Friday, January 18, 2008

ilk evim ve hijyen evrimim

Yasadigim koye geldigimde 500 dolarim vardi. Gelmeden evvel okulun ogrenci isleriyle yaptigimiz yazismalarda kalmam onerilen yurttan baska yer olmadigi soylenmisti. Mutfaksiz, banyonun yandaki odayla ortak kullanilacagi tek goz bir oda ve mecburi yemekhane uyeligi icin aylik 700 dolar odeyecektim. Omru hayatimda hic yurtta kalmadigim gibi su ictigim bardagi ikinci kez kullanmamaya itina ederdim. Ilk maasimi gelisimden bir ay sonra alacagimdan habersiz, bir gece yarisi yerlestigim yurt odasi o haliyle yere bavul koymanin bile imkansiz oldugu pislikteydi. Kose bucak temizlik neticesinde odam nihayet yataga oturup aglanabilir hale geldi. Pesin tahsilati gereken ama tahsil edilemeyen ilk ay kirasi da kalan aylarima taksit edildi. Daha ucuncu ayda yemekhanenin her daim tereyagli patates puresi aromali kokusundan tiksinmis, kitap, defter, telefon karti, o bu su derken birbucuk maas icerideydim...

Solugu yeniden ogrenci islerinde aldigimda on buroda calisan, dunyanin en yardimsever insanciklari gorunumlu, tombik, guleryuzlu, muhtemelen ayni kilisenin gonullusu teyzelerle tek tek tartisip sesimi yukselttikten sonra kurallari ihlal ederek kampus icinde esyasiz bir evin adresine yollandim. Hic vakit kaybetmeden, ikinci uyesini yitirmis bu iki kisilik evin kapisini caldim. Kapiyi urkek bakisli Cinli bir kiz araladi. Kapinin tamami acilmadan disari keskin bir cin lokantasi kokusu cikti. Hay Allah tam da yemek zamani rahatsiz ettim, diye dusundum. Zira o zamanlar her dusundugumu kelimelere dokebilecek kapasitede degildim. Mutemadiyen dusunup ekseriye yutardim. Ben dedim, ustteki bos odaya talibim. Kiz itiraz etmedi, hatta bana memnun olmus gibi geldi. Ayni gun anahtari kaptigim gibi iki bavulluk pil ve pirtimla eve tasindim.Yeni kiram 350 dolardi ve ne yatagimin ne masamin olmamasi umrumdaydi...

Odada benden once kalan kizin kosede duran siltesi vardi. Karton kutulardan biri sifoniyer, digeri masa oldu. Tek problem o kapidan sizan lokanta kokusunun yemek yensin yenmesin uc ogun en keskin haliyle evde olusuydu...

Bir butun gune yakin zamani yillardir temizlik gormemis banyoyu kirklamak icin harcayip mutfaga indigimde manzara dehsetti. Bizzat buzdolabinin icinde hatiri sayilir buyuklukte kan lekesini gordugumde isyan ettim. Onceki ev arkadasini dolapta muhafaza edip etmediginden emin olduktan sonra, aslen eczacilik okuyan ama hiyjen kelimesini ilk defa duydugu Istanbul'da semt sanan ev arkadasim temizlige ikna oldu. Ben buzdolabina, o, camurlu mutfak tabanina giristik. Buzdolabinin icinde, evrimini tamamlamanin keyfini suren yasam formlariyla mucadele ederken kafami bir an lavabodan yana cevirdim. Dilim herhangi bir unlem kelimesine erisemedi. Camur siyahi vileda mutfak lavabosunda saclarini savura savura yikaniyordu ve benim artik laf edecek mecalim yoktu.

Ilerleyen gunlerde burnum artik evin kokusunu almiyordu. Odam disinda mumkun olan en az yere dokunarak yasamayi ogrenmistim. Ev arkadasim aslinda cok iyi biriydi, sadece temel temizlik kurallarindan habersiz ve geleneklerine bagli bir Cinli'ydi. Geleneklerine bu denli bagli olmasi, uc ogun geleneksel yemek pisirmesini gerektiyordu belli ki. Icinde boydan boya bir havucun yattigi seffaf corbalar, yagsiz tavada harli atesle dumanalti kavrulan sebzeler ve her yemegin icine mutlaka boca edilen sos onun icin vazgecilmezdi. Bir sabah ansizin tanistigim, mutfak muslugunun tepesindeki havlu elbezinin, aslinda yikanma suyunu suzdurerek pismeyi bekleyen domuz iskembesi olmasi da bu gelenekler dahilinde hos gorulebilirdi. Bence, asil hayret edilesi, su Allah'in koyunde domuz sakatatina bu kadar kolay erisilebilmesiydi...

