Friday, March 06, 2009

kiz basima bisiklet

bisikletlere duydugum tarifsiz ilgi kucukken o kadar da belli degildi. ilgimin siddeti bana bisiklet almayi once gerek ve istek, sonra da zaman ve maddi imkan yetersizliginden erteleyen bizimkiler sayesinde irilesti..
yaprak dokumunun leylasinin da bir keresinde belirttigi gibi ortancalarin isi zordu. O'nlar, ilk'i donatan hevesden de son'u simartan deneyimden de yoksundu. ilgiden bunalmak ya da tekrardan sikilmak luksu olmadigi gibi, herdaim, onceki buyurken kucuklugunu, sonraki buyurken buyuklugunu bilmeliydi. iste bu iki buyume dilimde bir yerlerde ortancalar da bir cirpida buyuyuverirdi. zaten asil konumuz bu degildi..
ilk bisikletim kalin enli tekerlekli, bastibacak motosiklet gorunumlu abimin eskisiydi. frenleri yoktu ama oturacak yeri deridendi. anaokul zamanlari civari cok sicak bir yazdi sanki. cok az binebilmeme ragmen simdi hatirladigim tek sey bisikleti ne kadar cok sevdigimdi. o siralar olsa gerek abim, yeni ve kocaman bisikletiyle kendisini ramazan pidesi almak uzre firina yolladigimiz bir iftar oncesi kocaman ve yeni bisikletiyle bir butun olarak geri geldi. bisikletin hatiri sayilir bir parcasi bacagina girmisti.. pansumanlar dikisler amanlar tuhlar derken benim bisiklet birgun bana gore hic sebep yokken kapicinin cocuguna verildi.. haber sonrasi yikilmis, cocugu bisiklette gordugum an kisisel tarihime ilk hissettigim asiri siddetli nefret olarak gecti.. abim iylestikten sonra kaldigi yerden bisikletine binmeye devam etti..
karne sonrasi, somestre de, onumuzdeki yaz, ondan sonra, tamam bu sefer kesin diye diye bisiklet vaadiyle gecen yazlardan umidi kesen benin gozu abimin eskitip hurdaya cevirdigi kocaman bisikletindeydi. abimin bisikleti evde kapladigi yer sebebiyle dayimin yilda 5 gun gittimiz yazligina gonderildi..

pes ettigimi sanacaklari yeterli zaman sonra, lise sonda, evden gizli biriktirdigim 1 senelik kupon karsiligi aldigim sertifikayla, milliyet gazatesinin nenehatun bayisinden, kutu icinde, kirmizi, pejo, simono vitesli, frenli, kocaman, gicir gicir bisikletimi teslim aldim. kacirdigim kuponlari bulmama ve kutuyu eve tasimama babam yardim ettiginden bunca yildir bizi kavusturmayanin aslinda kim oldugunu tam da anlayamadim.. 
mezun olup evden gidene kadar, 6 sene bisikletimi degil komurluk, balkonda bile birakmadim. odamin orta yerinde tutup gozumun onunden ayirmadim. esatta, odtude, bahcelide, kizilayda aman olsa nerde bineceksin ki sorusuna inat tepe tepe kullandim.. ben evden gittim kirmizi pejo da birilerine verildi.. burada para verip aldigim ilk kelepir bisiklet calindi.. simdi dunya guzeli gumus bir bisikletim var. cok gezdik hala geziyoruz. minicik Pitsburg'da. koskoca Sikago'da. kiz basimiza. hem de!




9 comments:

Düygü said...

Yürü beah morkoyun bacım. Ben de okulum uzakken 40 dakkalık yol gidiyordum zaman zaman pisikletimle. İnsanlar bu memlekette nedense pek bir deli gözüyle bakıyorlar.

Eskisi kadar sık binmiyorum artık (okul yakın). Ama en büyük hayalim ülke kıta filan geçmek bisikletle :)

La Loba said...

Ne hazin bisiklet anıları kızlar için. Maalesef benzer durumlar bizde de oldu. Hala içimdedir. Fotoğraf makinesi ağır basınca bisiklet hayalimi bir üst rafa kaldırdım, bekliyorum

Bisikletin de çok güzelmiş bu arada :)

Ekmekcikız said...

Bayılırım bisikletlere, bisiklet yolculuklarına, bisiklet hikayelerine ve onu sevenlere!
:))

Mr_Turkish_Delight said...

roman yazdim , silindi :(
Kisaca tekrar yaziyorum.
Ilk bisikletimin markasi " Hüdaverdi" idi. Son sürat giderken ucunca üzerinden uzun süre ara verdim. Gectigimiz senelerde yeni bir tane aldim, ama anladim ki yürümek daha zevkli :)

sevgiler
TD

ycurl said...

Ailede senden buyuk cocuk olunca ve bisikletle kaza yasamissa ne yazik ki en sonuncuya daha bir temkinli oluyorlar. Babamla fen lisesi sinavini kazanirsam bisiklet alma pazarligindan ben karli cikip pembe bisikletime kavusmustum. Biraz gec yasta olunca mahallede bir suru ufak cocuk bisiklet kullanmanla dalga geciyor ama olsun. Simdi aslinda yasadigim yer buna cok uygun ama ben hala dusunuyorum :))

Mr_Turkish_Delight said...

http://www.resimvadisi.com/data/media/247/kom8350.jpg
bu linkdeki fotografa bakin, koptum ben görünce :)

cici said...

mor koyuncum,
senin takipçilerin bir hayli fazla8bunların içinde tabiiki ben de varım. Buradan senin vesilenle duymayanlara duyurmak istediğim bi konu var iznin olursa. Faili meçhul kıyak hareketleri.
Bloğumda kısaca yer verdim. merak eden olursa gelip bakabilir.
Sevgilerimle... sibel
www.cafecihan.blogspot.com

bi dilay said...

Bisiklet dedin beni uzdun:( "bi tur atiyim mi yaaa" haykirislari (çunku onlar siradan istekler degil yalvarmalar seklinde gelisiyodu) beynimde çin çin çinladi.

Metrodan ve tum toplu tasim araçlarindan nefret eden ben bisiklet almayi hayal ederken ama paris'in dot kadar evlerinde yer yokken ve disarda biraktigin anda çaliniyoken;
Burda (bilmiyom belki orda da var gorgusuzluk etmiyim) velib diye bisey yaptilar. Paris'in her yerinde binlerce bisiklet istasyonu kurdular. Yillik ucret 29euros!! ve her 300 metrede falan bir istasyon var en az. evinden çikip en yakin istasyona gidiyosun, bisikletini alip istedigin yere gidip ordaki istasyona birakiyosun. bence bu "yilin bulusu"ydu.
Ve bisikleti olanlara "bi tur atiyim mi" demenin sonu:)

loungetime said...

Gümüş rengi bisikletini kıskandım. Bende alsam şu istanbul sokaklarında kullansam...

Düşününce vazgeçtim. Bisikletin yanında sahil kasabası olsa daha iyi olur sanırım.