Wednesday, December 26, 2007

Kaynagini hatirlayamadigim sobe

Ben kucukken, salaktim. Buyudugumde assolist olabilecegime inandim. Duzenli prova yaptim. Sac-fircasini-kaptigim-gibi-konu-komsuya-konser-verirdimcilerden degildim. Bilincli ve sistematik calistim. Bir yandan repertuar genisletirken bir yandan nispeten uzun ve zor soyadim yerine ‘Hafif’ soyadini secmek gibi ileriye donuk yatirimlar pesindeydim. Saglam Samime Sanay hayraniydim. Coskun Sabah, Metin Milli ve Nalan Altinors'u de cok severdim. Sonuncusunun evi komsu mahalledeydi (Nokta duragi). Kendisini Yildirim Bekci'yle evlendirip, duzenli ziyaretlerine gitmek istedim hep.
Ben aslinda, koyun degilim.
Ilk kopyam, ilk okulda olabilir. Unite dergileri vardi her ay gelen. Unite sonu testi olurdu bir de. Sinavdan once, derginin orta yerindeki cevap anahtarini cikarip siranin altina koyma adetimizi hatirliyorum. Yani zaten yazili oluyoruz bir de atesle imtihana ne gerek var degil mi? Ilk okulda degil ama isin hakkini en cok orta okul ve lisede verdim. Emek verilen kopyaya karsi degilim. Cektim, cektirdim. Kendine sarmal lastik mekanizmali mini rulolarla isimi hallederdim. Rulonun muhendisligi kadar tarih kitabini 2 santim eninde kagida anlasilir halde ozetlemek ve neyin nerede oldugunu bilip sinavda bulabilmek takdir gerektirir. Sonra universitede acik kitap vizeler basladi. Dilerseniz babanizi alin gelin sinava tarzi muameleye tabi olunca kopya filan yalan oldu.
Cep telefonum, cebime sigmiyor. Zaten cepte dolasabilecek sarj kapasitesine sahip degil. Sakaci. 4 baklava gosterirken ilk aramada pil bitti ayagina yatip kapaniyor.
En sacma huyum, yapmam gereken ve zaten yapacak oldugum ve hatta icimden gelerek yapmak istedigim bir isi yapmam soylendiginde yapmamak icin sonsuza kadar direniyor olmam. Kendi irademle baslamadigim islerden hayir geldigini gormedim.
Ask, budur sudur odur tarzi aciklamali resimli dus perdemiz vardi. Almanyadan gelmisti ama neden Ingilizce oldugunu hic sorgulamadim. Baski perdenin dis yuzeyinde kaldigindan ve haliyle banyo sirasinda okunamadigindan, tam karsisina dusen klozette, ask gercekten de tabakta kalan elma diliminden kucuk olani almak midir diye adam akilli kafa yormak icin cok zamanim oldu. Tabi teorik bilgiyle nereye kadar. Ustelik meyve tabagini, iki elma dilimini ve manitayi denk getireceksin de ask mi degil mi anlayacaksin. Zor. Pratik tecrubeme gore, bu da, su da, o da olabilir. Bilemem. Bildigim, askin, butun ben, o, biz, siz ve onlari, suursuz ve sinirsizca ‘sen’ yaptigi. Insan bu kadar mi aciz olur canim. Nezalet.
En sevdigim blog, kendi blogum. Terliksiz dolasabiliyorum. Odalara girip cikabiliyor, ikili koltugu istedigim yere cekebiliyorum. Simdilik depozitom yanar korkusundan duvarlari boyamiyorum ama o da olur bir zaman.

12 comments:

beyhan said...

bu sobe serisinde en beğendim sizinkisi oldu. elinize sağlık, üzerinize afiyet ve merhaba. :)

sunrise said...

Benim annemle babam da Samime Sanay hayraniydi. Evde beraber sarkilarini soylerlerdi, ne gunlere goturdun simdi beni.
En basit oyunu bile boyle eglenceli bir hale sokan bir baska blogcu yok ama, helal olsun sana...

ekmekcikiz said...

"En sevdigim blog, kendi blogum."
Mork.cığım,
Ne kadar dürüst bir cevap, bu.
Belki hepimiz böyle düşündük de, hiç birimiz dile getiremedik.
:))

Meltem said...

Valla Samime Sanay'ı hatırlattığın iyi oldu tamamen unutmuştum. Benim çocukluğum da onunla geçti. İkimizin de küçükken şarkıcı olmaya çalışmamız sosyolojik bir incelemeye konu olabilir:) Belki ordan tanışıyoruzdur:) Yazı üslubuna bayılıyorum, yine çok eğlenceli yazmışsın okurken epey güldüm.

Buket Köşker said...

ben de nalan altınörsü yıldırım bekçiyle evli sanırdım... Onlar bi şarkı söylerdi birlikte... adını unuttum.
Süppersin ya...Çok içten söylüyorum bloğunu hep sırıtarak okuyorum.:)
Mutlu kallll...

müzi said...

mor koyun,
kurban bayrami gecti gitti. koyun degilim diyerek hedef sasirtmana gerek yok artik :p

cinar said...

:)
çok cici sobelenmişsin sen ya :)

MorKoyun said...

Gec kalmis cevaplarimla, iyi yillar:)
Hosgeldin Beyhancim, gorusmek uzere:)

Sunrise'cim, bizde de turk sanat muzigi kaset arsivi vardi, repertuar calismalarima katkisi cok oldu bu arsivin. Benden baska aktif kullanicisi yoktu ama cok isime yaradi:) Samime Sanay gercekten bir baskaydi canim, insanin sarkilardan fal tutasi gelirdi dinleyince:) Sevgiler..

EkmekciK'cigim, ne kadar kibar bir yorum bu seninkide:) Gorgusuz koyunun blogu olmus tutmus mora boyamis diyecegine:)) Mutlu yillar ayrica:)

Meltemcim, bende incili kupelere bayiliyorum ama bunu zaten soylemistim:)) Sosyolojik inceleme konusunda haklisin hatta muzik egitimine izin vermeyen ve konservatuari dansozlukle es tutan aileler de incelemeye alinmali:)) Ah bir elimden tutan olsaydi ahh... Mutlu yillar:)

MorKoyun said...

Ne mutlu bana Buketblucum, amacim siritmak sirittirmak zaten baska derdim yok, icimi dokuyorum bir de:) birlikte program yapmaya basladiktan sonra herkes evli sandi sanirim onlari, bir uyum bir lezzettiler zaten adam kibarliktan bayilirdi, kadinceyizde kasilir konusmaz sarki soylerken ikisi de acilirdi:) Sevgiler..

Hahaaa, sendin sobenin kaynagi Muzi di mi:) Evet ben bir sure yok oldum kurban sebebinden, neme nazim yanlis anlayan suursuzun birine kurban gitmeyelim diye:) Yine de ara ara hatirlatmakta fayda var:)))Iyi yillar..

Cinarcim daha bekleyen bir sobe daha var ama o cok ciddi nasil cevirsem kazi bilemedim, bakalim kismet:) Iyi yillar..

Ferhanca said...
This comment has been removed by the author.
Ferhanca said...

Çok tatlısın...

MorKoyun said...

Tesekkur ederim Ferhancim, mutlu yillar:)