Sunday, October 14, 2007

Gecmis zaman olur ki...

Bes kusur yasimda okur yazar oldum. O yillarda ataga kalkan okuma yazma seferberliginin hedef kitlesi degildim belki ama televizyon izleyerek katildigim Meral ogretmen ve kafasi iyi calismayan sinifi sayesinde aradan cikiverdim.

Alti yasimda anaokuluna basladigimda, sinif elemanlari yukari ve asagi bakan cadirlarinin uclarini denklestirme cabasindayken, ben, iki ortali guzel yazi defterimin alti cizgili satirlarina sol anahtari kivrimlariyla dizdigim harflerimle, yeni kelimelerimi cumle icinde kullaniyordum. Bugun, elimle yazdigim yazilari, eli kalem tutan saglikli insan kolu acisiyla yazabiliyor, deftere ust kenardan bombeli yaklasmiyor ve cogu zaman solakligimi caktirmiyorsam, o zamanlar ziyadesiyle bos kalan vakitlerimi bu tip ergonomik calismalara ayirdigimdandir.

Yedi yasimda gercek okula baslama vakti geldiginde, cocugu okula baslatma hevesinin neredeyse tamamini agabeyime harcamis ebeveynim, o siralar kucuk kardesim projesini hayata gecirmekle mesguldu. Birinci sinifi atlayip okula ikiden baslamam fikri, fiziksel yonden ezilme ihtimalim goz onunde tutularak gecistirildi. Minyon olsam neyse, tamamen okul mudurunun halt yemesi. Yasitlarima tur bindirme firsatini da boylelikle kaybettim.

Kibrit kutusundan hallice, batmamis kooperatif evimizin-o yillarda parasini odeseniz bile kooperatifin anahtarini almak herkese nasip olmazdi-bagli bulundugu semtin okulu, apartmanimizin hemen arkasinda yukselen tepenin basindaki Esentepe ilkogretim okuluydu. Sozu gecen tepenin yamaci birkac gecede kondurulmus evlerden olusuyordu. Okullu olup sinifimi doldurdugum 69 arkadasim gibi ben de heyecanliydim. En az benim kadar heyecanli olan annem, beni okula getirip ilk tenefuse kadar caktirmadan etrafta fink atmis, saati geldiginde, arkadaslarin cogunlugunun cantasindan cikan yarim somun ekmek arasina surulmus tereyagli beslenmeleri gorunce sebebini sonradan anladigim mahcubiyete karismis uzuntuyu saklayamamisti.

Bizim okulun tasiti yoktu. Sabahlari okula, yetmis derece egimli yokusu tirmanarak variyor oglenleri bosa alip asagi salmak suretiyle rahatca evime donebiliyordum. Ucuncu gunumde cok sevdigim ogretmenim tarafindan ogretmen yardimcisi secildim ve geri kalan gunlerimde odevleri kontrol edip beser beser bile ilgilenmek mumkun olamayan kalabaliga okumayi sokturmekle gorevlendirildim.

Ilk haftamin bir gunu evde, gunluk olan biteni anlatiyorken, annem, ogrendigim ilk okul sarkisina istek yapti. Sarkiyi, daha ilk duyusumda, aksani, vurgusu ve yansittigi duygusuyla tastamam ogrenmis olmamin hakli gururuyla soyleyip bitirdigimde annem aglamaktan helak olmustu. Biricik ortmenimin hemfikri ve israriyla, ilerleyen haftalarda beni, araya torpil sokmak suretiyle Izmir’in en guzel yalilarinin bulundugu semtin ilkokuluna nakil ettiler. Yeniden birinci sinifa. Sarki mi?

Kaslarin arasina domdom kursunu degdi way, domdom kursunu degdi.
Bir avci vurdu beni way, bin avci beni yedi.
Aehh dedim agladim, yaremi bagladim
Egdi yar boynumu egdi, Allah kerimsin dedi, hancer yarasi degil,
Domdom kursunu degdi.


Benim, arkadaslarima fis sokturdugum zamanlari, nakil geldigim siniftakilerin iyi degerlendirmesine sevinmistim zira hepsini okur yazar buldum. Artik esittik, ayni seylere hayret edebilirdik. Sinifla cabuk kaynasmanin otesinde, haftalarin deneyimiyle, bes sene elden birakmayacagim sinif baskanligina secildim yine. Hizli okuma yarismalarinin birincisi, en muntazam el yazisinin sahibiydim. Sene baslarinda yoklama listesini, sene sonlarinda karneleri yazip, Pekiyilerin P’lerini ekseriye ayni boyutta tutmaya ozen gostererek ilk okulumu bitirdim. En tatli anilarin biriktigi kooperatif evinin onunden gecerek okula giden, adini hatirlamadigim ortmenime, o evde oturdugumuz surece, karsiliginda aldigim kocaman gulumsemeyle, camdan el sallamaya devam ettim.

(Resimde de gorulen aciklamali anlatim begenim kucuk yasimdan baki)

11 comments:

ekmekcikiz said...

