Friday, February 02, 2007

bunlari biliyor muydunuz?


saklambac oyunu esnasinda efendi gibi saklanip beklemek yerine eve gidip su icen, yemek yiyen, ihtiyac gideren ve bu sayede ebe basta tum katilimcilarin asabini bozan arkadaslari sevmedim sevmem. sirf onlar yuzunden canak comlek patlar, onca saklanma cabasi, sobe adina atilan depar yalan olur. buyuk babaannemin kendine has terimiyle 'ciridik-(oyunbozan)' olmak istemem, gec de olsa sevgili Pinar veYok ki'nin sobeleri uzerine...

gec yasimda haberdar olmama ragmen ilk duyusta baglandigim, trt radyolarindan baska yerde calinmayan ve muhtesem beste gufte uyumuyla ortami canlandiran Morkoyun turkusunu de dagdan gelen basrol oyuncusunu da cok severim. mor olsun olmasin suru pisikolojisine satasmalara inat kuzu-koyun ahalisini de takdir ederim.

cici el pis elli bizans oyunlarina zerre aldiris etmemis, cok ustume gelindiginde kalemi sag elime gecirip konusma yetenegimi suresiz tatile gondermis bir solagim. haliyle o ana kadar suursuz davranan ebeveynin panige kapilip taraf degistirmesiyle fabrika cikisi orjinal halime geri donmus bulunmaktayim.

dogumgunum 14subat. tebrigi kimin hakettigi kismi biraz karisik nitekim ben dogmamak icin cok caba sarfetmisim, ellemeyin burda iyiyim dedimse de anlayan olmamis, boynuma kordonu dolayip sessiz beklemisim. annem diyor ki, o zamanlarda nerde sen nerdeee Valentin. kimse haberdar olmadigina gore benim tevellut St.Valentin oncesine denk geliyor olsa gerek..

yukarida gormus oldugunuz resim ilkokul besten. mavi uniformali Fransiz askerleri yesilli Turk askerleriyle temsili Kurtulus savasi sahnesinde. belli ki konuya bir ders saati sure bicilmis ve yaratici dusunceyle kaybedecek zamanim yok:) kendimi bildim bileli adam kedi kopek kaldirim parmak kulak detay cizmeyi severim. sehit ve gazi askerlerin surat ifadesine dikkat edelim. tasarimci mimar olayim istedim, secildim lakin gonlumun istedigi yere yerlestirilemedim...

son olarak.. kisa planlanmis TR ziyaretim bir miktar uzamis olsa da, artik iyiyim ve hafifim. dusunen, iyi dileklerini gonderen, bizzat gelip soyleyen herkese tesekkur ederim.


top benden kime gitsin bir dusuneyim...

19 comments:

Anonymous said...

Sevgili morkoyuncanim,

Ben derimki gelirken su resmini getir de cerceveletip duvarimiza asalim. Ibreti alem gorsun Turk'un muhtesem gucunu. Canlandirma ve yuz ifadeleri de benim diyen Amerikan filmlerine tas cikartiyor

TR ziyaretini de uzatabildigin kadar uzat hic acele etme. Komsucan burdan sana derki: "ben de bu Pullman'nin nesine geldim?"

Sulucan said...

Ben geri gitmek istiyorum o 10 yaprakli orta boy resim defterlerine, bir pastel markasi vardi, en guzeli, neydi o? Gozlerimi yasarttin layn, o resmi yaptiktan iki sene sonraki halinle tanistim, ne buyuk sanardik kendimizi, ne kadar masum ne kadar kucukmusuz.

Pofit said...

Leyn, sen sulucan diil sulugöz olmuşsun bea? Bu ne duygusallık... O zaman bile iktidar mücadelesi hayatamızın gobeene oturmuş, şimdiden geriye baktığımda o zamanki hayal kırıklıkları falan şimdikilerden çok da farklı değildi. Ergenlik zor şey valla...Hele yürürken yuvarlanıyosan daha zor :(

Sulu said...

Hayati duz saci yuzune yapisan rockci entel counterpartlarimizi ekarte etmekten ibaret sanardik...

morkoyun said...

getireyim komsucanim ama es dost ne dusunur bilmem ki:)malesef elimiz mahkum donuyoruz koyumuze, kisa zamanda gorusmek uzre..

Sulucan yaslandin mi sen? ne bu hal kendine gel:) ayrica 'rakci entel kauntirpart' kim, ne oldu, ben resim yapiyodum haberim yok-(bir kucuk yesil antep fistikli cikolata karsiligina:))

Pofit, Ozsut'un profitrolunu begenmedim, ya alir gelirsin Inciden ya pisirir yedirirsin, bak sayili gunum kaldi haberin olsun:)

Punto said...

