Thursday, February 25, 2010

Wednesday, February 24, 2010

pilatesin bende bittigi an


Kutlu dogum haftami-ki bence dogumgunu etkinlikleri mumkunse bir butun aya yayilmali-yas ortalamasi 82 olan 80 haneli bir okyanus sehrinin kaplicasinda gecirdim. kaplicanin yas ortalamasi rekora kosuyordu. beyaz pamuk helva kafali teyze ve amcalarla birlikte, sabahlari sahil yuruyusu, bel hizasinda siccacik havuzlarda yuzus, sifali sularda kendini kaynatma aktivitelerine ek olarak gunun muhtelif saatlerinde pamuk dostlarla kah pilates kah yoga kah dans fusion dersine katildim...

birlikte gecirdigimiz vaktin neredeyse tamaminda onlar kadar yaslanabilecek miyim, ola ki yaslandim, bacakla daire hareketini birak parmaklarimi futursuzca kimildatabilecek miyim, hayattan onlar kadar zevk alabilecek miyim tarzi sorular geldi aklima. izledim, inceledim. bahsettigim teyzeler spor da spor diye resmen manyamisti. hayatin sinirlarini zorlarken etraflarini agir bunalima surukluyorlardi..

gel gor ki ucuz espri anlayisi bende herdaim bakiydi. durumun komedisi zaman ve mekandan bagimsiz her an her yerden karsimiza cikabilirdi. kendi isime bakip tam gaz konsantrasyonla yer pilatesi hareketlerine dalmis olsam bile.. ah be teyze! yirtiliverdin sandim ki ben. yeminle.

Tuesday, February 16, 2010

veri fani, rili

acil servis, dun gece, kelli felli doktorla basbasa:
- neden buradasiniz, anlatabilir misiz?
- malum ates dusmuyor, gordugunuz uzre bok gibiyim. nefes alinca oksuruyorum ve cigerlerim agzima geliyor.
- (acayip ciddi) hmmm... anliyorum... evet... simdi bakin, cigerlerle ilgili soyle yapiyoruz. (elleriyle de ciddiyetini destekleyerek) nefes almayi kesiyoruz.
- (soyleneni kayitsiz sartsiz destekleme modunda) tamam.
- (iki buklum katilarak) hahahahah haaaaa haaaaaaa
- (patlayan kahkahanin siddetiyle neye tamam dedigimi anlayarak mahcup, gergin, aglak) ehe heh ??
- (eski ciddiyetine keskin donus) sorry.
- no problem.
...bronsit, antibiyotik vs...

Sunday, February 14, 2010

renklerin icinde

renk dikiyorum sekil sekil. bazen deliklerin, bazen eksiklerin, bazen yipranmis koselerin ustune. galiba en cok, sapasaglamsa bile kumas tek renk kalmasin diye. yeni parcalarin da kendi desenleri var haliyle. desenlerin boncuklari, dikislerin ipi sapi derken etraf curcunaya donuyor bazen. gozum yoruluyor. aklim karisiyor. renkler birbirine, desenler kestigim sekillere uymuyor. karmakarisikligin icinde kendimi duz rengin ustune ativeriyorum. bir sonraki fikir degisikligine kadar. zaman 31 senedir boyle geciyor bende. keyifle, askla, emekle. yeni yasin renklerinin capcanli olmasi dilegimle..
14 Subat 2010

Tuesday, February 09, 2010

is ilani

olur ya birgun, bir rehabilitasyon merkezinde dinlenmem gerekirse diye, kendime bu kostumu dikmekle mesgulum. allah muhafaza, avizenin kafama inmesinden endiseleniyorum. cok acil 38 beden mankene ihtiyacim var. cani o kadar da tatli olmayan, igne batirigina duyarsiz adaycanlar, cagrim size. maas yok, hamsi tava var. opt. bye.

Monday, February 08, 2010

tekzip

kara kis amerika'yi vurdu diyollar. kulliyen yalan.
Subat 2010, Tampa Bay, FL

Tuesday, January 26, 2010

CivCo

ilk ucboyutlu kece civciv. pamuk dolgulu. uretim teknolojisi-dikis makinasi- icin 10 yil beklendi zira el dikiminde parmaklar kevgire donuyor canim. ucuncu boyut gozluksuz de algilanabilir.

Sunday, January 24, 2010

keşke bitmeyeydi köşesi

"Sebnem kediler geliyor apartman bosluguna, dogrudan bana miyavliyorlar, sanki senden bahsediyorlar, dikkatle bakiyorum.