Merhaba Sınıf Başkanım!

Beklediğim yazı hem çabuk geldi, hem de çok güzel bir yazıydı.
Bence, senin anlatımın zaten resimli gibi, ayrıca çizgiyle desteklenmeye ihtiyacın yok. Üstelik çizgileri de çok güzel.

Öğretmenin seni boşuna başkan yapmamış ki. :)

sunrise said...

Ben de'burdayim' demek istedim.

margo said...

adından geliyordur belki bunca kabiliyet,çünkü derler ki ismi insana karakter olarak yansırmış..bilge işte..
ne güzel yazmışsın yaa..
fondan böyle şarkı çalsın istedim.. kardelen bilgeee,kardelennn bilgee diye..
bak benim maharetlime büyüdü de kocaman abla oldu,tezlerle yüksek yüksek lisanslarla uğraşıyor....
nazarlardan koru rabbim koyunları,özellikle mor olanları ;)

loungetime said...

Seneye 1.sınıfa başlaması gereken kızımı düşünüp daha bir sene öncesinden sıkıntılarıyla cebelleşirken 1.sınıfa başlama hikayesi okuyorum. Umarım benim kide senin kadar güzel başlar okula.

Ayca said...

Yazında kendimi buldum. Seksenlerin başı, aynı seferberlik, aynı televizyon okulu benim de evde kendi kendime evde seferberliğe katılmamla sağlanmıştı. Aileme okuma yazma müjdemi verdiğimde bana inanmasalarda test emişler ve onaylamışlardı. İlkokul birinci sınıfta benim sıkılıyor olmam ise sınıf başkanlığı ile çözümlenmişti. Y harfine bu ne diyen Hatice öğretmene Y dediğimde ise, hayır çatal demesi beni çok büyük hayal kırıklığına uğratmıştı. Geçmiş zaman olur ki...

muserref said...

Morkoyuncugum hosgeldin! donusunun muhtesem oldugu konusunda diger ziyaretcilerle hemfikiriz saniyorum.ne guzel anlatmissin o meral ogretmenin taskafali rolu yapan ogrencilerini:) karatahtayi gicirdata gicirdata cizdikleri b ve d harflerini hatirlarim hala icim giciklanir.

Punto said...

Çok güzel anılar. Bu anılar bana da çocukluğumu hatırlattı. Hatta solak olduğum için sol kolumu sıraya bağlayan ve sağ elimle beni yazmaya zorlayan öğretmenimi.

YILDIZNAF said...

Sunrise'in blogunda sana da bir seslenis ve davet var Morkoyun'cugum. Sevgilerle Baskanim...

Evin Kedisi said...

:)

bi dilay said...

aa benim hikayem de ayni! 5 yasinda okuma yazmayi sokme (abimin yardimiyla kendisini geçme çabalari), ezilir diye sinif atlatmama hikayesi, ortmen yardimciligi, babam memur oldugu için fotokopi çektirmem için bana verilen yazili ve test sorulari, sonra onlari da benim kontrol edisim, dersleri benim anlatisim, habire tembellerin yanina oturtulusum, 5senelik sinif baskanligi (4.sinifta bi kere istifa etmistim:),karneleri doldurusum hatta en sonunda ortmenim benim karnemi doldurmayi unuttugu için kendi karnemi kendi doldurusum o ayni p'lerle..

ben ortmenimi yillar sonra tembel olmakla suçladim:) bi de bisi de olamadim ben onlarin istedikleri gibi, beklenenin aksine dandik (para etmez) bisiler okudum. Hikaye çok tatli da acaba bu ogretmenlerin hepsi tembel miydi yoksa boyle zeka piriltilari miydik biz?
(bu arada ben seni hep okuyorum blog camiasindan kopmama ragmen ikinci kez yorum yazdim sanirim ama çok yazasim geldi yazin çok hostu:)

MorKoyun said...

Selam, Ycurl'un lafina geldim sonunda yazmadan durulmuyor bu bunaltici zamanda:)Kendimle anlasmamiz cok zaman kaybetmeden, tek tek laf yetistirmeden devam etmek seklinde:) Tesekkurler herkese..
Bu arada anilari aklima AycaSen'in cocugu okula baslatma yazilari getirdi:)
Baskanligim amele isine yatkinligimdan olsa gerek, kim yazar yoksa karneyi listeyi?:)
Yildiz, daveti okudum ama benim kendime unvanimi almadan alisverise bile gitmeme sozum var, bir ay sonra yenilemeni rica edecegim davetini:)
BiDilay, kucukkenmis o piriltilar sonra sondu benimki ya alistim gormuyorum ya da fazla parlayan insanlarin yaninda farkedilmez oldu bilmiyorum:)
Bir de Meral ogretmenle, yillar sonra, ogretmenlik yaptigi okulda karsilastim. Gercek gibi gelmedi, yaklasip ben sizin sinifinizdaydim dedim. Beni tanimamasina bozuldugumu belirtmeliyim:))