Sunday, May 19, 2013

elbise+etek+gunes=kalp kalp

Kendi diktigim bir parcayi insan ustunde ve toplum icinde gormekten daha eglencelisi varsa o da anne kiz bir ornek giyinmis olmamiz. Ki ben eskiden ayni kiyafetin degisik renklerinden olusan kardes kostumlerini bile antipatik bulurdum.

Wednesday, May 15, 2013

muzik together

kiztosun muzik sinifinda meksikali oldugunu tahmin ettigim bir bakici teyze uzerinde Istanbul yazan tisortuyle sinifa girdi bugun. bir kac aydir suren haftalik derste hi-bay samimiyetimize guvenerek, oturdugum yerden tisortunu isaret edip Istanbullu musunuz yoksa? diye sordum. no my son, dedi. zevzekligi ilerletip oo oglunuz mu Turk? dedim. soru isaretimi takiben ortaya iki nokta parantezli gulucuk birakmama ragmen, teyze biraz alinganli ifadesiyle tisortu oglunun Turkiye'den getirdigini soyledi. kucuk sohbetimize kulak misafiri olan bir baska bakici teyze sinifin diger ucundan alingan teyzeye Ispanyolca, tisortte yazanin anlamini sordu. teyze bu durur mu, yapistirdi cevabi: la kapital de Turkiya. pinpon topu diger uca ulastiginda yeni bir polemige hazir olmadigimi hissederek kendi isim etiketini arkadasinin poposuna yapistirmaya calisan kistosuma yoneldim.

Friday, May 10, 2013

annö?

Anneler gunune ozel dokunakli seyler yazip anneme verdigimde artik hangi telleri kopardiysam annem aglamaktan helak olmus ben de bu tip seylere bir daha bulasmayacagima dair and icmistim. zira anne olarak yasadigim ilk ve tek anneler gunu sabahi, gecen sene, Zeytinim yuzume tukurmus, bu basarili aktiviteyi yurt capinda coskulu torenlerle kutlamistik. bu sene de degisen bir sey yok aslinda. sadece aklimdan gecen bazi seyleri tarihe not dusme istegi var. Zeytin artik bir bebek degil, iki yasina dogru son surat buyuyen, ogrenmeye, sekil almaya, esnemeye, yerinde duramamaya programlanmis bir oyun hamuru. temel ihtiyaclarin otesinde dunyayi kesfetmeye baslayan bir zipcikti. uykusuzluk, yorgunluk, hicbir seye yetisememeyi takiben koy rahvan gitsin modunu benimsemelerle gecen anneligin ilk senesi, hafizadan yavas yavas silinirken simdi 'anne' kelimesi gunde yuzlerce kez degisik tonlarla tekrarlaniyor ve sanki hayatimizda baska bir devir aciliyor.. 

'Children are like pancakes, you burn the first, rest is just fine' dedi dun uc yetiskin cocuk annesi biri (google translate: anneler cicektir, ortaya yanar doner her zaman iyidir). paldir kuldur gecen gunun sonunda, gecenin bir saati laf aklima geldi, dusunceler tren uyku yalan oldu. iyisini, dogrusunu, guzelini, olmasi gerekeni ilk seferde, tam da o gerektigi anda bulamiyoruz her zaman. ugrasiyoruz, zorlaniyoruz, yanilmamak umuduyla deniyoruz. en azindan bizi yakan, dibimizi hafif tutturan hatalari kenara koyup baska yollari arastiriyoruz. iste bu sorumluluk artik kendini iyice hissetiriyor. insan buyutmek baska hicbir seye benzemiyor. 

20.ay incileri

papeta: papatya
mamena: babanne
edi: edi
odi:: budu
boh: yok
ya: var
menbe: pembe
mo: mor
mami: mavi
sesil: yesil
jija: siyah
anlami bilinmeyenler:
biyabis
miyami
leli leliiii (allegro melodili okunacak)

Wednesday, May 01, 2013

Mayis ayi guzeli

aksamustu gunesiyle resmini yapmak isterdim ancak hala vakit varken yemek daha cazipti. yedim gitti. pisman degilim. fotosunu cekmeyi akil ettigime sevindim.

