), gunduz neredeyse hic gece bir batimda iki saatten fazla uyumuyor uyudugunda illa ki aglayarak agiz sapirtisiyla uyaniyor ise sevgili okuyucu kayninizin bebeginde reflu var demek oluyor..

Neyseki tip ilerlemis, ilac milac veriyor doktor birseyler ama bu sefer de omrunuzun bebekli ilk kirk gununde el kadar bebege ilac verilir mi, ya kendiliginden gecerse ikilemlerinde buluyorsunuz. Ozene bozene alip cicili bicili dosediginiz yatak yerine sambriyel lastiginden hallice 45 derece egimli yastikta yatiyor dik uyumak adina. Doseginin bir ucunu yukseltip egim veriyorsunuz bir umut yataginda uyusun diye ancak kafayi tutmaktan aciz minnak daha arkanizi donmeden yatagin sagina soluna yuvarlanmis ve pek kiymetli uykusunu ziyadesiyle dagitmis oluyor.. Biz 6 hafta sonrasi aglama siddetine dayanamayarak basladik ilaca. Ilacla beraber gunluk periyodik gaz aglamalarini kesmek adina anne kisisi olarak ben sut ve sut urunlerinden, bir takim yesil sebzelerden, soyadan, portakal ve mandalinadan, sarimsaktan ve domatesten vazgectim. Artik pirinc ya da badem sutumsu icip vegan reyonlarinda takiliyor hayatin yine de guzel olabilecegini iddia ediyorum. Yavri mi? Daha az agliyor, daha az kusacakmis gibi ve daha cok uyuyacakmis gibi yapiyor. Yine de oldukca sakaci, bir gun digerini tutmuyor ve 'iyi cocuk' madalyalarini bir alip bir veriyoruz. Temennimiz 6 aya kabusun tamamiyla bitmesi.

Su yaziyi kac haftada tamamladigimi da sonuna not etmeliyim: 4.



Tuesday, October 18, 2011

40

Bugun kendi evimden kovuldum. Elime cuzdan telefon verip hava almaya gonderdiler. Ben yine de fazla uzaklasamadim. Apartmanin alt katindaki Starbaks'tan papatya cayimi alip camdan disariya, sapsakin hayata bakakaldim. Camdan bakiyormus gibiydim aslinda ama uyuyor da olabilirdim. 40 gundur bir batimda iki saatten fazla uyuyabilmis degildim ki cok zaman o bir batima bile batamayabilmistim. Evdeki hangameye nispet sokakta herkes ve hersey yerli yerindeydi. Sanki hic bir sey degismemisti ama hadi canim ordandi..

Elimde cay camdan disari dalmisken arkamda dukkanin kapisi gumledi. Al uyandi iste, kim o kapiyi carpan serefsiz panigiyle sicradim yerimden. Salaktim zira evde degildim ve kucagimda yuzde doksani gazdan ibaret yavrim yoktu. O kucucuk bedenin neresinde basincliyordu bu gazi belki de hic ogrenemeyecektim. Tipki, o tiptiz, ciglikli aglama sesini kucucuk bedenin neresinden cikardigini hic bilemeyecegim gibi..

Tuesday, October 11, 2011

kuslar filan




suursuz kuslara bayildigimi yazmis miydim?

Tuesday, September 13, 2011

Thursday, July 28, 2011

iste boyle bir sey

Uzun sure yazmamanin soyle de bir problemi var sevgili sabirli okur. Ansizin aklina antin kuntin bir sey geliyor, yazilir ki bu diyorsun paylasmak istiyorsun milyonlarla... Gel gor ki 5 haftadir zirnik yazmamissin bloga, onca sessizlikten sonra yazmaya deger mi simdi bu, hah yazdin da ne oldu muhakemesine girdigin anda kaybediyorsun sevki mevki. Koyuveriyorsun gidiyor. Haftalarca bos kaliyor meydan sonra.
Ne mi yazacaktim? Sirke diycektim. Ne mubarek bir olusummus ki, yuzyildir sinirimi bozan, unutup unutup her giydigimde pis bi koku var sanki ama ne arastirmasina girip kendime ulastigim, camasir makinasinda islak bekletilmis tiksinc tisort kokusunu tek hamlede yok etti. Gururdan catlayabilirim.
Eh sessizlik bozulduguna gore artik akla gelen her turlu anlamsizlik yumurtlanabilir.