Sebnem zarflar aciyorum, faturalar cikiyor icinden. Sanki senden bir haber gelecek, senin el yazin, imzan olacak... Oyle sacma, kucucuk, tulbent boncugu gibi umutlar pit pit icimde beliriyor.
Sebnem ucaklar geciyor. Ucaklari sanki sen kullaniyorsun.
Her seyde sana dair bir ipucu, bir isaret seziyorum."

Muntekim'in okunmamis mektuplari'ndan,
Korkma Ben Varim, Murat Mentes

Friday, January 22, 2010

ne dediler

bu evde artik bir kedi gormek istiyorum sanki.
naci tiviti

Tuesday, January 19, 2010

long live közmatik

Tr'de son gun. bavulun icindeyiz. elinde kocaman kunefe tepsisi. bu ne dedim. közmatik, dedi. ocak ustunde patlican biber icinmis. yemekteyiz'de izlemis, usenmemis edinmis. etraf pislenmezmis. derdimiz etrafin kirlenmesi sanki. hadi alarmi ketenpereye getirdik, tek goz evde o kokuyla dumani neremize sakliycaz ki, demedim. sessizce (bön) suratina bakmaya devam ettim. o aklindan gecenleri unutma sakin, dedi. aleti, ahsap istakali okey takimimizin bogrune yerlestirdim.
*
istanbul ucagi gecikti, sikago ucagi kacti, londra gecelik siginma hakki verdi, ertesi gun niyork ucagi gecikti sikago ucagi kacmak uzreyken, bavullar bizim kadar sansli degildi. gorevli, kayip bavuldaki 3 belirgin esya nedir, dedi. aklima once közmatik geldi. sonra gozumun onunde ahsap istakalar belirdi. geri kalanlar zaten toptan gidaydi. keciboynuzunu mu damla sakizli kahveyi mi saysamdi. belki de bavul benim degilmis gibi davranmam en mantiklisiydi..
*
dondugumuzden beri patlican senin biber benim. ev hala buram buram. meger tek derdimiz ocak pisligiymis. biz yillardir közmatige hasretmisiz.

Tuesday, January 12, 2010

ustalara saygi

evlerin, aman canim ne geregi var, kontenjanindaki urunler cesitlidir. bazi evlere su isiticisi (ketil) giremez, bazilarina klima. kimisinde bulasik makinasi fuzulidir kimisinde mikrodalga. kurali ihlal eden bir istisna varsa, o da, yuzyillardir degismeyen teknik donanimi (ates cikaran kablo ucu) ve dengesiz tasarimiyla (el yakmadan ust kapak acabilitesinin imkansizligi), ulkedeki HER eve sizabilmis bu izgara.
saygiyla selamliyoruz.

Friday, January 08, 2010

taksici sohbetleri 1

-mac kac kac?
-hangi takim?
-besiktas. noldu durum?
-gecmis olsun.
-abi skor ne??
-3

Wednesday, January 06, 2010

Gunaydim


Iki haftalik Turkiye tatili sonrasi yeni yilin bu ilk yazisindan sevgiler selamlar. Bilindigi uzre biz Almancilar hemen her sene bir yaz bir kis olmak uzre ulke topraklarina adim atar ve daha ilk saniyeden itibaren bilincsizce yemeye baslariz. o ilk goz doymasinin ardindan anne baba olsun hala amca annane dede derken araya birkac arkadas da dahil ederek gunlerin tamamini cuvala doldurur, agzini sikica bagladigimiz cuvaldaki anilari 23erden iki bavul halinde yasadigimiz sehre getirmeye calisiriz. lakin yigen kokusu, anne sevkati, peynirin simit arasindaki tadi dedigin seyler hepten ucucu. dopdolu iki cuval bavuldan eve giren 250 gram turk kahvesi, iki kutu demlik poset ve kozmatikten ibaret kaliverir. bu son saydigim seyin ne oldugunu bilmeyenlere yemekteyiz programina bir kere daha gozatmalarini tavsiye ederim. neyse iste.. sozkonusu gunlerde ne eski yila dair hesaplara ne de yeni yil umutlarini toparlamaya vakit kaldi. oysa soyleyecek cok soz vardi. 2009 kovalarin ve kendini kova gibi hisseden butun burc mensuplarinin yiliydi. 30 yillik blog sahibini evli barkli insan yapti. evle ilgili kisim bariz ancak barktan kasit hala muamma. yeni yila, ceyrek biletlerinin ikisine birden son iki rakam ikramiyesiyle girmek, 2010un da en az 2009 kadar saglam olacagina isaret ise -ki neden olmasin- hadi hepimize rastgele.