Saturday, July 11, 2009

istek parcasi

Tuesday, July 07, 2009

sonucta giris de bir tur gelisim sayilabilir

o kadar da gecmiste kalmayan eskiden, bir kelimeyi, haberi, sozu, bakisi, durusu, gunluk hayatin cok da umurda olmayan tek bir anini, yayin akisi esnasinda bulundugu kareden keserek cikartip enine boyuna sundurebilir, ustunde uzuuun uzuun dusunebilir, igne ucu delikli suzgeclerden gecirebilir ya da islak pamuk altinda budaklanmasini izledikce saymaya usenilesi vakitlerce yorum yapabilirdim. o yorumlarin milyorda biriyle gunasiri blog yazabilir, asirdigim gunlerde yazdigim yazilari bizzat kendi ilgime draft olarak kaydedebilirdim... simdiki degisikligin sebebini once bitirdigim doktora sanmistim. bunye bunalmadikca kurcalamiyor, hayattan memnunsa elestirmiyor, mutluysa irdelemiyor sandim. yanilmisim. onca ay issiz kaldim. bunaldim, hayattan biktim, mutsuzluklari yeniden tanimladim. yazmadim... sonra sucu yalnizliga attim. insan yalniz kalmadikca dusunmuyor, konusabiliyorsa yazmiyor sandim. buldugum isle yeniden yalniz kaldim. medeniyet uzaginda, yeni bir kampus koyunde, hic komsumun olmadigi tek odali kendi evimde istemedigim kadar yalnizdim. yine yazmadim..

sonra birdenbire ne oldugunu anladigimi filan sanan okuyucuya hatirlatirim ki bu tip ilahi aydinlanmalar edebi yazilarda olur. burasi amator ruhlu koyun blogu. egitmekle gorevli bulundugum iki kucuk cekirgeye gunlerdir giris gelisme sonuc iliskisini anlatmaya calisiyor olmam ve bu iliskiye su siralar duydugum nefretli tiksinti gelmis gecmis butun yazi duzenlerinin icine tukurme istegiyle doldurdu beni. nefretimin bir kismini sactigima ve yazinin gelisimini ziyadesiyle bozduguma gore ilk paragraftaki meseleye geri donebilir tahmini sonuca varabilirim.

sanirim, yazma potansiyelimin baltasi anonimligimi koruma cabasi.. zaten belki gercekten de, 'mahremiyetin gitti mi elden sen de gitmelisin tez elden'*. belki de degil. gayet karizmatik sonucu da boylelikle piciriklestirdigimize gore dagilabiliriz. yasasin kisisel anlatimin bozuk gelisimi.

*ElifSafak-Mahrem

Tuesday, June 30, 2009

tribute

Sunday, June 28, 2009

bir hafta sonra

 yaz sehir capinda senliklerle kutlanirken..
previously on this beach

Saturday, June 20, 2009

kayitlara gecsin

Chicago'da senenin ilk yaz gunu: 20 Haziran 2009.

Monday, June 15, 2009

ucaktan yeni inenler icin Roma

Italya gezisi AnkaraMunihRoma hatti ustunden tatli bir aksamustu Leonardo havaalanina inmemizle basladi. zemin kuru hava sakin mi sakindi. elde Fodor's Essentials of Italy kitabi, ayakta kilometre yuruyuse talip o kadar da turist degilim mesaji gecen bir cift babet, dilde bir kac kirik kelime Italyancayla Roma bizi beklesindi...

ucaktan inip alik alik metroya bakinirken yanimizda tipini hic tutmadigim bir adam belirdi. kisik sesiyle gayet Ingilizce shuttle hotel taksi filan derken hazirliksiz yakalandik. onca saat ucak boyunca otele nasil gidilecegini okumaya usenmekte israr etmistim zira Ask'i okumak daha cazipti ve zaten heryol Romaya cikarmisti... o ana kadar turistmis gibi yapmamaya gosterdigimiz ozeni koyverdik gitti. kemkum metro diycek olduksa da pisadam gayet seri karsi ataklarla bizi ikna etti. bir de baktim dolmus taksinin icinde 2 cift amerikali turistle birlikteyiz.. tek tek otellerimizin adini soyledik sofor basti gaza ver elini downtown Roma..

ilk cifti biraktigimiz otel nispeten normaldi. akan trafigin en ilginci sagdan soldan vizlayan motosikletlerdi. motosiklet dediysem ismine hurmeten cogunlugun tercihi iki teker bir motordan kelli vespadan ibaretti. ilk cift yolcu indikten sonra daracik sokaklardan, karanlik aralardan gecip geldigimiz han kapisi onunde duran taksimizde, geriye kalan 2 cift olarak birbirimize baktik. konusmadik ama gozlerdeki insallah bu sizinkidir subaneke dinimiz amin bakisi barizdi. neyseki sofor kasinin ucuyla digerlerini isaret etti. kapkaranlik sokaktan ayrilirken cifti biraktigimiz kapiya ilisik not kagidinda yazanlari tahmin etmeye calistik. itiraf ediyorum biraz da gulduk. pisadamla basbasa, damdan onumuze dusen taksinin icinde, karanlik sokakta kaybolan cift olarak bize de gulunmus olabilir aslinda.