Tuesday, April 30, 2013

dikise devam

ben susayim kediler konussun..
yakinda (arcelik servis ustasi zaman birimiyle) bu etekleri etsy'lemeyi dusunuyorum. masami, bohcami ve kafami toplayabildigimde..

Saturday, April 27, 2013

onyuzbin baloncuk

Burda begendim (dikisterapi), burdan ogrendim (made), bunu diktim.
sevdi tabii, iki gunden birinde giyiyor, digerinde yikiyoruz..

Thursday, April 25, 2013

aksam sefasi

Bir kac zamandir, aksamlari bana ayrilan surede dikis dikiyorum. Cayimi kapip oturdugum masada, projenin icine gomuldukce, tum gunun olumsuzluklari yorgunluklari siliniyor, hesaplari alacaklari verecekleri hallediliyor, keskeleri tuhleri vahlari affediliyor, guzellikleri tebessumleri incelikleri sanki daha derine isliyor. Gece yarisindan biraz once ya da sonra, artik yaptigim ise bastiran uykunun hafif dokunuslari (yanlis kesilen kol, hizalanmayan cepler, ters dikilen yaka..) dahil olmaya basladiginda inadi ve elimdekini birakip bir sonraki aksama kadar masadakilerin varligini unutuyorum. Her zamanki gibi oncelik membe, aac, (c)ik (c)ik ve (h)auv seven minik kizlarin...  



Thursday, April 04, 2013

19ay

Selam, 
artik iyiden iyiye gunluk yasama adapte olmaya basladim. (h)ay'di, bay'di derken dunyaya ayak basali tam 19 olmus, dile kolay.. dile kolay da bana zor. yine zor. hala zor. okul yuzu gormeden avucuma dokulecek uc bes dis icin cektigim bu sikinti nedir anlayabilmis degilim dostlar. bir iki dort sekiz derken on takimlari tamamladik. tam ohh diyecegimi saniyorken azi disi belasi sardi basima. uykular pic, yedigim lokmalar ziyan oldu. dagarcigima ekledigim 'annooooooeeeoooo' kelimesini 7/24 haykiriyorum, dise dokundugu yok ama sanki iyi hissettiriyor. ben uyuyamiyorsam kimse uyumasin, bagirdigim saniye kucaklanayim, annem gelsin, hemen gelsin, alkislanayim ama ses cikmasin istiyorum. cok mu? bence degil.
bu siralar cok yogunum. haftada iki saat cocuklarla okulda bulusuyoruz. hamurdan kedi, kumdan kale, bloklardan sato filan yapiyoruz. bir iki uyuz haric hepsi kafa cocuklar. egleniyoruz. haftada bir saat de musiki cemiyetine takiliyorum. munir, nurettin, itsi bitsi sipaydir, ben ve birkac arkadas daha. sabaha kadar dans. saka tabi. dedim ya bir saat.
son zamanlarda kafama takilan tek mesele evde ne konusuldugunu rahatca anlayabiliyorken disarda konulara ekseriye fransiz kalmam. markette sokakta parkta okulda ben dahil herseyin adi farkli arkadas. cifte standart resmen. bir nevi casusculuk oynuyormusuz olabilir. ya da ben delireyim diye mahsus yapiyorlar bilmiyorum. uc vakte cozerim olayi, hayirlisi bakalim.
unutmadan not edeyim, en sevdigim yemek bezelye. banyoda su kafama dokulene kadar mutluyum. saclarim taranmiyor. tek taniyabildigim renk pembe. bilezikleri, elmoyu, rugan ayakkabilari, oyun hamurunu ve elbiseleri seviyorum. issiz adaya dusersem yanima alacagim uc sey uc kavanoz kapari tursusu olur.
optum
Lila

meh: ben
memi:  benim
mimi: kapari tursusu
memde: pembe
nene: tren
bu : su
bidifwuhtvioyet: bisiklet
tet: kek
pissss : cis
elmi: elma
amu: hamur

Friday, March 15, 2013

aksam diktim sabah giydi projesi

kor topal, apar topar dikiyorum. seviyor. sevmesini seviyorum.