Bana bir omur kadar uzun gelen donemin sonunda kendime yeni bir ev ve yeni bir ev arkadasi bulmus
, tasinmak icin gunleri sayiyor, bir yandan da ozellikle geceleri zivanadan cikan bacak kasintisina anlam veremiyordum. Santimetrekareye bir dusen kirmizi kabartilarin ortasinin delik oldugunu farkettigimde, kendilerinin sivilce degil isirik, failin de pire oldugunu anladim. Yeni eve tasinirken kendim dahil odadan cikan her seyi klorakladim... Yazdiklarimin azini anneme anlattim. Hazir kendimi, kahvehane sevmeyen emekli albay gibi hissediyorken anilari yazmaliyim ki unutmayayim. Yeniden, yeni bir hayat duzenine kimbilir nerede baslamaya yaklastigim ve icten ice odumun koptugu su gunlerde aragaz niyetine hatirlayayim.


21 comments:

EKMEKCİKIZ said...

Yeni rütbeniz çok anlamlı: Kahvehane sevmeyen ve anı yazan emekli albay!
:)
Ama, ne kadar zor zamanlarmış, onlar.
Anneye anlatılmaktan kaçınılması anlaşılıyor.
Yenileri böyle olmaz, sıkma canını.
:))

firdevs said...

iyy domuz ..Allah'im nasilda yiyorlar sasiriyorum ...

Berceste said...

Mor'um Koyun'um muhteşem güzel anlatmışsın! Bir de bu hijyenin ''H'' sini bilmeyen vatandaşların hijyen dersi vermelerine çok şaşırıyorum ben. Türkiye'de tanıdığım bir doktor arkadaşa yağmur olmasa memleketlerinde bu adamlar telef olurlardı pislikten dedim. Durdu düşündü sonra kahkahalarla gülmeye başladı. Haklısın diyerek! Sizin oralarda çift musluk yok mu bacım? Hani şu musluk içine su doldurularak yüz yıkama adeti falan...

anteriour_chamber said...

Ah be Mor Koyun, kalbim sizladi. Yurdumda temizlik denen bisi vardir ya!! Her daim dip kose temizlenir, camlar silinir, sen bi de elin gavuruna bak...

Seneler once yeni gelmis halinle bu badireleri tek parca olarak atlattigina gore bu saatten sonra daha da sana hic bisicik olmaz. Goynunu ferah tutasin, shen olasin. Cok guzel, cillop temiz yeni bir ev ve bol sifirli maasli yeni bir is dilerim sana.

cinar said...

Ya ayyyy. Yurtta kalmanın zor yanlarını senin ağzından duyunca insan yine de gülümsüyor :) Ben hiç yurtta kalmadım, evde kalabilen şanslı insanlardandım ama evi bile bir iki kişiyle paylaşınca temizlik konusunda ne demek istediğini çok iyi anlıyorum.
geçmiş zaman hakkatan şimdiki zamanın gazı olabilir :)
İyi eğlenceler! :))

ycurl said...

Ne diyeyim buna benzer deneyimlerim olmadi ama bu konuda farkli oykuler dinlemistim. Hos sadece Cinli degil Meksikali ile kalan kisi (hem erkek) temizlik konusunda serzeniste bulunmustu. Ama Cinliler boyutu bir iki derece ileri goturuyorlar. Hintli arkadaslarin evine girdigim zaman evin icindeki o agir hava basardi bana. Neyse ne diyecektim nereden nereye geldigini hatirlamak iyi bir sey ama merak etme yakindir istediklerine kavusman ;)

Buket Köşker said...

bende kendi gözlerimle gördüm ve anladımki biz gerçekten temiz bir toplumuz. Yani en kirlimiz onlar kadar temiz bence :)

Ama sende pek şanssızmışın yafu!!!

piss1:istisnai durumlar olabiler:P

piss2: yeni başlanılıcak olan herşey korkutucu olmakla birlikte heycan uyandırıcıdır. Umarım muhteşem bi başlangıç olur...

müzi said...

en zor zamanlar hep baslangiclar oluyor. hele o daha birsey gormemis cocuk haliyle yad ellerde gecirilen ilk gunler. o hallerimizi dusunuyorum da simdi, cocukmusuz cocuk. nasil da buyuyor insan yalniz basina kalinca. bir suru animi hatirlattin bana pek sevgili morkoyun. hatta ben de bu konuda yazmak istedim, o denli icten hissettim yani yaziyla ilintili tum duygu ve dusunceleri. insan simdi dusununce gulumsuyor o zamanki hallerine, ama o donemler yapilasi yagane sey oturup haline aglamakti. yani morkoyuncugum, bu kadar mi benzer olur bu anilar. eline, yuregine saglik.

Simon Templar said...

o mutfak lavabosunda vileda anısından ben de var. benzeri birçok şey de. amerikalılar da aynı. temizlikle hijyeni aynı şey sanıyorlar.

fethiye said...

universite tarafindan bulunan ilk (amerikali) ev arkadasim, o minik daire ve sayesinde tanistigim bacon kokusuyla dolu pazar sabahlarini hatirladim ;( bir sene dayanabilmis, sonra yillarca beraber yasadigim, yine amerikali, ev arkadasimla iki odali apartmana cikmistik.

gecmis olsun!