gittik gittik gelemedik derken pariltili vitrinler, agacli caddelerden gecip otele yettik. haci bu saatte yakinda ne yenir sorumuza, heryer acik saat daha 11 cevabini aldiktan sonra Amerika'yi bir kere daha sevgiyle anmadan gecmedik. reservasyon esnasinda 'balayi' notu dustugumuzden kelli butun resepsiyoncular bir izzet bin ikramli pur suprizli.  bunyesi HamptonInn'lere Econolodge'lara aliskin sahsimin omru hayatinda kaldigi en guzel otelin, kirmizi duvarlarina, yuksek tavanlarinin avizeli odalarina alisamadan kosebasindaki pizeryaya gittik. somonlu pizzam ustu silme rokayla geldi. citircitir ve incecikti. yanindaki house vine, pizzadan daha guzel, aman diyimdi. yedik ictik guzellestik. yoldan gecenleri, insanlari seyrettik. dinlendik. demlendik. 

ertesi gun:Vatikan muzesinde cicekli ucus elbise

Monday, June 01, 2009

cekirdeksiz karpuz ve essiz coraplar

Fermat's room adli dandik gerilimi izlerken:

karpuz yiyici 1-cekirdeksiz karpuz nassi oluyor ki?
karpuz yiyici 2-iste genleriyle filan oynuyollar.
ky1-nasil?
ky2-(gayet ciddi) 2N kromozomlu karpuzu 4N kromozomlu karpuzla caprazlayinca 3N kromozomlu karpuz oluyor. cekirdeksiz.
ky1- (cok etkilenmis) vay be...

uzunca bir sure sonra temiz camasirlar katlanirken:

katlayici 1-bu siyah coraplarin esi yok?
katlayici 2-ohoo onlar bir kere esini kaybetti mi sicmik. boyle giy suprizli olsun.
k1-(kendi kendine mirilti) insanlar 2li 4lu kromozom caprazliyor biz surda daha iki cift corabi eslestiremiyoruz..
k2-(mute)

Friday, May 29, 2009

kalite kontrol

makyaj yapmazsam resim yaparim mantigiyla alip ulke disina cikardigim su resimdeki kutucugun degerini yine her zamanki gibi donuste Istanbul dis hatlar terminalinin Amerika'ya gelis guvenlikcileri cantami karistirirken anladim. is icabi zilyon bayan cantasina girip cikan guvenlikci bayanlar, kutuyu cantadan cikarip cok begenmek, birbirlerine gostermek, her kiyafete gore renk var at cantaya cik super vallahi soylemleriyle icini acip incelemek suretiyle secimimin hakliligini tescillediler. samimeyete bu kez sasirmadim zira ilk soku gecen donuste el bagajimdan cikan nisan kurdelesinden parca istediklerinde atlatmistim...

$22-Sephora

Sunday, May 24, 2009

3Mayis2009

Friday, May 22, 2009

guzel seyler bunlar

                                                              cinque terre, mayis 2009

Tuesday, April 21, 2009

stresli gunlerdeyim


sakizini edebiyle cignemeyene elimin tersini ekleme istedigimin kokeni eskidikce, sakizla birlikte gayet genel adab-i muaseret kurallarini cigneyen insanlara kaptigim gicik buyuyor... fevkalade sakizseveligime ragmen bir gun Singapur'a tasinabilirim.