Tuesday, March 12, 2013

akilli kadin

Kadına şiddet konusunda söyledikleriniz nedeniyle eleştirildiniz, “Bazı kadınlar da kaşınıyor” demişsiniz...
- Kaşınıyor demedim, “Akıllı kadın dayak yemez” dedim. Aynı şeyi bir kez daha söylüyorum; akıllı kadın dayak yemez. Ama bunun altında ne yattığını, ne demek istediğimi anlayabilecek kapasitede insan olmadığını düşünüyorum. O yüzden de bir şey halledemiyorlar. Yıllarca da bu şiddet işiyle uğraşacaklar. Ancak benim düşündüğüm şekilde düşünülürse çare bulunur.
Sizin düşünceniz ne bu konuda?
- Akıllı kadın bir kere dayak yediyse, ikinci kez neden yesin ki? Önünde çok seçenek var. Mesela Mor Çatı, emniyet. Ki emniyetin de bu konuda dört dörtlük olmadığını düşünüyorum... Öte yandan akıllı kadın, Türk erkeğiyle evli olduğunu bilmeli. Türk erkeğinin belli bir çizgisi var. Tabii eğitimli olanlardan bahsediyorum. Bahsettiğim eğitim de aile içi eğitim. Okul eğitimi olanlar daha çok yapıyor bu işleri. Çok derin bir mesele bu. Akıllı kadının yapması gereken şeyler vardır, bu yüzden de dayak yememesi gerektiğini düşünüyorum. Ama bunu anlayabilecek kapasitede ne bir gazeteci ne de bir yazar var. 


demis HulyaAvsar roportajin bir kisminda. devamini okuyamadim. ben bu kadincagizin islak havlu bilemedin mese odunuyla dovulmesine karsi degilim, sanirim. acaba bahsettigi  kasinma fiili ve akilli kadin konsepti bu yazinin onca okul egitimi almis bana hissettirdikleriyle mi ilgili??

Monday, March 04, 2013

mart kedi filan

disarida boyle manzaralar mevcutken ne yazabilirim bir, yazdigimin ne ciddiyeti olabilir iki. bahar sen bizim her seyimizsin uc. bi kedimiz eksik dort.

Thursday, February 21, 2013

Yasemin'in cekirdek ailesini citlerken


O gun: Temmuz 2009 (cocuksuz blogger- arsiv)
Tatil etkinlikleri kapsaminda deniz-sezlonk, sezlonk-deniz kisirdongusunun ekseriye sezlonk kisminda elimdeki Uykusuz ciltlerini bitirdigimde Puslu Kitalar Atlasi'yla basbasa kaldim. okudugumu anlamak icin ihtiyac duydugum konsantrasyonun, etrafimi saran plaj ortaminda bulunmadigini, kitabin ilk sayfasinda onikinci kere basa donerken kabullendim. unlu cenazesi esintili gozluklerimi taktim, izledim, dinledim.
ilk tespit plajdaki goze batan kiz cocuk fazlaligi. firfir puantiye ve goz alici renk cumbusunun algimi perdelemesi bir yana, 0-6 yas arasi bebelerin yuzde 80'i kiz ve kizlarin yuzde yuzu geveze... yeniyetme isimlerin hakimiyetindeki sahil ornek grubunun temsili elemani sectigim Yasemin sayesinde, cocuk yetistirme uzerine hic de lazim olmadigi kadar fikrim/endisem/ cok bilinmeyenli denklemim var artik..
tipik bir yasemin annesinin tercihi, yasemin'i diger insanlarin tatil kalitesini bozmak uzre plaj ortamina salmadigi zamanlarda, kiziyla kaliteli zaman gecirmekten yana. komsu sezlonk ve sig denizde yuksek desilbelle gecen sozkonusu zaman dilimine dair en bariz rahatsizlik, yasemin'in cocuk safligini mutemadiyen asan cok bilmis/ukala/uyuz tavirlari oldu.. sasirdigimi soyleyemem zira yasemin'in annesi yasemin'le o kadar buyukmuscesine, seviyeli ve elit konusuyordu ki, bir sure sonra yasemin'in hayatinda gudumlu anne terliginin hic yer almayacagi fikrine icim buruldu..

