Tuesday, April 03, 2007


4 vurusluk sus'tayim, 9 8'lik keyfimle 3 vakte donecegim...

22 comments:

pecete said...

başarılı... hem de çok başarılı!!!

sanem said...

Aynen pecetenin dedigi gibi :)
Sevgiler
S.

Ayse said...

Ne kadar güzel!

aslında yorum bırakmak istemeyen biri said...

bunu T olarak gösterip alfabenin geri kalanını tamamlayabilirsen yeni ve farklı font seti olarak pazarlayabilirsin.

mtaytac said...

yetenek baska bisey arkadasim cok guzel olmus...

MorKoyun said...

sevgili Pecete, Sanem, Ayse ve Tugce sevdiginize sevindim cunku ben de cok sevdim:) Toplu sunnet dugunu gibi oldu ama hepinize tesekkur ederim, bu blog insani durduk yerde mutlu ediyor canim:)

Aslinda yorum birakmak istemeyen biri, ben anlasip baristik saniyordum;) Fikrin guzel ama kaligrafi zor zanaat kalan 28e omrum yetmez. belki sacimi kisaltip dik dursam basharfiben olurum adim lazim olmaz..:)

Bilun Şen said...

Çok güzel olmuş :) Eline sağlık.. Çok beğendim :)
Sevgiler..

MorKoyun said...

Tesekkurler Bilun'cum, senin sitenin hizina yetisemiyorum ama ilk copsisi kimin yaptigini okudum:)) sevgiler..

Anonymous said...

Morkoyun kardesime basarilar diliyorum.

MorKoyun said...

Anonimcim tesekkurler, caya bandirilmis biskuvi psikolojisindeyim, kendime Hang on Little Tomato parcasini armagan ediyorum:))

Selen said...

Süper bir çizim olmuş, önce hat sanatına benzer bir şekil görüyorum sandım. Fakat dikkatli bakınca seni gördüm orada.. ama çabuk dön olur mu.Sevgiler

Anonymous said...

Nöbetçi Blog Yazarı

Deep Purple sol boşluğu 1.2 inch, üstten boşluğu 2.4 inch ve resim altı yazılarını koyu 8 font yapmaya çalışırken ve dili kör makasla mukavva keser gibi dışarı çıkmışken, bugün gelip yemekleri ben yapayım dedim.

Türkiye'nin tarihinde meşhur bir 75 sente muhtaç olma hikayesi var. Detayını bilmiyorum ama hep anlatılır durur. Oysa ki 75 sente muhtaç olmak görece onurlu bir durumdur. Ya 25 sente muhtaç olmak! Beyazları yıkamışsınız, şimdi kurulama zamanı. 1 dolar 25 sente ihtiyaç var. Yani tam 5 çeyreklik. Atınıyorsunuz elinizi bozuk para torbasına gereksiz bir özgüvenle; 1, 2, 3, 4.. 4... dört. DÖRT! Dört tane var! Nassı yaa! Olur mu? 5 tane olması lazım. Boşaltıyorsunuz torbayı; onlarca 5 sent, bir sürü gereksiz 1 sent, yirmi tane 10 sent var, ama bir tane 25 sent yok. Bankada 434 dolar nakitiniz, belki limiti 500 dolar olan kredi kartınız, cebinizde nakit 40 dolar var ama 25 sent yok. Çamaşırlar ıslak. Bu bereketsiz toprakların her santimetrekaresinde eğer para ödemeye niyetliyseniz, çek, kredi kartı, önceden kredi yüklenmiş kart, bozuk para (5 ve 10 sentler dahil), nakit hesabına bağlı banka kartı (debit kart), kuponlar... kabul edilir fakaaaat... Fakaaat bu çamaşır makinesi 25 sent dışında birşey kabul etmiyor. Beyazlar ıslak.
Fakat bu 25 sentin bulunması elzem. Bulunmazsa ıslak iççamaşırı romatizma yapabilir. Hemen ev köşebucak aranmaya başlanır. Bütün montlar, kalem kutusu niyetine görevlendirilmiş bardaklar... aranır. Kaybedilmiş olan sağlık sigortası kartı, "Graduate Study Plan" kağıdı bulunur. Masa altlarına, yatak kenarlarına bakılır. Çok kirlenmiş olduğu görülürse de, aramadan önceki bilmezlik konumuna geçmek için hemen başka bir şey düşünülerek unutulur. Aramaktan bitap düşülür. Fakat 25 sent bulunamaz.
Ev arkadaşı da uyumaktadır. Şimdi sabah sabah uyandırılıp da, "versene bir 25 sent" denemez. Gizlice odasına girilemez. O kapı da kapanmıştır.
Ve işteee... İnsan iradesinin sınavı. O güne kadar sıcak bir ilişki kurulmamış, selamlaşmanın ötesine geçilmemiş, vereceği bahşişi cebinden çıkardığı telefonun hesap makinesiyle hesapladığı rivayet olunan Mehmet'e mi gidilecektir. Bir kere böyle bir şey istemek komik gelmektedir. İkincisi bu adam faiz almaya kalkabilir. Üçüncüsü, her fırsatta bu adama dost meclislerinde "Türkiye'nin Amerikalı Dostları" diye gönderme yapılmamıştır. Yapmışımdır. Öyleyse ne yüzle gidilip 25 sent istenecektir.
Bütün seçenekler tükendiğinden, paşa paşa oturulup ev arkadaşının uyanması beklenir. İnternetten gazete okunabilir.
İşte 25 sente muhtaç olmanın öyküsü.