Thursday, June 16, 2011

canli model

beklenenin aksine 'odtulu genc' sifatina uygun (kareli gomlek, kargo sort, sandalet, ensede ciliz at kuyrugu) bir erkekti. soyunmayacak olmasi erkek ya da kadin olmasini onemsizlestiriyordu zira cizip boyanacak en komplike form gomlek kareleriyle sortun kat yerleriydi.. onceleri komik, dorduncu tekrardan sonra urkutucu olan asil sey, sirt cantasindan sarkan solunum borusuyla derse katilan teyzenin, model dostumuza israrla gomlegini ne zaman cikaracagini sormasiydi. teyzeye uygun bir dille ve artik gulumsemeyerek modelimizi bu haliyle cizecegimiz soylendiyse de odtulu gencin uzak bir noktaya sabitlenmis gozlerindeki tedirgin ifade oldukca eglenceli ve gormeye degerdi...

yerlestirildigi koltukta, 4. edward pozunda durmadan duran canli bir modeli, yerlestirildigi tabakta durmadan duran birkac armuttan farkli kilan neydi, iste bundan cok emin degilim. ilk ve son hafta boyamalarindaki bariz teknik farkini kabul etsem de, bu dersle ilgili beni neyin tam olarak memnun etmedigini hala anlamis degilim. sanirim kafamdaki kursta salt teknik ogrenecek, ogrendigim her yeni ilgincligi asil bicim ve renkleriyle alakasi olmayan cizimlerime uygulayacak, canli modelin sortunun gercekte ne renk olduguyla kafayi bozmayacaktim.

bilmem, belki memnuniyetsizligimle ilgili yaniliyorum, derse ve canli modele haksizlik ediyorumdur. bildigim tek sey tekduze, icinde esneme payi olmayan ve ortama konuyla alakasiz acilardan bakmaya elverissiz durumlara tahammul edemedigim.

Monday, June 06, 2011

skinny

aklimda yazacak hic bir sey yok. her sabah gazeteyi aciyor suruynen ilginclik okuyoruz zaten. bir de buraya yazmanin ne alemi olabilir? sipsicak ve nemli gunlerde sip sip terliyor, survivor'da konusan yasam formlarini inceliyor, 14 yillik antika masamizda uzun ve lekeli kahvaltilar esliginde cay iciyoruz. her sey iyi hos ancak cay gercekten de harareti keser mi henuz karar veremedik...

resim mi? yo yoo kurs arkadaslarimdan biri poz vermedi hayir, iskelet bey/hanim getirmisler sinifa. cizdik boyadik. bizzat kendiminkini kirdigimdan biliyorum, o gogus kafesi kemikleri ne karmasik bir ortam! resim yaparken icimin bu kadar daralabilecegini hic tahmin etmezdim dogrusu. haftaya canli model geliyormus, portre calisacakmisiz.. su ana kadar calistigimiz modeller ve kirik hayaller sebebiyle biraz tedirgin oldugumu soyleyebilirim.

Thursday, June 02, 2011

Friday, May 13, 2011

lost

son yazdigim post nereye gitmis olabilir? sifremi ele mi geciren var? o sifrenin ygs'yle alakasi yok yanliz.. kendi portremi ayni anda armut ve biyiksiz osym baskanina benzetmis oldugum icin basina bir is mi geldi? 'kendimmis megersem' adli yazinin arama sitelerinden geride cache'inin dahi kalmadan yok olmasi da ne demek? lost adasi mi lan bu blogspot?

bak sinirimden guluyorum. nerde bu post?

Wednesday, May 11, 2011

kendimmis megersem

sevgili blog,
'yetti canima armut' nidasiyla fitne karistirdigim resim dersi, bugun 'al sana armutun en alasi' tadinda kompozisyonla karsi ataktaydi. ben sinifa dalip orta yerde cizilecek obje ararken her birimize kucuk birer ayna dagitildi ve kendimizi cizip boyamamiz istendi. soz konusu objeyle yapilabilecek kompozisyona herhangi bir kompostoyu tercih ederdim dogrusu, zira yaptigim resmi gece gorsem korkabilirim. meger ben ne cirkinmisim yaleppim. az biyik olsa ki boyamak cok daha kolay olurdu eminim aynen ve sehven osym baskaniyim. ya da bunca haftalik manset fotosundan sonra aynada kendim yerine adami goruyorum ne bileyim. muhim olan insan gibi boyamakmisti, insanin yuzunde cizgiler degil renklerin ustuste bunmesinden olusan golgeler varmisti ve ilk self portre denemelerinde burnun donuza benzemesi gayet de dogalmisti zaten ama resmen tipimden nefret ettim..iste bir gun daha boyle gecti.
hadi opt.

(resim mi? azz sonra..)