tum bunlarin ustune sonraki sabah, yasemin ve babasi yuzmetrelik sucuklu tost sirasinda onume dustu. her bes cumlede bir 'yasemin sen bir prensessin, aferim' tasdigini veren yasemin babasini bir an kollarindan tutup sarsmak, omzunu azi kesilmis sucuk kangaliyla durtmek istedim. yasemin prenses filan degildi. super simarik bir veletti ve pek tabii atlikarinca'nin mariyahuakina'si olabilirdi.. zaten, ozel olmak neden bu kadar onemliydi ki? insan buyudukce baskalarinin da en az kendisi kadar ozel oldugunu gorup, siradanligini er ya da gec kabullenmez miydi? Yasemin, gayet siradan bir hayatin bazen her seyden guzel olabilecegini kimbilir ne kadar gec fark edecekti. hepsinden gectim, sadece bes dakika sessiz kalabilecek miydi?
sanmam.
bu yaziyi tatil donusu yazip kaydetmeyi secmemin nedeni, ailemde, etrafimda, bloglarda yasayan milyorlarca yasemin annesinin dolustugu gruba elbet birgun kendimin de dahil olacagi fikrinin beni urkutmesiydi. geleneksel cocuk yetistirme metodunun belliki suyu cikmisti ve en mukemmel meyveyi yetistirmek isteyen ebeveynler, bilinc seviyesi citasini her gecen gun daha da yuksege itiyordu. bunun herhangi bir tarafi kotu olabilir miydi ki derken ve sorum cevapsiz kalirken Time dergisinin basligi takildi gozume. Kitapcida bir cirpida okudugum makalenin basligi overparenting'di ve hatta bu tip ebeveynlere helikopter ebeveyn denmekteyti..
Cocugu, planlandigi gunden itibaren siki ablukayla hayat projesi haline getirmek, kafatasi capini gugillayip yasitlariyla karsilastirmak, kalem tutus seklindeki ergonomiyi gelistirmek gibi orneklerle uzayip giden listenin neresine cizgi cekmek lazimdi hic fikrim yoktu. Cocugu elinde yarim ekmekle butun gun sokaga salmak ki yapilmisini gordum ve hayatina asiri mudahale etmek arasinda bir yerde durmak en guzeliydi muhtemelen ama ora kimbilir nereydi. zaten, kendi Yasemini sozkonusuyken, insan, kendine ne kadar soz gecirebilirdi?
Bu gun: Subat 2013 (prenses annesi blogger)
yazinin tamamini yaladim gitti..

Tuesday, February 19, 2013

belated 34

14 subati notsuz gecmem mumkun degil. 34 mum da uflesem dogumgunleri benim icin hala onemli, mum uflenesi, pasta kesilesi, not dusulesi ve dilek tutulasi guzel gunlerden biri.. bu senenin hissiyati: tek tek aldigim her yasin benimle birlikte minigimi de buyuttugunu dusunmek, yaslanmak degil buyumek, cirkinlesmek degil eskimek ve hatta vintage'a dogru gazi koklemek, tarifsiz recetesiz sipsak kek borek yemek yapabilmek ve ordulari telassiz son dakika hazirliklariyla doyurabilmek aka annelesmek, seneye bayir asagi inise gececegimi bilmek, ilk anti-aging krem siparisini vermek filandan ibaret.