Thursday, April 16, 2009

hepimiz muhendisiz


Bir onceki diyaloga gelen yorumlardan yola cikarak aliyorum sazi elime... muhendis dogulur saniyorsaniz yaniliyorsunuz. kimi insanlar dogustan muhendis beceri ve mantigina sahip olabilir, o ayri. ben sifatini sectigi meslekle kazananlari kastediyorum.
muhendislik egitimi ailede baslar. bir muhendisin mutlak suretle rol model aldigi, tercihen aile icinde ya da cok yakininda bir baska muhendis vardir. bu durumda muhendislik babadan ogula gecer, kalitimsaldir diyebiliriz. cok zorlarsak muhendislerin bolunerek cogaldigini bile iddia edebiliriz. 
Anadolulisesi sinavi senin Fenlisesi sinavi benim kosturmaktan bitap dusmus mutemadiyen caliskan yer yer inek bunye asosyalligi bir yasam bicimi, ozenilesi bir elit sinif, bir daha zeki olma hali sandigi, gayet dengesiz ve ne idugu belirsiz ergenlik doneminde MF'ci(matematik-fen) oluverir. bu yanilsamada ailenin payi suphesiz cok buyuktur. bu tip ailelerde soz konusu evladin sanata, edebiyata, spora ve isletme kantinine duydugu ilgi onemsizdir. okuyup adam olanin boyu Tcetveliyle olculur. bazi ailelerde o kulaga takilip kalp dinlenen aletle.
ha cocuk gercekten matematikfensel kafaya sahipse ve bunu kullanabilecek kapasitedeyse temel bilimler ve muhendislik alemi adina ne ala. ama yok benim gibi sirf abisiyle girdigi sidik yarisi sonucu bu yola dustuyse ve yaptigi yapacagi hersey ezber ve bir bakista kavrama-gorsel hafiza- yetenegi uzerine kuruluysa yan basmaca..
ne diyorduk? temel muhendislik egitimi dersleri neseli kalkulus, antin kuntin sekillerin ic dunyalarindan banane mantigiyla taramali cizim, fizink106, dikkat gelistiren fortran (parantezi kapamayi unuttugun satir sana yol, su, kufur, error mesaji olarak doner), yer yer nezalet kimya 107, statik mitatik kapsar. isimlerinin ayri ayri tumturakli olmasina nispet 'temel' basligi altinda toplanmalarin sebebi, dolma yapip gelenden ekmek istedigimiz hayatta asla birebir uygulanamaz olmalaridir. oysaki bu kullanissizliga ragmen sonraki donem derslerinin ilk zinciri olmalarindan kelli acayip onemlidirler. kumulatif ortalamaya sagladiklari negatif katki da eklenince insani daha bismillah ilk senesinde degisik yerlerinden solumaya mecbur birakirlar. zaten herkes bilir ki temel dersler dahil muhendislik egitiminin amaci insana bir bakista saglam sallama yetenegi kazandirmaktir. 
ikinci senenin bonus niteligindeki nesesi genellikle bolum derslerine giris adini tasiyan ornekleme dersidir. tipik kodadi 201'dir. degisik muhendislik alanlarinda degisik tatlari olsa da ortak amac kucuk muhendise basina neler gelecegini ufaktan anlatmaktir. bu baglamda kod adini su an hatirlamadigim DIF dersinin hayattaki amaci henuz anlasilamamistir (evet o melunun kodu 255 idi tesekkurler..)
bir yandan irii ufakli teorik temel dersler can okurken bir yandan da egitim paket programi kucuk muhendisleri sosyallesebilecegi, adamligin yaninda insanliga sevk edebilecegi pencerelerden baktirir. goren gozlerin sahibini uyandirir. bir tarih, bir ingilizce, turkce ile baska bolumlerin kizlariyla kaynasma ortami saglar. ha bolum bastan bahtsizsa, misal makinelerle petrol ayni gruptaysa o vakit umutlar 3 ve 4uncu senelerin teknik olmayan secmelilerine kalir...
bunye 4+kim bilir kac yilin aliskanligiyla surekli bir seyleri digerlerine yuvarlama, ozeli seyedip vari yogu genelleme ve olsa olsa tahmini uzerine yogunlasmisken, mezuniyet sonrasi atildigi gercek hayatta tekil ve sahsa munhasir saptamalarla nasil basa cikabilir? inceleri kalina, kalinlari oduna, kucukleri buyuge, yarimlari butune, kelimeleri rakama, rakamlari grafige yuvarlamaktan ibaret pratik yasam stilinden vaz gecilebilir mi? 
bu satirlari yazan muhendis yillar sonra geride biraktigi T cetvelinin duzgun manti kesmek icin kullanildigini ogrendiginde hissettigi seyi kelimelerle ifade edebilirse, belki.

blogsal uyari: lafim alingan meclisinden disari
NOT: yaziya link vermek suretiyle su saat bloga gelen insan sayisini 700e carptiran Eksisozluk yazarina, bilhassa her koyun'un bir gun 15 dakikaligina meshur olacagini ispatladigi icin buradan tesekkur ederim. zira sozluk yazari degilim. 

Wednesday, April 15, 2009

herhangi bir gun

me:  selam
dolma yaptim
onurbey: toplantidayim
bye
 me: gelirken ekmek al
 onurbey:  bye

Neden senden benden dizi yapmadiklari malum...

Sunday, April 05, 2009

bahari bekleyen kuzular gibi

Mart ayinin kazma kurek yaktirmasini biliyoruz da Nisan'la ilgili malumat almamistik. Sabah buzlu dolu, oglen karla karisik yagmur ve su an resmen tipi.. Alooo. Sakayi Nisan 1'de yaptik bitti. Bu soguk ne simdi? 

Thursday, April 02, 2009