Ayca said...

Yeni bir başlangıç için her tür donanım ve deneyime sahip olduğun aşikar sevgili mee. Ama yine de şansın bol, yolun açık olsun...

Herşeyi organik yemeye çalışan, sporunu eksik etmeyen yeşil ve hafif sıkıcı bir ev arkadaşı, (tıpkı diğer ev arkadaşları gibi ama o çok dikkatli ya) bulaşıkları foşur foşur bol köpükle yıkayıp, süzülmeye ve kurumaya bırakır, her bir tarafına deterjan yapışmış tabak ve çanakla da organik gıdalarını tüketirdi!! Ben kızıyorum diye evin bütün sistemi değişmiş, bulaşıklar durulanmaya başlamıştı. Ya da en azından ben oralardayken öyle yapıyorlardı. Olay mahali NL, olay insanları NL :)

Aynı olay mahalindeyiz, alt kattaki ekipte bir Çinli var. Kokular, hijyen anlayışı başlangıçtan beri sorun ve olaydı o katta. Ama bu abinin duşa işemesi bardağı taşıran son damlaydı!!

sunrise said...

Ah canim Morkoyun,
Simdi bu yazdiklarini zevkle okumaktan utandim aslinda. "Keske daha cok yazsa, butun gunlerini yazsa' diyorum ama aslinda sen neler cekmissin. Hic bir seye uzulmuyorum, sadece temiz olmayan ortamlarda yasamak zorunda kalan insanlara aciyorum. Ben de Ankara'da bir ay(ancak bu kadar dayanabildim) yurtta kalip yaklasik 10 kilo verip, banyo yapmaya anneanneme gidince kesfedilmistim yurt insani olamayacagima ve hemen acilen anneannenin kanatlarinin altina alinmistim.
Artik cok geride kaldi o gunler senin icin de. Simdi hersey guzel olacak...
Sevgiler

HMF said...

kolay gelsin MorKoyun canim..umarim yeni maceran oncekilerden daha keyifli ve duzenli olur..:)

gezicini said...

benim yurtdışı ev arkadaslarımı hatırladım. geçmiş olsun, inşallah hep temiz, hijyenik şartlarda olasın.
sevgiler
gorki

Anonymous said...

merhaba mor koyun,

bugün kazanmayı umduğum bir yarışmayı kazanamadığımı öğrendim.. şuan hem ağlıyorum hem de gülülüyorum.. (beni yanlış anlama ama ben seni tanımama rağmen çok seviyorum, gerçekten..)

bi'de ben tırtıl..(bunu yazmasam daha iyi olurdu ama :)

loungetime said...

Sen anlatırken bile ben burda iihhh durumdaydım. Neyse geçmiş olmuş artık.

archisugar said...

:-) Gozlerim yerinden cikarak hayretle okudum. Yasamak belki de daha dogaldi okumaktan.
Uzakdogulularin hepsi yemek konusunda geleneklerine baglilar. Nereden nasil buluyorlar bilmiyorum ama gerekli her malzemeyi eksiksiz temin ediyorlar.
Ama koku dayanilmaz bence.:-P

miso said...

merhaba,
yeniyim ben, az önce geldim size. Amanını mor koyuun, meleeer geliir'i de söyledim bu arada. Yazıya bittim :) Çinli arkadaştan tiksindim, havuca gıcık kaptım vsvs. Görüşmek üzere.

marruu

MorKoyun said...

EkmekciKcim, ani yazmaktan da sikilan alkolik albayliga yelken actim:)
Firdevscim bizim de o yiyenlerden asagi kalir yanimiz yok sakatat mevzunda:)
Bercestos,var cift musluk, cift lavabo da var aslinda ama dip kose temizlik yok.
Anteriorcum, ne sizliycak icin yaw oh olsun bana:)
Sagolasin Cinarcim, Ycurlcum,Buketblucum,Muzicim.
Haklisin Simonsan, tesekkurler Fethiyecan, Aycasan.
Yazarim ben daha Sunrisecan,operim Hidroksi,sevgiler Gorki.
Ben de seni seviyorum Tirtilcim, umarim coktan gecip gitmistir hototlerin;)
Saolasin Loungetimecim.
Esracim buluyorlar malzemeyi cunku heryerde bildigin Cin marketleri var, daha yeni bir tanesini gezdim, izlenimlerimi aktaracagim:)
Hosgelsin Miso, yine gel bunu saymayiz:)

philosophique said...

Off benim de ilk sene kaldigim, mutfagi ortak yurdun yarisindan fazlasi uzak doguluydu. Koku unutulmaz. Bir arkadas adi "Helen Hadley" olan yurdumuza isim takmisti:"Helen Hadley, smelling badly!" :)

Yonca said...

büyük geçmiş olsun. Ruh sağlığın hala yerinde mi?

Yaşadıkların karşısında insan nasıl çıldırmaz, tebrikler valla