Tuesday, February 12, 2013

arsif-antibiyotik wins

...ve alelade bir sabah, yatarken bilegime gecirdigim lastik tokayi tek hamlede daginik topuza donusturdugum sacima gecirmek suretiyle yataktan firlayip, nereye cikarttiysam orada kesinlikle bulamadigim terlik tekimin saklanmis olabilecegi yerleri dusunerek kalorifer termostatina ilerlerken, yol ustunde ayagima batan sirinbaba minyaturunu kosedeki oyuncak sepetine sutlayip, su isiticisinin dugmesine basarken az evvel ayni tezgahtan gecmis er kisinin bir kisim tezgah ustune futursuzca sactigi kahve tozlarini lavabo icine iteledikten sonra, butun gece icip icip ustune calistigi, kapasitesini zorlayan bezinden ayrilmakta kararsizlik yasayan yavrukusum, kundede giydireverdigim yeleginin dugmeleriyle cozemedigi problemine konsantre olmusken, evin uzak ucundaki tuvalete kosarak butun aksam yiyip ictigim mandalina puskevit ve caylari bunyemden uzaklastirma, yuz yikama ve dis fircalama aktivitemi rekor surede bitirip kahvalti hazirligina girisecegim ve giristigim kahvaltinin buyuk olasilikla yenmeyecegi alelade bir sabah, yataktan kalkamadim. cunku cok hastaydim.
ayakustu gecistirdigim gribal enfeksiyonumun 18.gununde, balli naneli bitkili buharli alternatif yollari terkedip, surunerek modern tibbin cok mesgul neferi dr.povil'i gormeye gittim. 45 dakika uyumamak icin direndigim bekleme odasindan ayrildigimda, dr.povil'in antibiyotik yazmasi icin tipime bakmasi yeterli oldu. zira kaymak soyle dursun hic donmeyecekmiscesine yerinde yoktu. burnuma fisfis, oksuruge surup, kirikliga advil, bogazima pastil yazarken simdi bana uyumam ama sadece uyumam icin bir tam gun verseler tek bir soz bile soylemeye halim olmadan aninda uykuya dalacagim geciyordu aklimdan. hemmen eve gelip ilaclarimi ictim, bir tam gun uyudum ve dipcik gibi kalktim, demek isterdim. oysa ki aksam saatine kalan trafikte bir tam saatte varabildigim ev, yoklugumda adeta bastan yaratilmisti. acma sacma dagitma ve yeniden duzenleme calismalarinin son derece yordugu yavrukusumun uykusu gelmisti ve karni acti. bu her zaman icin yaman bir celiskiydi zira yorgun bebe yemek yemiyor, aclik ise uykuya izin vermeyecek derecede mizmizlastiriyordu. butun denklemleri cozup tokami bilegime gecirebildigimde uyumak icin bana ayrilan surenin bir kismini yemistim bile...

hastaligin 25. gununde ziyaret ettigim kulak burun bogazci doktor, bu sure zarfinda uc kere iylesip yeniden hastalandigimi dogruladi ve burnumdan girip beynimin bir kismini ekranda gormemizi saglayan minnak kamerasiyla coktan iylestigi halde hala koku ve tat almayan burunsal hucrelerime adi virusun zarar vermis oldugunu belirtti. koku ve tat zipziplari ne zaman geri gelir bilinmiyordu. geri gelmedigi durumlar da oldukca yaygindi. isimiz her zaman ki gibi kismet ve hayirlisiydi. yine de steroid fisfisla sansimizi deneyecektik.

seyir defterine ek:
nerdeyse iki ay sonra artik hasta degilim. koku ve tat hala kacik. hayatta kalmami saglayacak, belki daha onemlisi kaka dedektorlugu yapabilecek kadar az bir kismi geri geldi. ama benim hala umudum var...