Bakın anlayışlar ne kadar değişti. Ben de solağım ama ilkokulda öğretmenim, sol elimi sıraya bağlayıp beni sağımla yazmaya zorladı. Şimdi bir çok şeyde solunu kullanan ama sağla yazan, solla çizen garip biri oldum. Sol eliyle yazanlara gıptayla bakıyorum.

morkoyun said...

sevgili Punto, benden oncekilerin daha gaddar iskencelere maruz kaldigini duymustum, mantigi anlamak mumkun degil. simdiki solaklar cok sansli, anlayisin degistigini son senelerde her sinifta uc bes fazladan bulunan solak sandalyelerinden anlamak mumkundu:)bu konuda amma dertliymisim meger, bir ara yazi yazayim:)

Canan & Atilla said...

Sevgili komsucum, uzun suredir buralardan uzakta, yazilarindan mahrum kalmistim. Bugun resmini gordugumde pastel boya kokusu burnuma kadar geldi vallahi :( SAglicakla ve sebgi ile kal.....

Punto said...

Solaklar için sandalye ha. Doğru bizim düz sıralar yok şimdi.Oturduğum sitede bir yıl başkanlık yaptım. bir arabalık yeri özürlü otoparkı yapmıştık. Otomobil kullanan bir özürlü var komşumuz. Tabela koyduk. İlk zamanlar tabelaya tekmeyi vuran arabasını bırakıyordu. İnatla devam ettik. Şimdilerde alıştı insanlar. Özürlünün yeri mi olurmuş diye çok itiraz eden olmuştu. Gerçekten insani ilişkilerde milletçe çok şey yapmamız gerektiğine inanıyorum. Solakların haklarından başlıyalım derim.

Pofit said...

Telini bulamıyoooooooooooooruuum...belki ararsan diye bekliyorum kaç gündür....mail atıyorum bak gene tellerimi, ara beni.

Pofit said...

Sulu insan...öğle tatilinde işten iki arkadaşla Kolej'in arka taraflarındaki merdivenlerden tırmanarak Kızılay istikametinde seyirttik...Dedim ki benim S_S'cüğümüm ömrü bu merdivenleri çıkmakla geçmişti...tabi o hikayenin benim bildiğim kısmı...sonraki bölümlerde kim bilir neler oldu?

Pofit said...

Diceksiniz ki taksit taksit ne yaptın? Aklıma geldikçe yazıyorum...Geçenlerde o yeşil antep fıstıklı çukulataların finansörü ile yıllar sonra buluşup bi kafede oturdum. Nasıl oldu sormayın...1-2 saat geçirdik, aklımda yüzünde bıkkın bir ifade ile şu dediği kaldı: "Babam da bana bi BMW aldı, iyi araba da, ne biliyim parkı çok zor".

Pratik Anne said...

Resme kabiliyetiniz kucuk yaslardan belliymis.

sulucan said...

Ulan fistikli cikolatayi kim veriyodu lan, bana bi gidim koklatmadan yediniz demek ki, bak hic haberim yok.

pofit said...

Sulucanım...iki şubeyi de ne kadar büyük bir başarı ile yürüttüğüm ortaya çıktı böylelikle :)) Cevap veriyorum: Çukulata finansörü, alacalı bulacalı boxera benzer şortuyla voleybol sahalarının vazgeçilmez pasörü, yassı yağlı kafalı, ayı gibicesine bi kişilikti, daha çok ruhen tabii.

morkoyun said...

yeniden hosgeldin Komsucum nerelerdeydin diye sormak yerine gelip kendim bakayim bloga:) evet bunlar kokan, bulasan, yapisan pastellerden:)

:))Punto, anlattiklarinizi okuyunca birden gozumde bizim koy civarlarinda (ABD) heryeri donatan bu levhalara Turk teknigi muamele yapilisi canlandi:) tekme bir yana astronomik cezasi olan bu alanlara ben sahsen saygida kusur etmemeye ozen gosteriyorum, saniyelik park bir servete malolabilir:) solaklara gelince, artik solak makaslarin satildigi ozel dukkanlar bile var. fiyatlar sosyetik ama olsun var ya:)

morkoyun said...

sevgili Sulucan ve Pofit:) ceneleriniz ve yazan elleriniz dert gormesin ama yine dedikodu hamamina donmus burasi kardesim, halka acik blogumuzda ucuncu sahislara soz hakki dogurmayin:) ayrica alinteriyle kazanilan o yesil cikolatalar yendi bitti afiyet oldu, yok bir de paylasacak miydik yani?:)

sevgili Pratik Anne, biraz meyil varmis kucuklukten evet ama su Morkoyun insanini yonlendirelim diyen olmamis malesef, tum yapilanlar amator caba:) sevgiler..

Asortik Krep said...

Hep sorucam size ama bu yoruma denk geldi mor koyun feminist koyun anlamına gelir mi?
Bu arada doğum gününüz kutlu olsun :))

morkoyun said...

tesekkurler Asortikcim, yok, bu mor, catilara renk veren mordan degil ama feminist koyun tamlamasi kulaga ilginc geliyor:) bu mor turkudeki en siradan turun en degisik, komik, gezmeyi seven, basina olmadik isler gelen bireyinin rengi:)