Haa bir de, 5 tane çeyrekliği denkleştirip efendi gibi çamaşır yıkayacekken, ev arkadaşı tarafından yolu kesilip "aaa.. o eyaletin 25 senti bende yok, onu bana versene" denilip çamaşır yıkaması engellenenler var ki, o başka bir hikaye.

Aşağı Troy Dükü - Blog Jandarması
"Blog delikanlıyı bozar"

mutfak mufettisi said...

Simdi sevgili blog jandarmasi,

Bir kere oyle her caninin istediginde camasir yikamaya kalkismak yapilacak en buyuk hatadir. Sepetteki kirli camasirlarin sayisi, dolaptaki temizlere oranla hizla artmaya basladigi anda camasir hazirliklarina baslanir. Once evin dort kosesi aranarak eldeki butun ceyreklikler ortaya dokulur. Bu ceyrekliklerin sayisinin yeterli oldugu ve rahat bir nefes alinarak camasirhaneye dogru yol alindigi pek rastlanilir bir durum degildir. Iste bu durumda yapilacak en akillica sey, en yakini arabayla 15 dakika olan marketlerden birine gidilerek, 5 dolar karsiliginda 20 adet ceyrekligin satin alinmasidir. Simdi ceyrekliklerde cesit cesit... Kansas'i var, Minnesotasi var... Once o gune kadar elinize gecmeyen eyaletlerin ceyreklikleri hizlica ayiklanir. Sonra kalanlarla camasir da yikanir, istenirse de kurutulur.

Mutfak mufettisi

MorKoyun said...

Tesekkurler Selencim, ben donmek istiyorum ama fotograf makinam hayata donmemek icin israr ediyor:) haller oldu yavrucaga basiyorum dugmeye cekmem diyor..

Jandarmaynan Mufettis, sizinle ayri ilgilenecegim lakin su an vaktim yok, yan gelip yatmam lazim:)

Selis said...

Nerdesun cano? Niye bireyk aliyon?

B5 said...

Ben geldim sen yoksun Morkoyuncuk :/.. Burayi yine eglenceli birakmissin ama..
Troy Dükü´nün anlattigi Mehmet´e öldüm gülmekten :D

Sevgiler, cabuk dön!

ps:Cizim harika, bir süre sifreler de falan aradim ama yorumlari da okuduktan sonra, benim gördüklerim disinda baska seyler de var mi diye.

B5 said...

"Peki ben bugün ne ögrendim"´ine yorum:
Eger aci olduysa -mozaik- yapman gereken seker miktarini da arttirmak, hepsi bu....

Francesca(bende linki var)´nin mucizevi brownileri icin 100% kakaolu cikolata kullanmak istemistim. O da bana seker miktarini artirmami tavsiye etmisti..

Sonuc yine dayanilmaz! Yine yaptim, yine yaptim, yine yaptim, yine yapsam mi acaba?

MorKoyun said...

sevgili Nobetci Blog yazari, oncelikle ben ortalarda yokken yemekleri pisirdigin icin, sonrasinda da boylesine guzide bir konuya degindigin icin tesekkur ederim:) Sozu gecen Mehmet kivaminda olmasa da hani o camasirhane yolunu elin kolun sepet, deterjan, bozuk para, anahtar doluyken kesip 'hangi eyalet' diyen karakterden bizim evde vardi:))Cok sukur piyasadaki tum eyalatleri topladi da ben de son bir kac aydir hirsizimsi parmakucu adimlariyla camasir yikamaktan kurtuldum:) Oh be!


Mutfak Mufettisim, fotograf makinasi sahibi oldugundan saygida kusur etmek istemem:)Hurmetlerimi iletirim, butun eyaletler sana feda olsun, ne onemi var canim;)

Hosgeldin b5, kacirmadim okudum yazdiklarini, sifre filan yok az ineklemek az gezmek icin 10 dakika ara verdik:) Seker miktarini arttirmak neden aklima gelmedi diye dusundum bulamadim, kakaodan gozum donmus olsa gerek:)) Francesca'ya ziyaret etmeli hemen:)

MorKoyun said...

Seliscan ders calisiyordum bir de fotograf makinamin elektrikleri gitti yazamadim ve hatta uzun zamandir cizemedim:)

HMF said...

posttaki bu sekli dovme olarak yaptirmak istemekteyim..telif hakki, izin alma sarti falan var midir?:)
ne yapabilirim? bir yardim etseniz sayin mor koyun..

MorKoyun said...

Ne diyorsunn Hidroksimetilfurcum:) cizimin boyle halledere vesile olacagini hic dusunememistim, sasirdim...Iznim senindir, gercekten eminsen hayirli dovdurmeler dilerim;)

HMF said...

oley:)