Tuesday, February 05, 2013

17 ay mektubu-kendime

Sagda solda duyuyorum, parkta cocuklar konusuyor. Cogunun annesi ay mektubu yazip sakliyormus. Bizimki tembel cikti. Ay mektubu soyle dursun ne zaman yurudum ne zaman ne yedim ictim, ilk neye ne dedim kayda gecen yok. Bebekligim gumburtuye mi gidiyor komsular havaaar diye feryat etmektense aldim kalemi elime. Vakit oldukca yazayim da arsiv olsun. Bugun ayin yirmi dordu, 17 ayligim. Yasi sorulunca ay cinsinden cevap verene oldum olasi gicik kapardim ama bu alemde isler boyle yuruyormus artik kabullendim.
Bugunlerde, acikinca, sevinince, susayinca, yorulunca, aglarken, uyurken, gulerken, uyumamakta direnirken, ruyamda, salincakta, banyoda ve hatta anne kolundayken, arka arkaya kac kez 'anne' diyebilecegimi test ediyorum bazen. En az anne kadar 'baba'da diyorum ama o genelde spor amacli oluyor. Dikkatin baska yere yonelmesinden hoslanmiyorum. Hep ben felsefesini benimsettim, memnunum.
Soyleneni baya baya anliyorum ama ekseriye salaga yatiyorum. Soylemedigim halde onlar da beni baya baya anliyorlar. Ustten dort alttan iki disim cikti, kuruyemisin yanina bira rica ediyorum, salaga yatiyorlar canim sikiliyor biraz.
Bu sabah evden cikma tantanasinin son ayaginda, kapi esigine sadece 10 adim kalmisken ve hersey hazirken ve gidecegimiz yere kafadan 10 dakika gec kalmisken annemin mum deodorantini kaptigim gibi yaladim. O ne aci tat yalebbim. Pisman oldum ama kucuk bir parca da disime takilmis. Zorla tukutturulup agzim yuzum yikandi. Insan bir cikolata tatli tadi unutacak bir sey bekliyor tabii arkasindan ama nerdeeee. Bizimki doktoru sonra da zehir merkezini aradi. Muhim degilmis cok sukur bir de doktor ziyareti girmedi isin icine. Sut ikramini takiben gidecegimiz yere 35 dakika gec kaldik. Saglik oldu.
Ayni gunun aksamustunde 17 aylik olmam serefine her zaman esindigim masamin ustune kap kap renkli birseyler hazirlamis annecon. Parmaklari bandirip bandirip boyadik kagidi. Cok eglendim dogrusu. Madem eller parmaklar boyali neden sadece onumdeki kagitla yetineyim dedigim anda eglenceyi bitiriyorlar genelde. Yeni isinmistim oysa ki. Dogru banyoya goturuldum. Eller filan yikandi.  Genelde elleri kurulayip, ancak yetisebildigim banyo kapisini guc bela ceker cikarim disari. Annecon da boyle dusunmus olacak ki bir kosu boyalari toplamaya iceri gitti. Icimden bir ses klozet kapaginin altinda eglencenin devam ettigini soyledi, ben de dinledim. Birikmis suya hic dayanamam. Aynen iceri sarkip kollari daldirdim. Sip sipidik sip dememe kalmadan eglence bitti. Allahtan beni oyle gorunce annecona bir sure kal geldi de iki sip daha yapabildim. Temizlik, banyo manyo sonrasinda malum isler.. Bir gunu de iste boyle eglenceye doyamadan bitirdik.
Hemen tarihe notumu da duseyim:
anne, anni, enne, onno, anno: anne
baba:baba, pilav (babanin yaptigi pilava atfen)
meme:emzik
mimi: duduk makarna
pis:pis
pisssss: tuvaletteki isler
piss pisss: uyuma efekti
dede:dede
psipsi: kedi
uv uv: komsunun kopegi Gio
beybis: bebek, yogurt (bebek resimli etiketine atfen)
emmmm: sut
blup: balik
aabut: havuc
eeeeeeee: dis fircalama efekti
ceci: jackie (dostum olur)
bii-bii: bici bici, elektrik supurgesi, sac kurutma makinasi, mutfak robotu, vizildayan hersey
eybibi: a-b-c
eybis: telefon, alo
hadi simdilik bye,
optum
Lila